Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/5454 E. 2022/8276 K. 23.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5454
KARAR NO : 2022/8276
KARAR TARİHİ : 23.11.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

Milletlerarası Tahkim Divanı Hakem Heyetince verilen 12.04.2021 gün ve 25141/FS sayılı kararın iptali istemi ile İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesine açılan davanın yargılaması sonucunda davanın reddine ilişkin verilen 06.07.2022 gün ve 2021/6-2022/4 sayılı karar, yasal sürede duruşmalı olarak davacı vekilince temyiz edilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. … ve Av. … ile davalı vekilleri Av. … ile Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, …Bank’ın müvekkili aleyhine Milletlerarası Ticaret Odası nezdinde başlattığı tahkim yargılamasında iddia ettiği alacağı davalı …’a devrettiğini, 2014 yılında bankanın dava dışı Armada Holding ile imzaladığı kredi sözleşmesine müvekkilinin kefil olduğunu, bankanın zamanaşımına uğramış kredi sözleşmesi için kefaletin uzatılmasını istediğini, bu çerçevede devam eden müzakerelerde paraflanan bir belgede yer alan tahkim anlaşmasına istinaden bankanın tahkim yargılamasına başvurduğunu, tarafların uygulanacak hukuku seçmediklerini, bu durumda Türk Hukukunun uygulanması gerektiği halde tahkimin Alman Hukukunun uyguladığını, hakemin Milletlerarası Tahkim Kanununun 15/A/1/d bendine aykırı olarak yetkili olduğuna karar verdiğini, Alman Hukukunun uygulanmasının MTK’nın 15/A/1-e bendi uyarınca hakemin yetkisini aşması anlamına geldiğini, sürpriz karar yasağının delindiğini, müvekkilinin Alman Hukukuna göre ispat hakkından mahrum kaldığını, hukuki dinlenilme hakkına aykırılık teşkil eden bu halin de MTK’nın 15/A/1-f ve 15/A/2-b bentleri uyarınca hakem kararının iptalini gerektirdiğini, müvekkilinin tahkim anlaşmasına rızasının bulunmadığını, zira tahkimin kefalet süresinin uzatımına ilişkin uzatma anlaşmasının 5. maddesine göre kendini yetkili gördüğünü, ancak bu taslakta kefilin sorumluluğunun üst sınırının yazmadığını, tarihin el ile değil bilgisayarda oluşturulduğunu, uzatma anlaşmasının fiilen imzalanacağı tarihi yansıtmadığını, dolayısıyla kefalet sözleşmesinin süresinin uzatılması için geçerli şartları taşımadığını, müvekkilinin kendisine gönderilen taslağı bağlayıcı olmadığını bilerek parafladığını, elektronik belge olarak karşı tarafa gönderdiğini, bu taslak üzerinden krediye ilişkin müzakerelerin devamını hedeflediğini, davalının temsilcilerinin bu elektronik taslağı görünce aslını e-maille istediklerini, düzeltilmesini ve kefilin sorumluluğu ile tarihin el yazısıyla imzalanarak tekrar gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin ise bu belgeyi imzalamadığını, dolayısıyla iradelerin uyuşmadığını, nitekim davalının da tahkim ile mahkeme başvurularından hangisinin daha doğru olduğunu değerlendirdiğini, tahkim anlaşmasının banka tarafından hiç imzalanmadığını, yazılı şekil şartını taşımadığını, müvekkili adına e-posta yazışmalarını yapanların da müvekkili adına tahkim anlaşması aktedebilmesi için yetkilerinin bulunmadığını, itirazın iptali davalarının devlet mahkemelerinin münhasır yetkisine girdiğini, buna rağmen ve her ne kadar icra inkar tazminatı talebi reddedilmişse de hakemlerin kendilerini yetkili görmelerinin hukuka aykırılık taşıdığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin dikkate alınması gerektiğini, zira MTK’nın 16/B maddesinde yargılama giderleri arasında ancak avukatlık asgari ücreti tarifesine göre takdir edilen vekalet ücretlerinin sayıldığını, Türk Hukukunda da emredici olarak asgari ücret tarifesine göre vekalet ücreti taktir edileceğinin düzenlendiğini, kamu düzeninden olduğunu, hakemin davalıya alacağını ispatlaması yönünde yardım ettiğini, tarafsızlığına gölge düşürdüğünü, tarafların eşitliği ilkesine aykırı hareket edildiğini, bunun da kamu düzenine aykırılık taşıdığını ileri sürerek tahkim anlaşmasının geçersizliği, hakemin yetkisizliği, eşitlik ilkesinin ihlali, kamu düzenine aykırılık, yetkinin aşılması, yargılamanın tahkim usulüne aykırı yapılması nedenleriyle hakem kararının iptalini, kararın tamamen iptal edilmemesi halinde hakemin icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verme yetkisinin olduğuna ilişkin kısım ile vekalet ücretine ilişkin kısmın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, MTK’nın 4/2. maddesi uyarınca tahkim anlaşmasının yazılı yapılması gerekirse de imza şartının bulunmadığını, teati edilen bir belgede yer almasının yeterli olduğunu, dava konusu tahkim anlaşmasının da davacı ile 06.03.2019 tarihinde paylaşılan taslak süre uzatım belgesi içinde yer aldığını, davacının bu belgeyi okuyup itiraz etmediğini, nihai halin de davacı ile paylaşıldığını, davacının belgeyi bizzat imzaladığını, müteselsil kefil ve süre uzatım belgesindeki Alman Hukuku lehine yapılan seçimin zımnen tahkim anlaşmasını kapsadığı sonucuna ulaşıldığını, hakeme göre sözleşmenin içeriğinin Alman Hukukuna tabi kılınması ile tahkim anlaşmasının içeriğinin farklı hukuka kılınması olağan dışı görüldüğünü, bu sebeple hakemin tahkim anlaşmasının geçerliliğini Alman Hukukuna göre incelediğini, bu yönde zımnî bir hukuk seçimi bulunduğuna karar verdiğini, tahkim anlaşmasının geçerliliğinde Alman Hukuku uygulanmasının tek başına iptal sebebi olmadığını, Türk Hukuku uyarınca dahi tahkim anlaşmasının geçersizliğinden söz edilemeyeceğini, bankanın Süre Uzatım Belgesinin revize halinin davacı yanca yeniden imzalanmasını istediğini, ancak bu tartışmaların tahkim anlaşmasının geçerliliği ile ilgisinin bulunmadığını, tahkim anlaşmasının geçerliliği ile esas sözleşmenin geçerliğinin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, zaten davacının da belgeyi bizzat imzaladığını ikrar ettiğini, hakemin müvekkiline yardımcı olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin reddedildiğini, MTK’nın yargılama giderlerine ilişkin 16/B maddesinin emredici nitelik taşımadığını, bu hususun esastan inceleme yasağı kapsamında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının imzaladığı Şahsi Garanti Anlaşmasının Süresinin Uzatılması başlıklı belgenin 5. maddesinde “Şahsi garanti anlaşmasının 16. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Bu sözleşmeden doğan ya da bu sözleşme ile ilgili olarak tüm ihtilaflar Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Tahkim Kuralları uyarınca, bu kurallara göre atanan bir veya birden fazla hakem tarafından çözümlenir. Tahkim Yeri İstanbul, Türkiye’dir. Yargılamanın dili İngilizcedir” hükmüne yer verildiğini, tahkim düzenlemesinin davalı bankanın davacı ile paylaştığı uzatma taslağına dahil edildiği, şahsi garanti anlaşmasının süresinin uzatılması başlıklı tahkim düzenlemesinin yer aldığı süre uzatım belgesinin 15.03.2020 tarihinde davacı yanca imzalandığı, tahkim düzenlemesini içeren belgenin imzalanmış elektronik halinin 15.03.2020 tarihinde ve ardından da orjinalinin 18.03.2020 tarihinde davalı (temlik eden) bankaya iletildiği, tahkim sözleşmesini içerir belgenin MTK’nın 4/2. maddesi uyarınca değiş-tokuş edildiği, bu hali ile tahkim anlaşmasının geçerli olduğu, tahkim anlaşmasının esası yönünden bağlantılı Alman Hukukunun usulen uygulanmasında MTK’ya aykırılık görülmediği, hakemin, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetme yetkisi ve vekalet ücretine ilişkin kısmın iptal edilmesi gerektiği yönündeki iptal sebeplerinin kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği, hakemin alacak miktarını ispatlaması için davalıya yardım etmesinin hakemin tarafsızlığına aykırı olduğu yönünde tahkim yargılaması sırasında itiraz olmadığı gibi delil de bulunmadığı, uyuşmazlığın niteliği itibariyle Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, 4686 sayılı MTK 15/2-a m. kapsamında iptal nedeninin söz konusu olmadığı, iptal davasında ancak uluslararası hukuk kuralları uyarınca esasa ilişkin olarak yanlış ülke hukukunun uygulanmış olması halinin kamu düzenine ilişkinliği sebebiyle incelenebileceği, yanlış hukukun uygulanması söz konusu olmadığından, davacının bu yöne ilişkin iptal talebinin yerinde görülmediği, re’sen incelenmesi gereken kamu düzenine aykırılık ve tahkime elverişli olmama hali bulunmadığı gibi, davacının ileri sürdüğü iptal sebeplerinin 4686 sayılı MTK’nun 15. maddesinde belirtilen sebepler arasında yer almadığı, davanın esasına yönelik olduğu, iptal davası nedenleri dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama ve Milletlerarası Tahkim Kanununun hakem kararlarının iptaline ilişkin 15/A maddesi hükmü gözetildiğinde, verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın ONANMASINA, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.