YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2020/363
KARAR NO : 2022/1594
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
1. Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen “karşılıklı boşanma” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen karar, davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Asıl Davada Davacı-Birleşen Davada Davalı İstemi:
4. Davacı-birleşen davada davalı vekili; tarafların on beş yıldan beri evli olduklarını, ortak iki çocuklarının bulunduğunu, eşlerin evliliğin ilk yıllarından itibaren huzursuzluk yaşadıklarını, kadın eşin birlik görevlerini yerine getirmediğini, evde yemek yapmadığını, çamaşırları yıkamadığını, psikolojisinin bozuk olduğunu, intihar etmeye kalkıştığını, gerçek dışı iddialarla karakola başvurarak müvekkili aleyhine evden uzaklaştırma kararı aldırttığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına 50.000TL maddi ve 50.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl Davada Davalı-Birleşen Davada Davacı İstemi:
5. Davalı-birleşen davada davacı vekili; erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, evlilik süresince müvekkilini aldattığını, çeşitli bahanelerle eve geç saatlerde geldiğini, eşine şiddet uyguladığını, ortak konutu terk ederek birlikte olduğu kadın için tuttuğu eve taşındığını, erkeğin bu kusurlu davranışları nedeniyle müvekkilinin tansiyon hastası olduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, velâyetlerin anneye verilmesine, her bir çocuk yararına 1.500TL tedbir-iştirak, kadın yararına 2.500TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 350.000TL maddi ve 250.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. … Aile Mahkemesinin 19.01.2017 tarihli ve 2015/590 E., 2017/43 K. sayılı kararı ile; erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, eşine hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, bu nedenlerle cezalandırılmasına karar verildiği, yaklaşık üç yıl önce ortak evden ayrıldığı, bu süreden beri eşiyle evlilik birliğini sürdürmek amacı ile bir araya gelmediği gibi ayrı kalınan zamanda eşine ve çocuklarına maddi-manevi destek sağlamadığı, gerçekleşen bu kusurlu davranışlarıyla boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, velâyetlerin anneye verilmesine, her bir çocuk yararına 300TL tedbir-400TL iştirak, kadın yararına aylık 500TL tedbir-700TL yoksulluk nafakası ile 70.000TL maddi ve 70.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı- birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
8. … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 16.10.2017 tarihli 2017/774 E., 2017/899 K. sayılı kararı ile; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda sadakatsiz davranan, eşine hakaret eden ve onu tehdit eden davacı-davalı erkeğin tam kusurlu olduğu, ne var ki ilk derece mahkemesince kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddi-manevi tazminat miktarlarının tarafların belirlenen ekonomik ve sosyal durumları, ayrıca erkeğin ortak çocuklar yararına ödemek zorunda olduğu nafaka miktarları, evliliğin süresi ve tazminata esas fiillerin ağırlığı dikkate alındığında fazla olduğu gerekçesiyle kadın yararına 400TL yoksulluk nafakası ile 40.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine, erkek eşin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
10. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.04.2019 tarihli ve 2018/2238 E.,2019/4348 K. sayılı kararı ile;
“…1-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
2- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-davacı kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 02.10.2019 tarihli ve 2019/1108 E., 2019/1471 K. sayılı kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içerisinde davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, nafakanın niteliği ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında, davalı-birleşen davada davacı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat miktarlarının az olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. Uyuşmazlığın çözümü için ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.
15. Boşanma nedeni ile oluşan maddi ve manevi tazminat 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 174. maddesi ile “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine sahiptir.
16. Maddi tazminat, kişinin malvarlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmanın karşılığını oluşturan giderimdir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 746). Boşanma nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.
17. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2. maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat bedeli maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlâl edilen eşe “uygun bir tazminat” verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate alarak takdir hakkını kullanmalıdır.
18. Yoksulluk nafakası ise, TMK’nın 175. maddesinde; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz” şeklinde düzenlenmiştir.
19. Anılan maddede geçen “yoksulluğa düşecek” kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda yasal bir tanımlama olmaması karşısında bu husus uygulamada kurallara bağlanmıştır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarihli ve 1998/2-656 E., 1998/688 K.; 16.05.2007 tarihli ve 2007/2-275 E., 2007/275 K. ve 20.06.2019 tarihli ve 2017/2-2424 E., 2019/751 K. sayılı kararlarında; “yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim” gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların “yoksul” kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle, geçimini kendi malî kaynakları ve çalışma gücüyle sağlama imkânından yoksun olan taraf diğer koşulları da varsa yoksulluk nafakası talep edebilecektir.
20. Evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olan yoksulluk nafakasının özünde, sosyal ve ahlâki düşünceler yer almaktadır. Yoksulluk nafakası, bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır (Akıntürk, T./Ateş, D., Aile Hukuku, C. 2, … 2019, s. 302).
21. Yoksulluk nafakasıyla, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanması düşünüldüğünden, yoksulluk nafakasının amacı hiçbir zaman nafaka alacaklısını zenginleştirmek olamaz. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olmasının yanı sıra, nafaka talep edilen eşin de nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında, yoksulluk nafakasının sosyal ve ahlaki düşüncelere dayanması özelliği, sadece nafaka talep eden tarafa nafaka verilmesinde değil, aynı zamanda nafaka talep edilen tarafın nafaka ödeyebilecek ekonomik gücünün bulunması koşulunda da kendisini göstermektedir. Dolayısıyla boşanmadan sonra yoksulluğa düşecek olan tarafı koruma amacını taşıyan yoksulluk nafakası, hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmamalıdır.
22. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalı erkeğin gümrük müşaviri olarak çalıştığı, … marka aracı ile tripleks evi bulunduğu, sevgilisi ile birlikte rezidans dairede oturduğu, dinlenen tüm tanık beyanlarına göre maddi durumunun yerinde olduğu, lüks araçlara bindiği, evden ayrıldıktan sonra lüks bir rezidansta yaşamaya başladığı, gece hayatının bulunduğu, buna karşılık davacı kadının bayan kuaförü olarak çalıştığı ve bu işten aylık 1.500TL gelir elde ettiği, çocukları ile birlikte yaşadığı ve geçimini kendisinin sağladığı anlaşılmaktadır. Kusur durumunun değerlendirilmesinde ise; tarafların 11.07.1999 yılında evlendikleri, ortak iki çocuklarının bulunduğu, dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında boşanmaya sebep olan olaylarda kadın eşten kaynaklanan kusurlu bir davranışın ispat edilemediği, erkeğin ise sadakatsiz davrandığı, eşine karşı fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret içerikli sözler söylediği, gerçekleşen bu olaylara göre evlilik birliğinden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini çok ağır bir şekilde ihlâl ettiği hususunda Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
23. Hâl böyle olunca; evliliğin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesi, paranın alım gücü, hakkaniyet ilkesi, tazminatların niteliği, ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat, kişilik haklarına yapılan saldırı, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında kadın eş yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddi-manevi tazminat miktarlarının az olduğu, Mahkemece hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
24. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
Dosyanın HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine Gönderilmesine,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 24.11.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.