YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13074
KARAR NO : 2009/12166
KARAR TARİHİ : 06.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 2.2.2007 tarihinden itibaren 24.basamaktan emekli olması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı 15. basamakta 25 yılını doldurduğunu bildirerek prim borçlarını 5569 sayılı Yasa kapsamında taksitlendirerek yapılandırma hakkı tanınmasını ve 2.2.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmiştir.
Mahkemece 5569 sayılı Yasa’da KOBİ’lerin tüzel kişi olarak açıklanan kurum ve kuruluşlardan alınan borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin düzenleme yapıldığı, somut olaya uygulama olanağının bulunmadığı, davacının 5458 sayılı Yasa gereği 30.6.2006 tarihine kadar kuruma başvurmadığından prim borçlarını yapılandırma imkanından yararlanamayacağını, 52-686.63-TL borcunu ödemedikçe yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HUMK’nun 179/4. maddesi gereğince davacı, kural olarak dava dilekçesinde hukuki sebeplerin (kanun hükümlerinin) özetini bildirmelidir. Ancak bu dava dilekçesinin zorunlu unsuru değildir. Dava dilekçesinde hukuki sebeplerin gösterilmemiş olmasının müeyyidesi yoktur. Çünkü HUMK’nun 76. maddesine göre hakim Türk Kanunlarını kendiliğinden (re’sen) uygulamakla yükümlüdür. Davacının dava dilekçesinde bildirildiği vakıalara uygulanacak hukuk kuralını bulup uygulamak Türk Kanunlarını uygulamak demektir. Daha açık bir anlatımla hakim tarafların bildirdikleri hukuki sebeplerle bağlı olmayıp tarafların dilekçelerinde bildirdikleri vakıaların hukuki sebebini re’sen araştırır ve belirler.
Somut olaya gelince; 5569 sayılı Yasa’da KOBİ’lerin yasada belirtilen kurum ve kuruluşlardan alınan borçlarının yeniden yapılandırılması düzenlendiğinden ihtilafa uygulanamayacağı, davacının süresi içerisinde davalı Kuruma 5458 sayılı Yasa’dan yararlanamayacağına ilişkin mahkeme gerekçesi yerindedir.
Ancak 5763 sayılı Yasa’nın 27.maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 24.madde gereğince , 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre sigortalı olanların 31/3/2008 tarihine kadar olan prim ve sosyal güvenlik destek prim borçları, bu maddenin yürürlüğe girdiği 26.05.2008 tarihini takip eden iki ay içinde, yani 26.07.2008 tarihine kadar yazılı olarak başvurulması kaydıyla, bu maddede belirtilen şartlarla yeniden yapılandırılabileceği düzenlenmiş ve 5797 sayılı Yasa’nın 4.maddesi ile 5510 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 25. maddesi gereğince 5510 sayılı Kanunun geçici 24 üncü maddesi kapsamına giren borçları anılan madde hükümlerine göre yapılandırılmamış olan işveren ve sigortalıların, bu maddenin yürürlüğe girdiği 19.08.2008 tarihinden itibaren yirmi gün içinde yani 08.09.2008 tarihine kadar yazılı olarak Kuruma başvurmaları kaydıyla, söz konusu madde kapsamına giren borçları bu maddede belirtilen şartlarla yeniden yapılandırılabileceği belirtilerek yeniden yapılandırmadan yararlanma süresi 08.09.2008 tarihine kadar uzatılmıştır.
Davacı 5.7.2007 tarihinde bu davayı açarak prim borçlarını yapılandırmak istemiştir. Davanın açılmış olması Kuruma yeniden yapılandırma başvurusu sayılacağından mahkemece ihtilafa 5458 sayılı Yasa’dan ve dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 5763 sayılı ve 5797 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının ve davacının bu yasalarla tanınan yapılandırma olanağından yararlanıp yararlanamayacağının tartışılması gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 6.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.