Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/7983 E. 2023/326 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7983
KARAR NO : 2023/326
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2021/85 Esas, 2022/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2022/1565 Esas, 2022/1402 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi,
Suç vasfına, eksik incelemeye, gerekçe bulunmadığına, hakkında takipsizlik kararı verilen temyiz dışı sanıklar … ve …’nın suçlarının sübuta erdiğine ilişkindir.

2. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi,
Meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık … ile maktul … arasında tarla meselesi nedeni ile uyuşmazlık bulunduğu, olay günü tarlalara biçer makinesinin gelmesi sebebiyle sanık ve maktulün tarlalarına komşu tarlası olan tanıklar … ve …’in kendi arazilerinde bulunduğu, sanığın traktörünü park edip tanık …’ın yanına geldiği, sanığın sürekli miras meseleleriyle ilgili konuşmasından dolayı tanık …’ın biçer makinesinin bulunduğu yere doğru gittiği, bir süre sonra maktulün de traktörüyle olay yerine geldiği, sanığın maktulün traktörünün önüne geçerek ”benim arazimden geçemezsin” diye bağırdığı, maktulün sanığa

karşılık vererek ”burası yoldur herkes geçiyor” dediği, sanık ile maktul arasında kısa bir süre tartışma yaşandığı, tartışma sonrasında maktülün traktörü ile kendisine ait olan tarlaya doğru geçtiği, akabinde sanığın da maktulün yanına gittiği ve tüfek ile maktule ateş ettiği, tüfek sesini duyduktan sonra tanık …’in koşarak maktulün tarlasına geldiği, maktulü traktörün sol tarafında yüz üstü yatar vaziyette bulduğu, tanık …’in ” vurmuşsun adamı!” demesi üzerine sanığın maktulü kastederek “hak etti o onu” dediği, tanığın yardım istemek için tanık …’i aradığı sırada sanığın tüfeğini tekrar doldurduğu ve elindeki tüfek ile maktulün yanına doğru giderek baş ucunda tekrar ateş ettiği ve olay yerinden ayrıldığı anlaşılmakla sanığın kasten öldürme suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.

Sanığın aralarında anlaşmazlık bulunan maktulün kendisine küfür ettiğine yönelik aşamalardaki beyanlarının tanık anlatımlarıyla desteklenmediğinin anlaşılması karşısında, olayda maktulden kaynaklı sanığa yönelen haksız bir fiilin tespit edilemediğinden sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı tespit edilmiştir.

Sanığın soruşturma aşamasında, maktule yardım etmek istemediğine, bunun içinden gelmediğine dair anlatımları ile maktulün meydana gelen durumu hak ettiği yönündeki söylemleri nazara alındığında, sanığın gerçekten pişman olduğuna dair kanaat oluşmaması nedeniyle sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmadığı tespit edilmiştir.

2. Sanığın savunmasında suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.

3. Tanık E.Ş. beyanı dava dosyasında mevcuttur.

4. Olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisi dava dosyasında mevcut olup olay yerinde ve suç kullanılan tüfeğin haznesinde 4 adet boş kartuş ele geçirildiği tespit edilmiştir.

5. Sanığın yakalanması sırasında yapılan usûlüne uygun üst araması neticesinde TU- KA TÜFEKLERİ DÜZCE marka ÇAP 16X70 ibareleri taşıyan, suçta kullanılan av tüfeğinin sanığın rızası ile muhafaza altına alındığı belirlenmiştir.

6. İstanbul Kriminal Jandarma Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim olunan 09.10.2020 tarihli raporda; inceleme konusu av tüfeğinin mekanik bir arızasının bulunmadığının ve olay yerinden elde edilen 4 adet boş kartuşun, bu tüfekten atıldıkları belirtilmiştir.

7. Sanıklar … … ve … hakkında İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.10.2021 tarihli maktül …’a yönelik kasten öldürme suçundan ek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Temyiz Dışı … Ve …’ya Yönelik Temyiz İstemi Yönünden
Temyiz dışı sanıklar … … ve … hakkında Olay ve Olgular başlığı altında (7) numaralı bentte ayrıntılarına yer verilen ek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, … … ve … hakkında kurulmuş bir hüküm olmadığından, katılanlar vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

1. Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır.

2. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın maktulü öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararlarında sebat ettiğine ilişkin dava dosyasına yansıyan bir durumun bulunmadığı, sanığın savunmalarından olayın ani bir kastla geliştiği sonucuna varılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık Müdafiinin Eksik İncelemeye Yönelik Gerekçe Bulunmadığı Yönünden
1. Sanığın suçlamayı kabul ettiği, tanık E.Ş. ve mağdurun soruşturma aşamasında tespit olunan beyanlarının birbiri ile uyumlu olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin açık bir şekilde beyan edildiği, sanığın eyleminin sübuta erdiğinin kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde eksik inceleme yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)

Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.

Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemes(ler)i tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.

Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında eksik inceleme hususunda ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de Gerekçe bölümünde yer alan (B.1-2.) nolu paragrafında, ilgili temyiz sebebine yönelik gerekçeli değerlendirme yapılarak söz konusu eksiklik Yargıtay tarafından giderilmiş olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Sanık Müdafiinin Haksız Tahrik Yönünden
Sanığın savunmasında maktulün kendisine yönelik hakaret içerikli sözlerinin olay anında olay yerinde bulunan tanık E.Ş. tarafından doğrulanmaması nedeniyle, maktulden kaynaklanan sanığa yönelik haksız saldırı bulunmadığı anlaşılmakla sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması yönüyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Sanık Müdafiinin Takdirî indirim Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirim sebebi uygulanması Mahkemenin takdirinde olup Mahkemece, sanığın pişmanlığının bulunmaması şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeyle takdiri indirim sebebi uygulanmadığı belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Sanık Müdafinin Meşru müdafaa Yönünden
Somut olayda, tanık E.Ş. anlatımı karşısında maktül tarafından sanığa yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırının bulunmadığı, bu itibarla somut olayda meşru savunmadan söz edilemeyeceği saptanmakla, inceleme konusu hükümde bu sebebe dayalı bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Gerekçe bölümünde E bendinde açıklanan nedenle katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2022/1565 Esas, 2022/1402 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Hükmolunan netice ceza miktarı ile sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İnegöl 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.02.2023 tarihinde karar verildi.