YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/861
KARAR NO : 2009/6015
KARAR TARİHİ : 05.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların malik/sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın, müvekkiline ait yabancı plakalı araca çarparak sürüklenmesine ve bariyerlere çarpmasına neden olduğunu belirterek, araçta meydana gelen 10.386.20 DM hasar bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, davacı aracının, birbirini sollayan iki kamyona rağmen süratli giderek kontrolünü kaybetmesi sonucu bariyerlere çarparak hasarlandığını, kusuru ve tazminat miktarını kabul etmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Şirketi vekili cevap dilekçesinde, alacağın zamanaşımına uğradığını, poliçenin mevcudiyetinin ispatlanması gerektiğini, kaza tarihindeki muhtemel teminat limitinin 250.00 YTL olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Daire’nin 23.11.2004 tarih, 2004/9429-12383 Esas ve Karar sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı aracı kazadan hemen sonra olay yerinden ayrılmış olup, davacının, iddia ettiği davalı eylemi sonucunda zararın meydana geldiğini ispatlanamadığı ve uygun illiyet bağı tespit edilemediğinden, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Daire’nin 23.11.2004 tarih, 2004/9429-12383 Esas ve Karar sayılı bozma ilamında; “Haksız fiilden doğan zararın tazminine ilişkin davalarda ispat yükü davacıya aittir. Somut olayda, davacının öncelikle aracında meydana gelen zararını ve davalının kusurunu kanıtlaması gerekir.
Mahkemece, olay yerinde keşif yapılmasına ve davacı şahitlerinin keşif yerinde hazır bulundurulmasına karar verilmiştir. Usulümüzde şahitlerin keşif yerinde hazır bulundurulması biçiminde bir ifade yoktur. Tarafların şahitlerine keşif yerinde hazır olmaları, başka yerde bulunan şahitlerin talimatla dinlenmeleri için şahitlere davetiye çıkarılmalı, talimat yazılmalı, olayın oluş şekli hakkındaki deliller toplandıktan sonra dosyadaki fotoğraflar, davacının diğer gider belgeleri ile birlikte değerlendirilerek kusur ve hasarın belirlenmesi için trafik ve hasar uzman bilirkişi kurulundan rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli olmayan delil durumuna göre hüküm kurulması doğru değildir.” denilmiştir.
Bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle, taraflar yönünden usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda mahkemece, bozma sonrasında alınan 29.01.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporundaki kusur oranı ve hasar miktarı oluşa uygun bulunduğundan, bu rapora göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre, mahkemenin 06.11.2003 tarih, 1999/668 Esas ve 2003/789 Karar sayılı, davanın kısman kabulüne dair önceki hükmü, davalı …Ş. tarafından temyiz edilmediğinden, bu davalı yönünden kesinleştiği ve davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, davalı …Ş. hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.