Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1986 E. 2009/3933 K. 04.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1986
KARAR NO : 2009/3933
KARAR TARİHİ : 04.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, davalılardan …’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, kendisine ait taşınmazı alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla diğer davalılardan …’na sattığını öne sürerek, yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …, yatırım amaçlı olarak borçlu davalının paydaşı olduğu taşınmazı satın aldığını, kendisini tanımadığını, iyi niyetli olduğunu; davalı … ise borcu nedeniyle taşınmazı sattığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davalının kötü niyetinin kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalının kötü niyetinin kanıtlanamaması ve akit değerinin düşük olmasının tek başına muvazaanın kanıtı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen kara, dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 278/2 maddesi uyarınca akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama hükmündedir. Burada borçludan satın alan kişinin iyi niyetli olup olmadığına bakılmaz. İyi niyetli olsa dahi taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile tapuda gösterilen satış bedeli arasında pek fahiş fark olduğu takdirde bu satış bağışlama hükmünde olduğu için batıldır. Somut olayda taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli 1.7000.000.000 TL. olup, bilirkişiler tarafından belirlenen tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 23.595.84 YTL. olduğu, böylece ivazlar arasında fahiş fark bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafından davalı 3. kişi …’na yemin teklif edilmiş ve yemin eda edilmişse de İİK’nun 278/2 maddesi hükmü karşısında yapılan yemin önem arz etmemektedir. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 60.00 TL temyiz başvuru harcının davacıdan alınmasına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.