YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6844
KARAR NO : 2022/8176
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : ALANYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda;istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair verilen karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle;temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalılardan oğlu …’ı maliki olduğu 5 parsel sayılı taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümü satıp bedelini kendisine göndermesi amacıyla Malatya …. Noterliğinin 13.10.2016 tarih ve 26591 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, anılan vekaletname kullanılmak suretiyle bağımsız bölümü, diğer davalı eşi …’ya devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini, tarafların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap süresi geçtikten sonraki yazılı beyanlarında; dava konusu taşınmazın asıl malikinin eşi … olduğunu, icra tehdidinden kurtulmak için 2004 yılında davacıya devrettiğini, davacının taşınmaza emaneten malik olduğunu, davacının taşınmazın kendisine devredileceğini bildiğini bu sebeple vekaletname verdiğini, eşi ile aralarında boşanma davası açıldıktan sonra eldeki davanın kötüniyetli olarak açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.07.2020 tarihli ve 2018/734 E., 2020/241 K. sayılı kararıyla;davacının dava konusu taşınmazın satışı konusunda davalı …’ı vekil tayin ettiği, vekaletnamede taşınmazın diğer davalı …’ya devri konusunda özel bir yetki bulunmadığı, davalıların birlikte hareket ederek kendi yararlarına davacıyı zararlandırdıkları, davalıların sonradan kendi aralarında ihtilafa düşmeleri ve boşanma davası açılmış olmasının bu sonucu değiştirmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri Özetle
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın asıl malikinin davalı … olduğunu, icra tehdidinden kurtulmak amacıyla davacıya devrettiğini, davacının emaneten malik olduğunu, daha sonra müvekkili ve çocukları için güvence olması amcayla taşınmazı bedelsiz olarak devrettiğini, devir tarihi ile dava tarihi arasında uzun bir zaman geçtiğini, davacının vekili azletmediğini, ayrıca yargılama giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli 2020/1203 E., 2021/784 K., sayılı kararıyla;dava konusu taşınmazın davalı … tarafından davacının parası ile davacı nam ve hesabına ancak davalı … adına alındığı, davalı …’ın taşınmazı davacıya 2004 yılında devrettiği, sonrasında davacının verdiği vekaletname ile davacının bilgisi ve iradesi dışında, davalı …’ya devredildiği, taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri ile tapuda gösterilen değer arasında fahiş fark bulunduğu, davacıya ödenen bir bedel bulunmadığı, davalı …’nın davalı (vekil) …’ın eşi olması nedeniyle iyi niyetli 3.kişi kabul edilemeyeceği, dava tarihindeki değer üzerinden alınan harç ve takdir olunan vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı … vekili, istinaf talepli dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere; Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde olmasına, kararın dayanağı olan, (V/3.2) no.lu parağraftaki yasal ve hukuksal gerektirici nedenlere göre, Bölge Adliye Mahkemesince, (IV/3.) no.lu parağrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 12.295,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.