Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/3682 E. 2022/8563 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3682
KARAR NO : 2022/8563
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ : …BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.11.2020 tarih ve 2017/230 E. – 2020/469 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 23.03.2021 tarih ve 2021/362 E. – 2021/552 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili şirketin “My Suit Residence” isimli lüks bir butik otel ve konaklama tesisini işletmekte olduğunu, müvekkilinin başvurusu üzerine TPMK nezdinde “My Suit Residence” markası ve “My Life Suit” markası ve benzeri adlı markaların müvekkili adına tescil edildiğini, “My Life Suit” isimli marka, unvan ve logosunun kullanım hakkının gerek marka sahibi olarak müvekkiline ait olduğunu, davalıların “My Life Suit Otel” ismi ile otel işletmekte olduğunun müvekkili tarafından yapılan araştırma sonucu öğrenildiğini, dolayısıyla müvekkile ait tescilli marka, unvan ve logonun davalılarca izin alınmaksızın kullanıldığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün sonlandırılması için davalılara çekilen ihtarnameye rağmen davalıların eylemlerinin devam ettiğini ileri sürerek, marka hakkına yapılan tecavüzün tespiti, meni, refi ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 25.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı-karşı davalı vekili 01/10/2020 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 10.221,93 TL’ye arttırmış, hukuki dayanaktan yoksun karşı davanın ise reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacılar vekili, müvekkillerinin davacıdan önce faaliyete geçtiğini, davacının tescil ettirdiği ve kullandığı tek bir markasının bulunduğunu, bu markanın da “My Suit Residence” olduğunu, davacı şirketin bunun dışındaki marka başvurularının ise müvekkillerinin faaliyetine mani olmak adına yapılan başvurular olduğunu, müvekkillerinin bahse konu diğer markaları kullanmadığını, 556 sayılı KHK’nın madde 8/3 gereğince müvekkillerinin söz konusu ibare üzerinde gerçek hak sabihi olduğunu, bütün bu anlatımlar çerçevesinde davacı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini savunarak, asıl davanın reddini, karşı davasının kabulü ile “My Life Suit” ibareli markasının 43. sınıfta yer alan emtialar bakınından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacının adına tescilli markalarının “Mylıfe Suıt” ve “My Suit Resıdence” ibarelerinden oluştuğu, davalıların fiili kullanımının ise “Suit Otel My Life” şeklinde olduğu, davalıların fiili kullanımında Suit Otel ibaresinin yardımcı bir unsur olarak kullandığı, zira bu ibarenin markanın üst bölümünde ikinci planda yer alacak şekilde küçük puntolarla yazılı bulunduğu, halbuki söz konusu davalılar kullanımında yer alan “My Lıfe” ibaresi büyük puntolarla yazılı bulunup davalıların fiili kullanımın marka etkisi yaratacak esas unsuru olduğu, bu şekilde davacının adına tescilli markalarına bakıldığında 2016/77407 sayılı davacı markasının da “My Lıfe Suıt” ibarelerinin kullanıldığı görüldüğü, Suit ibaresinin otelcilik alanında görece ayırt ediciliği daha düşük bir ibare olması karşısında davacının söz konusu markasında da “My Lıfe” ibaresinin ayırt edici gücünün daha yüksek olduğu, davacının “My Suıt Resıdence” ibareli markası farklı bir kelime bütününden oluştuğu için bu markanın davalının fiili kullanımı ile bir benzerliği bulunmadığı ancak tarafların aynı sektörde faaliyet göstermeleri, davacının adına tescilli 2016/77407 sayılı markasının 43. sınıfta tescilli bulunması, davalıların otel işletmeciliği ile iştigal ediyor olmaları, davacının markası ile davalıların fiili kullanımları arasındaki benzerlik çerçevesinde davacının 2016/77407 sayılı markasına tecavüz koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacı markasına tecavüz edildiğinin kabulü halinde davacı tarafından tazminat isteme koşullarının oluştuğu, tazminata konu sürenin davaya konu markanın koruma tarihi (30/09/2016) ile dava tarihi (18/05/2017) arası olması gerektiği, seçilen hesaplama yöntemine göre, davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde tazminata konu süre dahilinde bulunan 2016 yılı içinde; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak herhangi bir kâr elde etmediği, seçilen hesaplama yöntemine göre davalı tarafa ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde; tazminata konu süre dahilinde bulunan 2017 yılı başından dava tarihine kadar olan sürede; davalının, davaya konu davacı markasını kullanarak 10.221,93 TL kâr elde ettiği, karşı dava yönünden ise, davacılar tarafından dosyaya sunulan belgelerin içeriğinde davacıların fiili kullanımlarının hangi ibareye ilişkin olduğuna dair bir veri bulunmadığı gibi 04/03/2016 tarihinden itibaren “piyasada maruf hale getirme” şartının gerçekleştiğine dair bir verinin de bulunmadığı, dolayısı ile somut olayda 556 sayılı KHK madde 8/3 koşullarının oluşmadığı, bu çerçevede hükümsüzlük koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, ref ile tazminat taleplerine ilişkin, karşı dava ise öncelik hakkına dayalı olarak davacı karşı davalı markalarının hükümsüzlük talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak öncelik hakkı SMK 6/3 maddesinde “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” şeklinde nisbi ret nedeni olarak, SMK 25/1 maddesinde ise hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Asıl davada davalı karşı davacı hükümsüzlük nedeni olarak üstün öncelik hakkı olduğunu iddia etmiş, delil olarak internette yayınlanan tanıtım belgelerini ibraz etmiştir. Bu belgeler incelendiğinde davalı “My Life Suit Otel” ibaresini 2015 yılının Mayıs ayından itibaren kullandığı anlaşılmaktadır. Bu kullanım hizmet sunumunda markasal niteliktedir. Bu itibarla mahkemece, davacının ibraz ettiği internet çıktılarının tarihlerinin aralarında bilgisayar mühendisi bilirkişinin bulunduğu uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle internet üzerinde araştırma yaptırılarak söz konusu kullanımları gösteren tarihlerin gerçek olup olmadığı diğer ifadeyle sonradan oluşturulup oluşturulmadığı belirlenip birleşen dava yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı karşı davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 01.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.