YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5185
KARAR NO : 2008/771
KARAR TARİHİ : 21.02.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … aleyhine takip yapıldığını, borcu karşılayacak miktarda mal bulunamadığını bu nedenle borçlunun almış olduğu emekli ikramiyesini çocukları olan diğer davalılar hesabına yatırmasına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemişlerdir
Mahkemece, davacı vekilinin ilk celsede davalılar aleyhine açılan davayı atiye terk etmesinden dolayı, esas hakkında karar tesisine yer olmadığına karar verilmiş hüküm davacı asil tarafından temyiz edilmiştir.
Vekil vasıtasıyla takip edilen davalarda usuli işlemlerin vekil tarafından yapılması esastır. Ancak somut olayda hükmü davacı asil temyiz etmiş ve vekilinin kendi iradesine aykırı olarak davayı atiye terk ettiğini açıklamış vekilini Ankara Barosuna şikayet ettiğini bildirmiştir. Bu olgu asilin vekili azletmesi gibi sonuç doğurması gerekir. Açıklanan nedenle asilin temyiz talebinin incelenmesi uygun görülmüştür.
Davacı vekili 5.6.2007 tarihli oturumda “davalılar aleyhine açmış olduğu tasarrufun iptali davasını atiye terk ettiğini” beyan etmiştir. HUMK’nun 185/1. maddesine göre davacı davalının rızası olmaksızın davayı takipten sarfınazar edemez. Uygulamada, “davayı takipten sarfınazar etmek” yerine “davayı takipten vazgeçmek, davayı geri almak, davayı atiye bırakmak veya davayı atiye terk etmek” deyimleri kullanılmaktadır. HGK’nun 14.9.1986 … 8/81-517 sayılı kararında; davanın atiye bırakılması, davadan feragat olarak nitelendirilemez. HUMK’nun 185/1. maddesi uyarınca davayı takipten sarfınazar şeklinde değerlendirimesi gerekeceği ifade edilmiştir.
Öte yandan davacının davayı geri alabilmesi için davalının açıkça … göstermesi gerekir. Şayet dava davalının yokluğunda devam ediyorsa, davacı davasını geri alamaz. Çünkü bu durumda davalının açık muvafakatı söz konusu olamaz.
Somut olayda, davalılar ilk oturuma katılmamışlar, oturuma gelen davacı vekili davayı atiye bırakmıştır. Davacı vekilinin de asilin rızası hilafına davayı takipsiz bırakması usul ve yasalara aykırı bir davranıştır.
SONUÇ: Davacı asil …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e geri verilmesine 21.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.