YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22440
KARAR NO : 2022/18927
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar
Karar tarihinde cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu anlaşılan sanıklardan …’nun Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi’nin 2017/19115 Esas ve 2017/19045 Karar numaralı ve 28.09.2017 tarihli bozma ilamından önce 11.07.2014 tarihinde Silivri 3. Asliye Ceza Mahkemesince talimatla alınan savunmasında duruşmalardan vareste tutulmayı, sanık …’nın ise yine bozma ilamından önce 20.03.2013 tarihinde Ünye Asliye Ceza Mahkemesince talimatla alınan savunmasında duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ettiğinin anlaşılması karşısında, savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle TCK’nın 196. maddesine aykırı davranıldığını belirten tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı CMK’nin 253/21 ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34. maddeleri gereğince “şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarih ile “uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği” tarihe kadar zamanaşımı süresinin durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin sanığın temyizinin incelenmesinde;
Sanık hakkında katılana yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan Kumru Asliye Ceza Mahkemesinin 02.09.2014 tarihli, 2012/232 Esas ve 2014/64 Karar sayılı kararıyla mahkûmiyet hükmü kurulduğu ve bu sanık yönünden 16.10.2014 tarihinde temyiz edilmeyen hükmün kesinleştiği, buna karşılık diğer sanıklar …, …,… yönünden dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderildiği, (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince suçun uzlaşma kapsamına alınması sebebiyle uzlaşma hükümlerinin uygulanması için dosyanın bozulması üzerine yeniden esasa kaydedilen yargılama dosyasına taraf olarak hakkındaki hüküm kesinleşen …’nın da kaydedildiği, uzlaşmanın sağlanamaması üzerine tüm sanıklar hakkında yeniden mahkûmiyet hükmü kurulduğu, sanıklar … ve …’nun haklarındaki mahkûmiyet hükümlerini temyiz etmedikleri, sanık …’nın hakkında yeniden kurulan ikinci hükmü ve sanıklardan …’nun da bozma üzerine hakkındaki mahkûmiyet hükmünü temyiz ettikleri, diğer taraftan sanık … yönünden hükmün infazı devam ederken Ünye Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosunun 07.05.2018 tarihli uzlaştırma hususunda uyarlama yargılaması yapılması talepli yazısı üzerine, Mahkemece 09.05.2018 tarihli ek karar ile infazın durdurulmasına karar verildiği, bu durumun göz ardı edilerek haklarında mahkûmiyet hükümleri bozulan diğer sanıklarla birlikte yargılamaya devamla ikinci kez mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmış ise de; sanık …’nın hakkındaki hükmün daha önceden kesinleşmiş olması nedeniyle bu hususta verilecek kararın 5275 sayılı Kanun’un 98 ve 101/3 maddeleri uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olacağı mahkemece ikinci kez kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuken geçersiz olduğu ve temyizen incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla dosyanın bu sanık yönünden incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2) Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin sanığın temyizinin incelenmesinde;
Mahkemece sanık hakkında hangi ilamın tekerrüre esas alındığı karar yerinde belirtilmemiş ise de; 5275 sayılı Kanun’un 108/2. maddesinde yer alan “tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınacak cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmü uyarınca önceki hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli, 2012/6-1431 Esas ve 2013/18 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, eksik hususun infaz aşamasında gözetilebileceği göz önüne alındığında tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmemesi bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozmaya uyularak yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA, 14.11.2022 tarihinde sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına dair ön sorun yönünden Başkanvekili …’ın karşı oyu ile oy çokluğuyla, diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dairemizin 14/11/2022 tarih, 2021/22440 Esas, 2022/18927 Karar sayılı çoğunluğun (2) nolu onama düşüncesine aşağıdaki belirttiğim sebeplerle katılmıyorum.
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık duruşmalardan bağışık tutulmak talebinde bulunan ancak hükmün verildiği oturumda bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu olarak bulunan sanığın karar duruşmasında hazır edilmemesinin savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasındadır.
Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda mahkemenin yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Savunması alındığı sırada başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanıkların bağışık tutulma hakkından söz edilemez. Çünkü, bağışıklık, kovuşturma evresinde hür olan sanıklara talimat mahkemesinde veya asıl mahkemesinde savunma yapma konusunda verilen bir haktır. Dolayısıyla başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunması sebebiyle bu konuda seçim veya tercihte bulunma imkanı bulunmayan sanığın “bağışık tutulma” beyanının hukuki sonuç doğurduğundan söz edilemez.
Buna göre bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanığın karar duruşmasına getirilmemesi son savunma ve son söz hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/1. maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (2) nolu onama görüşüne katılmıyorum.14.11.2022
…
Muhalif Üye