YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6064
KARAR NO : 2009/2423
KARAR TARİHİ : 16.04.2009
T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ
ESAS KARAR
2008/6064 2009/2423
-Y A R G I T A Y İ L A M I –
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirket nezdinde kasko sigortası bulunan müvekkiline ait aracın karıştığı trafik kazası sonucunda ağır şekilde hasarlandığını, davalı şirkete olayın ihbarına rağmen araç bedelinin ödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 31.000.-YTL araç bedelinin olay tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketçe görevlendirilen eksper raporuna göre sigortalı araçtaki hasarın sigortalının iddia ettiği yerde ve şekilde meydana gelemiyeceğini, davacı aracı ile dava dışı araçtaki hasarların birbiri ile uyuşmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini, hasarın teminat dışı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı aracındaki hasarın, davacının ihbar ettiği ve dava dilekçesinde iddia edildiği şekilde meydana gelen kaza sonucu oluşmadığı, davacının TTK’nun 1292/3 maddesine göre, sigorta poliçesinden kaynaklanan haklarını kaybettiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı sigortalı tarafından kendi aracının kasko sigortası şirketi aleyhine açtığı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut 26.9.2007 tarihli bilirkişi raporunda, pek çok husus irdelendikten sonra raporun sonuç kısmında, “27.10.2006 günü saat 21.00 sularında davalı şirkete kasko sigortalı otomobil ile park halinde bulunan dava dışı aracın
çarpışmaları şeklindeki kazanın trafik gereği meydana gelmesinin ancak tesadüf ve acemiliklerin bir araya gelmesi sonrasında oluşacak küçük olasılıklı bir kaza olduğu” belirtilmiştir. Raporda, küçük bir olasılık olsa dahi kazanın bu şekilde meydana gelebileceği ihtimalinin bulunduğu ifade edilmiştir. Bu rapora karşı, davacı vekili itirazlarını, açıklamalarını, bilirkişi raporunun neden hatalı ve yanlış değerlendirmeler içerdiğini 11.10.2007 havale tarihli dilekçesi ile itirazda bulunmuş; davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi yönünden alınan 27.3.2008 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, bu itirazlar irdelenip, değerlendirilmeden soyut yetersiz ve yüzeysel şekilde olayın kaza tesbit tutanağında belirtildiği şekilde gerçekleşmeyeceği kanaati bildirilmiştir. Halbuki, duruşmada dinlenen davacı tanıkları olayın oluş şekli yönünden kaza tesbit tutanağını doğrulamışlardır.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde, mahkemece yapılacak iş; tutanak tanıkları dinlenerek olay hakkındaki bilgi ve görgülerinin tesbit edilmesi, daha sonra İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum yada kuruluşlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, tanık beyanları, eksper raporları, bilirkişi raporları, davacı vekilinin itirazları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, açıklayıcı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil, bozma sebebidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.4.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.