YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8842
KARAR NO : 2022/9579
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 25.02.2021 tarih ve 2015/198 E. – 2021/108 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin faturaya dayalı alacağını tahsil için giriştiği icra takiplerine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten toplam 23.000,00 TL alacağının bulunduğunu, ancak davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirketin icra takibini uzatmak maksadı ile kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcisi, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; 28.09.2008 tarihinden sonra davacı yevmiye defterleri ve muavin defter kayıtları esas alındığında davalıdan 29.734,57 TL tahsil edildiği dikkate alındığında; davacının davalıdan 23,255,30 TL alacağının bulunduğu görülmekte ise de davalı tarafından davacıya toplamda 50.000.- TL tutarında çek verildiği ve bu çeklerin davacıya ait kanuni defterlerinde yer almadığı, ancak bu çeklerin tarihleri esas alındığında ise 28.09.2008 tarihinden sonra verilen çeklerin toplamının 26.000,00 TL olduğu belirlendiğinden bu durumda davacının davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığı, ayrıca davacının icra takibi başlatmakta kötüniyeti olduğu kanıtlanamadığı gerekçesi ile, davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 04.12.2014 tarihli ve 2014/13818 E., 2014/17450 K. sayılı ilamı ile; davalı tarafça sunulan makbuz ve çekler üzerinde durulup değerlendirilerek gerektiğinde ek rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi cihetinden bozulmuştur. Ancak bozmaya uyulmuş olmasına rağmen gereği yerine getirilmemiştir.
Dava, iki ayrı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dolayısıyla davalı şirket tarafından sunulan çek ve nakit ödemelere ilişkin belgelerin her iki icra takibine konu faturalara yönelik olarak incelenmesi gerekirdi. Ancak mahkamece, fatura tarihlerinden önceki döneme ilişkin çekler de takibe konu faturalara ilişkin ödeme kabul edilip borçtan mahsup edilmiş olup, öncesinde yapılan ödemeler takip toplamından mahsup edilemez. Mahkemece yapılması gereken, sonraki tarihli çeklerin takibe konu faturalara ilişkin ödeme olarak kabul edilerek, toplam alacak miktarından mahsup edilmesidir.
Bu durumda, tüm çeklerin takip konusu toplam alacaktan mahsup edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.