YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/30111
KARAR NO : 2023/915
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine uyarınca tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese Merkezi Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmaması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul ederek Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhli çağrı kağıdının bu adrese yapılmasında zorunluluk bulunmasına karşın, yokluğunda verilen kararı içerir çağrı kağıdının, doğrudan 7201 sayılı Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi suretiyle sanığa yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 311 inci maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz isteminde bulunulması halinde bu talebi inceleme merciinin Yargıtay’ın İlgili Dairesi olması karşısında, Yerel Mahkeme tarafından temyiz talebinin kabulüne ilişkin 26.10.2016 tarihinde verilen ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek bu kararın kaldırılması ile öğrenme üzerine gerçekleştirilen temyiz isteminin süresinde olduğuna karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve aynı Kanun’un 43, 53 ile 58 inci maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası,hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanun’un 43, 53 ile 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, kararın usul ve Kanun’a aykırı olduğu, suça konu mesajların gönderildiği sanığa ait olduğu belirtilen telefon numarasının iddianamede yanlış yazıldığı, sanığın talimat yoluyla alınan savunmasında sadece kendisine iddianamenin okunduğu, diğer bilgi ve belgelerin gösterilmediği, sanığında iddianamede belirtilen telefon numarasının kendisine ait olmadığını söyleyerek suçlamayı reddettiği, bu durumun sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına neden olduğu ile mahkemenin iddianame içeriği ile bağlı olarak beraat kararı vermesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın … numaralı telefonu ile katılanı arayarak ve mesaj göndererek mesaj tespit tutanağına konu edilen sözlerinden dolayı tehdit ve hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla açılan davada, Mahkeme oluşu iddianamedeki gibi kabul ederek sanığın her iki suçtan cezalandırılmasına karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin 3, 4 ve 6 ncı fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanun’un 225 inci maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün 4/570-51 sayılı Kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır.
Bu açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında düzenlenen iddianamede suçta kullanılan telefon numarasının yanlış gösterilmesi, suç oluşturduğu kabul edilen sözlerin iddianamede açıkça gösterilmemesi ve savunması alınırken sadece kendisine iddianamenin okunulmasıyla yetinilmesi nedenleriyle sanığın ne ile suçlandığını bilmeden savunmasının alındığının anlaşılması karşısında, iddianamedeki suçta kullanıldığı belirtilen telefon numarasına ait maddi hatanın düzeltilmesi, kolluk tarafından tanzim edilen mesaj tespit tutanağındaki suça konu mesajların sanığa okunarak savunmasının alınması ve tüm delillerin ortaya konularak delil değerlendirilmesi yapılmasından sonra karar verilmesi gerekirken, bu hususlara riayet edilmeden karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2.Suç tarihinde uzlaşma kapsamındaki hakaret suçunun, bu kapsamda kalmayan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci bendinin birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçu ile birlikte işlenmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrası dikkate alındığında, soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma olanağının ortadan kalktığı, bu nedenle de atılı suçlara ilişkin 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3.Bir önceki bentte belirtilen bozma nedeni uyarınca taraflar arasında uzlaştırmanın sağlanamaması halinde, 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde basit yargılama usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde karar verildi.