YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16
KARAR NO : 2009/10707
KARAR TARİHİ : 07.07.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi davacılar vekilince duruşmalı talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı ve davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacı eş ve çocuklar ile kardeşlerin sigortalı …’nin iş kazası sonucu ölümü nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazası sonucu olayda davalı işverenin % 70 davacılar murisinin de % 30 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Somut olayda zararın meydana gelmesinde, işverenin % 70, ölen işçinin de % 30 oranındaki kusurlu davranışlarının etkili olmasına, tarafların ekonomik durumuna ve davacı eşin karşılanmayan maddi zararının miktarına, ve özellikle bu maddi zararın tazmininin borçluyu müzayakaya maruz bırakacağının belirgin bulunmasına göre, dava konusu olayda Borçlar Kanunu’nun 44/2.maddesinin öngördüğü koşulların oluşduğu gözetilmeksizin mahkemece anılan maddeye dayanılarak davacı eşin maddi zararından %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmaması isabetsiz olmuştur.
Öte yandan Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına 20.000.00 TL. manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 10.000.00 TL’sına, çocuklar yararına ayrı ayrı 15.000.00 TL. manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken her biri yararına 5.000.00 TL’sına, hükmedilmesi ve ilam harcının tamamı davada haksız çıkan kişiden alınması gerekirken mahkemece davacı tarafından peşin yatırılan harcın yargılama giderleri içine katılarak davanın kabul ve red oranına göre paylaştırılarak davacının da harçtan sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıdaki açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine;
“1- Eş… için (75.895.24 :80/100) 60.716.19 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi, çocuklardan … için 19.142,59 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi, … için 339.33 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi , … için 15.000,00 TL manevi tazminat ile … … için ayrı ayrı 3.000,00 TL. manevi tazminatın 12.04.2005 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazla maddi ve manevi tazminat talebinin REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince Eş için hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.957,30 TL ve manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.300,00 TL, çocuklardan … için hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.214,26 TL ve manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.800,00 TL, … için hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 500,00 TL ve manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.800,00 TL, … için hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.800,00 TL , … … için hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 500,00’er TL avukatlık ücretinin davalıdan ayrı ayrı alınarak davacılara verilmesine,
3-Reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 2.300,00 TL ‘nin davacı eşten, 1.800,00 TL nin davacı …’dan,1.800,00 TL’ nın davacı …’dan, 1.800.00 TL’nın davacı …’tan 500,00’er TL ‘nın davacı kardeşlerden ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine, maddi tazminat istemi maddi zararın SGK’ca bağlanan aylığın peşin sermaye değerindeki artıştan ve resen yapılan hakkaniyet indiriminden kaynaklandığından bu durumun dava açılmandan önce davacılar tarafından bilinmesi mümkün olmadığından maddi tazminat isteminin reddi nedeniyle davalı yararında avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına
4-Davacılar tarafından yapılan toplam 877,50 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan takdiren 340,00 TL’sının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Alınması gereken 8.488,70 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.802,20 TL’ nin düşümüyle kalan 2.686,50 TL nisbi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından peşin yatırılan 5.802,20 TL’ nispi harç ile 26,20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 5.828,40 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-Ankara ili Polatlı ilçesi Gazi Mahallesi 2209 ada 2 parsel Blok/Giriş C/1 bağımsız bölüm ve aynı yer 2209 ada 2 parsel Blok/Giriş C/15 bağımsız bölüm üzerinde verilen ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, bu hususta Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazılmasına” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 60,00 TL temyiz başvuru harcının taraflarca yatırılmış olduğu anlaşılmakla, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 07.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.