YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4851
KARAR NO : 2009/6724
KARAR TARİHİ : 19.10.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 853 ada 1 parsel sayılı 37.772,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı olmakla birlikte tapu kaydının oluştuğu tarihe dek lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının gerçekleştiği ve ayrı bir tapu kaydı bulunduğu gerekçesiyle 974 ada 6 parsel sayılı 5.537,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde 853 ada 1 sayılı parsel hakkında 4753 sayılı Yasa’ya göre oluşan tapu kaydına dayanarak, 974 ada 6 sayılı parselin ise devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı Hazine vekilinin 974 ada 6 sayılı parsele ilişkin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Davacı Hazine’nin çekişmeli 853 ada 1 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece çekişmeli taşınmazın, davalının dayanağı tapu kaydının kapsamında kaldığı, miktar fazlası yönünden davalı taraf lehine Hazine tapusunun ihdas tarihine kadar zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalı, Hazinenin temliki ile iskanen oluşan 27.8.1949 tarih 146 sıra numaralı tapu kaydına, davacı Hazine ise toprak tevzii çalışmaları sonucu oluşan 02.01.1964 tarih 759 numaralı tapu kaydına dayanmışlardır. Mahkemece tapu kayıtları dosyaya getirtildiği halde, mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamları belirlenmemiş; iskanen oluşan davalı dayanağı tapu kaydının da haritasının bulunup bulunmadığı araştırılmamış, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesine göre kayıt ve belgelerin harita, plan ve krokiye dayanması halinde bu kaydın kapsamı dayanılan harita, plan ve krokiye itibar edilmek suretiyle belirlenir. Kaydın haritası yok veya uygulama imkanı bulunamıyor ise hudutlara değer verilir. Mahkemece tarafların dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının ve varsa haritasının getirilip kadastro paftası ile çakıştırılarak mahalline uygulanmadan karar verilmesi doğru değildir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle dayanılan tapu kayıtları ve varsa haritası ile tüm komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgeler, belirtmelik tutanak ve haritaları, dağıtım cetvelleri getirtilip dosya tamamlandıktan sonra yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tarafların dayandığı tapu kayıtlarının ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutlar mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, uzman ziraat mühendisinden veya mühendisler kurulundan arazinin niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanakların edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının ve varsa haritasının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, davalı dayanağı tapu kaydının taşınmazın bir bölümünü kapsadığı belirlendiği takdirde kaydın gayri sabit hudutlu olması nedeniyle miktarı ile geçerli olacağı nazara alınıp kayıt miktar fazlası üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde yazılı zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı, iskan haritası, toprak komisyonu haritası, kadastro paftası ölçekleri eşitlenip çakıştırılarak yapılacak uygulama sonunda, davalıya ait tapu kaydının miktar fazlasının Hazine’ye ait tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde davalı tarafın zilyetliğinin ancak iskan tarihinden sonra başlamış olacağı gözönüne alınarak Hazine tapusunun tesisine kadar davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap süresinin dolmadığı gözetilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 19.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.