Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/21155 E. 2022/18608 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21155
KARAR NO : 2022/18608
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Sanık … hakkında beraat, diğer sanıklar hakkında hükümlülük, kaçak sigara ve aracın müsaderesine

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan gümrük idaresi vekilinin temyiz talebinin hakkında beraat kararı verilen sanık … ile sınırlı olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Olay tutanağına göre; No:5 sayılı depodan 3 kişinin ellerindeki siyah poşetleri park halindeki araca yüklediğinin görülmesi üzerine müdahale edilerek yapılan aramada araçta 750 karton, depoda ise 15.700 karton kaçak sigara ele geçtiği, sanıkların savunmalarında sigaraların … isimli şahsa ait olduğunu, kendilerinin taşıma amaçlı orada bulunduklarını beyan ettikleri, mahkemece … isimli şahsın yapılan araştırmalara rağmen bulunamadığı, kollukça yapılan araştırmada depo sahibi olduğu tespit edilen … isimli şahsın “no:5 sayılı yeri kiraya verdiğini ancak kiraya verdiği şahısların kayıp olduğunu” beyan ederek kolluğa faks yoluyla bir adet içeriğinde kiracının açık kimlik bilgileri bulunmayan kira sözleşmesi sunduğu anlaşılmakla; … isimli şahıs yeniden araştırılıp, depo sahibi … ve … yetkilileri ile kiraya verilen şahıs … ve sözleşmede ismi geçen …’ın dinlenmesi, sanıkların dosyada bulunan telefon numaralarına ilişkin olay günü ve öncesine ilişkin görüşme ve sinyal bilgilerini içeren HTS kayıtları istenmesi ve …’nun iş yerini açık kimlik bilgilerini öğrenmediği ve kira sözleşmesine aktarmadığı bir şahsa kiraya vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, iş yerinde bulunan sigaralarla …’nun da irtibatının olabileceği yönünde yeterli şüphe bulunduğunda hakkında kamu davası açılması için suç ihbarında bulunulması, kamu davasının açılmasının sağlanmasından sonra dosyaların birleştirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1) Suç tarihi itibarıyla sanıkların eyleminin 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 Sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, yazılı şekilde 5607 sayılı Yasanın 3/10. maddesi gereği mahkumiyet hükmü kurulması,

2) Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2. maddelerinin somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
3) 24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 30.01.2014, iddianame düzenleme tarihinin 19.02.2014 olduğu,
UYAP kayıtlarının incelenmesinde, sanıklar hakkında benzer suçlardan açılmış kamu davalarının bulunduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanıkların eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından sanıklara ait dosyaların incelenmesi ve gerektiğinde gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinin gerekmesi,
5) Sanık …’ın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydının 4733 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Yasanın 62.maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilamın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesinin gerekmesi,
6) Sanık … hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için TCK’nun 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının TCK’nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
7) İddianamede nakil aracının müsaderesinin talep edilmediği anlaşılmakla, bu hususta ek savunma hakkı da verilmeden nakil aracının müsaderesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Katılan Gümrük İdaresi vekili ile sanık …’ın, sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, temyiz edenin sıfatına göre CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanıklar … ve …’ın cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
08/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.