YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6892
KARAR NO : 2022/9059
KARAR TARİHİ : 14.12.2022
MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.06.2022 tarih ve 2021/878 E. – 2022/483 K. sayılı kararın birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.10.2022 tarih ve 2022/1481 E. – 2022/1472 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi birleşen davada davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl davada; Matpa Matbaa Malzemeleri Mak. ve Kağıt San. Tic. A.Ş. ile davacı arasında, İzmir 20. İş mahkemesi’nin 2021/74 Esas sayılı dosyasında görülen işçi ile işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davasının derdest olduğunu, davanın 22/03/2021 tarihinde açıldığını, mahkeme evraklarının usulüne uygun şekilde davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen, dava sonucunun kesinleşmesi beklenmeden 01/04/2021 tarihinde şirketin tasfiyesine karar verildiği ve şirketin ticaret sicilinden de terkin edildiğini, alınan tasfiye kararının, davacının alacağına kavuşmasını engeller mahiyette olduğunu zira, şirket adına kayıt ve tescil edilecek aktif ve pasifler bulunduğunu, şirketin vergi kaydının, ticaret sicilinden terkin olması nedeniyle “tanımsız” hale düştüğünü, davacının alacağına kavuşmasını teminen İzmir 20. İş mahkemesi’nin 2021/74 E. sayılı dosyasının 17/09/2021 tarihli celsesinde şirketin ihyası davası açmak için davacı tarafa yetki verildiğini, birleşen davada ise; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/878 Esas sayılı derdest dosyasının 03/03/2022 tarihli celsesinde dava dışı şirket tasfiye sonucu terkin edildiğinden tasfiye memuru … hakkında dava açmak üzere süre verildiğini ileri sürerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili; sicil kayıtlarının tetkikinde Tasfiye Halinde Matpa Matbaa Malzemeleri Mak. ve Kağıt San. Tic. A.Ş.’nin 25/11/2008 tarihinde kuruluş ile tescil edildiği, 24/08/2020 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru olarak …’ ün seçildiği, 24/03/2021 tarihli Genel Kurul kararı ile tasfiye işlemlerinin tamamlanması nedeni ile ünvan ve işletme kaydının ticaret sicil memurluğunca silinmesine karar verildiği ve 01/04/2021 tarihinde şirketin kapanışının sicile tescili yapılarak ünvan ve işletme kaydının sicilinden silindiğinin tespit edildiğini, şirketin tasfiyesinin kanuna uygun olarak gerçekleştirilmesi ve sona erdirilmesinden tasfiye memuru sorumlu olduğundan sicil müdürlüğünün bu konuda herhangi bir tetkik mükellefiyetinin bulunmadığını, usulüne uygun tamamlanmamış bir tasfiyeden tasfiye memurunun sorumlu olduğunu, müdürlüğün davanın türü itibariyle yasal hasım konumunda olup dava açılmasına sebebiyet vermediğini, davanın TTK 32. maddesine dayalı bir dava olmadığını, müdürlük aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur.
Birleşen davada davalı vekili; davaya konu şirketin usulüne uygun tasfiye edildiğini, tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve yasaya uygun olarak yerine getirildiğini, şirketin ihyasını gerektirecek herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; tüzel kişiliği ihya edilse bile tasfiye aşamasına kadar aktifleri pasiflerini karşılamaz durumda olan şirketin davacının iddia ettiği alacağı karşılayacak bir mal varlığı olmadığını, bu nedenle davacının işçilik alacakları olduğundan bahisle şirketin yeniden canlandırılmasını talep etmesinde hukuki yararı olmadığından haksız davasının reddinin gerektiğini, davacı ve davalının, şirketin tasfiyesi aşamasında evli olup halen boşanma sürecinde olduklarını, davacının, şirketin tasfiye sürecinden haberdar olduğu ve varsa alacağını süresinde talep edebilecek durumda olduğunu, davacının buna rağmen tasfiye sürecinde alacağını talep etmeyerek dava açtığını, tasfiye sürecinden haberdar olan davacının şayet şirketten bir alacağı var idi ise yaklaşık 8 ay süren bu süreçte alacağını tasfiye memurluğuna bildirmesi gerektiğini, davacının işçilik alacakları davasının açtığı tarihin 22.03.2021 olduğu ve bu tarihte şirketin tasfiye halinde olup henüz davalı ve şirkete tebligat yapılmadan 01.04.2021 tarihinde Ticaret Sicilden terkin edildiğini, taraflar arasında İzmir 18. Aile Mahkemesinin 2021/519 E. sayılı dosyası ile görülmekte olan boşanma davasının halen derdest olduğunu ve davacının asıl amacının boşanma dolayısıyla davalıya zarar vermek olduğunu, davacının tasfiye sürecinde alacağını bildirmemiş olması ve davalıya karşı açmış olduğu davalarda birbiriyle taban tabana zıt iddialarda bulunmasının davasında haksız ve kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacının gerçekte şirketten herhangi bir işçilik alacağı bulunmadığından şirketin ihyasını talep etmekte iyi niyetli olmadığını, şirketin tasfiyesi ve sicilden terkini usulüne ve yasaya uygun bir şekilde tamamlanmış olup, davacının alacaklılara yapılan çağrı üzerine verilen mühlet içerinde tasfiye halindeki şirkete başvurmadığını, çünkü gerçekte ihyasını istediği şirketten hiç bir işçilik hak ve alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunmalar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı Matpa Matbaa Malzemeleri Mak. ve Kağıt San. Tic. A.Ş.’nin 25/11/2008 tarihinde kuruluş ile tescil edildiği, 24/08/2020 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru olarak …’ ün seçildiği, 24/03/2021 tarihli Genel Kurul kararı ile tasfiye işlemlerinin tamamlanması nedeni ile ünvan ve işletme kaydının ticaret sicil memurluğunca silinmesine karar verildiği ve 01/04/2021 tarihinde şirketin kapanışının sicile tescili yapılarak ünvan ve işletme kaydının sicilinden silindiğinin tespit edildiği, şirketin tasfiye işlemleri ile ilgili sorumluluğun tasfiye memuruna ait olduğu, dava dışı şirket ile ilgili devam eden dava bulunması dolayısıyla davacının dava dışı şirketin ihyasını talep edebilmesi için haklı sebeplerinin mevcut olduğu ve davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı … Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırılığın söz konusu olmadığı ve davalı … sicil memurluğunun davanın niteliği gereği yasal hasım konumunda olduğu, bu sebeple ticaret sicil memurluğu aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri yükletilemeyeceği, birleşen dosya davalısı tasfiye memuru …’ün dava dışı şirket hakkında 22/03/2022 tarihinde açılan ve devam eden dava olmasına, bu davadan dava açılış aşaması öncesinde yapılan arabuluculuk görüşmeleri sebebiyle haberdar olunmasına ve ara buluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamamasına rağmen açılan davanın sonuçlanmasını beklemeden tasfiyenin tamamlandığından bahisle ünvan ve işletme kaydının ticaret sicil memurluğunca silinmesi için 24/03/2021 tarihli tarihli genel kurul kararını aldığı ve şirketin sicil kaydının terkinine sebebiyet verdiği bu sebeple yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının gerektiğinden, dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı, birleşen davanın davalısı … vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; tasfiye memuru olarak son tasfiye memurunun atandığı, derdest dava varken terkin işlemi yapılmış olmasında davalı tasfiye memurunun kusurlu olduğu, ilk derece mahkemesince delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, birleşen dava davalısı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, birleşen davada davalı … vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı birleşen davada davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.