YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7632
KARAR NO : 2023/910
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İstanbul Anadolu 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2021/48 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 26.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.02.2022 tarihli ve 2021/14491 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27726 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27726 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1- Sanığın 09.02.2016 tarihli ilk eylemi nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmadığından bahisle kaldırılarak 30.06.2016 tarihli iddianameyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda sanığın mahkûmiyetine ilişkin Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2016/607 Esas, 2017/512 Karar sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 18.01.2018 tarihli ve 2017/2589 Esas, 2018/65 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu 20.03.2020 tarihli ikinci suç bakımından 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden dava açılmasının kanuna uygun olduğu cihetle, dava şartı bulunduğu gözetilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, beraatine karar verilmesinde ve “sanığın beraatine” karar verilerek davanın esasını çözen bir kararla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “Sanık dava konusu 20.03.2020 tarihinde işlediği iddia edilen uyuşturucu madde kullanmak amacıyla bulundurma suç fiili ilk defa işlenmiş olduğundan hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi işlemi yapılabilmesi için karar kesinleştiğinde dava dosyasının bir örneğinin kararla birlikte uyap üzerinden Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” şeklinde karar verilmek suretiyle hükümde çelişkiye neden olunmasında;
2- Kabule göre de; kamu davası açılmasının şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde; isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanığın 20.03.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2021 tarihli ve 2020/195603 soruşturma, 2021/3078 esas, 2021/2328 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede, şüpheli hakkında daha önce 2017/2068 soruşturma sayılı dosyasında 13.04.2017 tarihli iddianame ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesine 2017/191 esas sayılı kamu davasının açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
B. İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2021/48 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/191 esas sayılı dosyasında beraat kararı verildiği gerekçesiyle, sanığın beraatine, dava konusu 20.03.2020 tarihli eylem nedeniyle hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi işlemi yapılabilmesi için karar kesinleştiğinde bir örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği,
C. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2017/191 Esas, 2018/206 Karar sayılı kararının incelenmesinde; sanığın 04.01.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2017 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2017/191 Esas, 2018/206 Karar sayılı kararı ile suçun daha önce verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında ve erteleme süresi zarfında işlendiği, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verildiği, düşme kararının 27.04.2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
D. Şüphelinin 09.02.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ise, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 29.02.2016 tarihli ve 2016/2934 soruşturma, 2016/73 sayılı kararı ile beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak 30.06.2016 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2016/607 Esas, 2017/512 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın kararı istinaf ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 18.01.2018 tarihli ve 2017/2589 Esas, 2018/65 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği,
E. Her ne kadar Mahkemece, “ilk davanın yapılan yargılaması sonunda beraat kararı verildiği” gerekçesiyle, “sanığın beraatine” karar verilmiş ise de;
1. Sanığın 09.02.2016 tarihli ilk eylemi nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle kaldırılarak 30.06.2016 tarihli iddianameyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda sanığın mahkûmiyetine ilişkin Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2017 tarihli ve 2016/607 Esas, 2017/512 Karar sayılı kararının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 18.01.2018 tarihli ve 2017/2589 Esas, 2018/65 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek
suretiyle kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu 20.03.2020 tarihli suç bakımından 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca erteleme kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılmasının kanuna uygun olduğu, kovuşturma şartının gerçekleştiği gözetilerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken beraatine karar verilmesi ve davanın esasını çözen beraat kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine “Sanık dava konusu 20.03.2020 tarihli suçu ilk defa işlediğinden hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi işlemi yapılması için karar kesinleştiğinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” şeklinde karar verilmek suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
2. Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında; mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile “beraat” kararı verilemeyeceği, beraat kararı verilmesi halinde bu suçtan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kamu davası hakkında “durma” kararı verilerek, kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın “beraatine” karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2021/48 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.