YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5397
KARAR NO : 2009/7732
KARAR TARİHİ : 19.11.2009
…
-Y A R G I T A Y İ L A M I –
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVALILAR :1) … 2) … 3) … 4) …
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …, … ve …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle haklarında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendilerine ait taşınmazları davalılardan …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …,… ve … davalı …’dan daha önce aldıkları borca karşılık taşınmazı kendisine verdiklerini, davacı lehine kendilerine ait başka taşınmazları ipotek verdiklerini ve iyiniyetli olduklarını savunarak, davalı … ise borçlu davalıları daha önceden tanıdığını, kendilerine borç para verdiğini, alacağını tahsil edemeyince taşınmazları aldığını savunarak davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece taşınmazların tapuda gösterilen satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunmaması ve davalıların kötü niyetinin kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda tasarrufun iptal edilebilmesi için aynı yasanın 278, 279 ve 280. maddelerindeki koşulların oluşması gerekir. Somut olayda
../…
– 2 –
2009/5397
2009/7732
tasarrufa konu edilen taşınmazların tapuda gösterilen satış bedelleri ile bilirkişilerce belirlenen tasarruf tarihindeki gerçek değerleri arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmamakta ise de davalı 3. kişi …’in taşınmazları borçlu davalılardan olan alacağına karşılık satın aldığını bildirmesi ve haciz tarihi ile tasarruf tarihi arasında İİK.nun 279. maddesinde belirtilen 1 bir yıllık sürenin geçmemiş olması karşısında anılan bu madde uyarınca tasarrufun iptalinin gerekip gerekmeyeceği değerlendirilmelidir. Diğer yandan davalı …’ın diğer borçlu davalıları daha önceden tanıdığını beyan etmesi ve satışı yapılan taşınmazların atölye olması nedeniyle aynı yasanın 280. maddesi uyarınca davalı …’ın borçlu davalıların alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olup olmadığı ve yapılan tasarrufun ticari işletmenin devri niteliğinde bulunup bulunmadığının da tartışılmaması da doğru değildir. Eksik inceleme ile hüküm verilemez.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.