Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37500 E. 2023/43 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37500
KARAR NO : 2023/43
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/687 Değişik İş
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine dair karar
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hükümlünün yasaklanmış haklarının geri verilmesine yönelik 13.12.2013 tarihli isteminin, cezasının bihakkın tahliye tarihi olan 02.05.2002 tarihinde infaz edilmiş sayılması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun (5237 sayılı Kanun) 7/3 ve 53 üncü maddeleri gereğince bu tarihten itibaren belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma cezası ve güvenlik tedbirleri sona ereceğinden kabulü ile yasaklanmış
haklarının bulunmadığının tespitine dair Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2013 tarih ve 2013/687 değişik iş sayılı kararının temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.07.2022 tarih ve 94660652-105-21-17916-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.10.2022 tarihli ve 2022/101688 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2022 tarihli ve 2022/101688 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Silahlı çetenin sair eşrafı olmak suçundan sanık …’nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2, 59/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi gereğince 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 24/12/1997 tarihli ve 1996/153 esas, 1997/440 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca uyarlama yargılaması yapılması üzerine, sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan lehe kabul edilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 62, 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/06/2005 tarihli ve 1996/153 esas, 1997/440 sayılı ek kararını takiben, sanığın memnu hakların iadesi talebinde bulunması üzerine, hükümlünün yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine ilişkin Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2013 tarihli ve 2013/687 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan almış olduğu mahkumiyet kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 14 ve geçici 2. maddeleri gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun’un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı, somut olayda her ne kadar Mahkemesince memnu haklarının bulunmadığına karar verilmiş ise de, sanık hakkındaki mahkumiyet kararında her hangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, sanığın mahkumiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunabileceği ve hakkındaki adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın daha sonra yeni bir suç işleyip işlemediği incelenerek,
hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.. “
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
Uyuşmazlık
Silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan, mülga 765 sayılı Kanun 168/2, 59/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5 inci maddelerince hükmedilen ağır hapis cezasını infaz etmekte iken yapılan uyarlama yargılaması sonucunda lehe olan 5237 sayılı Kanunun 314/2, 62 ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddelerince verilen cezasını infaz eden hükümlü hakkında yasaklanmış hakların geri verilmesinin söz konusu olup olmayacağına ilişkindir.

Hukuki Süreç
1. Bingöl ilinde Hizbullah Örgütüne yönelik çalışmalarda örgüt içerisinde yer alıp, örgüt adına zekat toplama ve tahsilat işlerine karıştıkları, örgüt mensuplarını evlerinde barındırarak saklanmalarına vesile oldukları tespit edilen şahıslara yönelik yapılan operasyonlar kapsamında hükümlü …, 01.02.1996 tarihinde yakalanıp, gözetim altına alınmıştır. Kolluğun 02.02.1996 tarihli talebine istinaden de Cumhuriyet savcısınca hakkında 15 … gözetim süresi uygulanması uygun görülmüştür.
2. Cemal Kod adı ile örgüt içerisinde eylem ve faaliyetlerde bulunduğu belirtilen hükümlü …, 11.02.1996 tarihinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde atılı suçlamaları ikrar etmiş, örgüt içerisinde olduklarını bildirdiği kişilere ilişkin bilgiler vermek sureti ile örgütün İlim grubu içerisinde yer aldığını ve pişman olduğunu beyan etmiştir.
3. Tahkikat neticesinde tanzim olunan 12.02.1996 tarihli Bingöl Emniyet Müdürlüğünün fezlekesi ile mevcut Anayasal ve laik düzeni silah zoruyla yıkarak yerine şeri’i düzene dayalı İslam Devleti kurma amacı bulunan Hizbullah örgütünün İlim grubunu oluşturdukları ve cami çalışmaları adı altında örgütlendikleri, camilerde örgüte eleman kazandırdıkları, örgüt adına şahısları tehdit ederek korku ve panik yaratmaya veya şahısları darp ederek yahut sopa ile döverek sindirmeye çalıştıkları, güvenlik güçleri hakkında istihbari bilgileri toplayıp ayrıca görüşlerinden olmayan kişilerinde istihbaratını yaparak örgüte bildirdikleri, cezaevinde bulunan örgüt mensupları ile görüşmelerde bulunarak çalışmalar yaptıkları, bazı vatandaşların ev ve iş yerlerine giderek örgüt adına zekat adı ile zorla para istedikleri ve
para vs… muhtelif gıda maddeleri aldıkları, bunları örgüte teslim ederek maddi gelir temin ettikleri, örgütün gizli toplantılarına katıldıkları, örgüt mensuplarını evlerinde barındırdıkları, okullardaki yaşı küçük ve tahsil çağındaki gençleri Kur’an öğretme bahanesi ile örgüte kazandırdıkları veya kazandırmaya çalıştıkları tespit edilen, aralarında hükümlünün de bulunduğu şüphelilere ilişkin gönderilen soruşturma evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının 1996/175 hazırlık numarasına kayıt edilmiştir.
4. 12.02.1996 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde emniyette verdiği beyanları ve de atılı suçlamaları kabul etmeyen hükümlünün Hizbullah örgütüne üye olmak, örgüt adına zekat adı altında para toplamak ve faaliyetlerde bulunmak suçlarından diğer altı şüpheli ile birlikte Sulh Ceza Hakimliğine tutuklanmaları için sevkleri yapılmış ve Bingöl Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.1996 tarihli, 1996/23 müt. sayılı sorgu kararı ile de 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 104 üncü maddesi gereği tutuklanmıştır.
5. Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.1996 tarihli ve 1996/175 hazırlık, 1996/9 karar sayılı görevsizlik kararı ile, hükümlü ile birlikte diğer sanıklar hakkında Hizbullah Örgütüne üye olmak, örgüt adına zekat adı altına para toplamak ve faaliyetlerde bulunmak suçlarından yürütülen evrakın, atılı suçların takibinin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığının görev alanına girmesi nedeni ile Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Tahkikat evrakları Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 1996/579 numarasına kayıt edilmiştir. Firar olan 10 şüpheli hakkında 08.03.1996 tarihli, 1996/579 hazırlık ve 1996/60 karar sayılı tefrik kararı ile evraklarının 1996/683 hazırlık numarasına kayıt edilmesine karar verilmiştir.
6. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.1996 tarihli iddianamesi ile aralarında hükümlü …’ında bulunduğu sanıkların, suç tarihlerinin 1995 yılı ve sonrası olduğu ve Hizbullah örgütü ilim cemati içerisinde yer aldıkları belirtilerek, … kod adı ile örgüt içerisinde yer alan hükümlünün eylemlerine uyan 765 sayılı Kanun’un 168/2., 31., 33., 40 ve 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddeleri gereğince cezalandırılması istenilmiştir.
7. Aralarında askeri hakiminde bulunduğu Diyarbakır 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1996/153 esas sayılı dosyasına kayden yapılan yargılamanın 24.12.1997 tarihli duruşması sonunda tefhim olunan hükümle özetle; …’nın, Hizbullah terör örgütünün sair üyesi olmak suçundan 765 sayılı Kanunun 168/2., 59/2., 31., 33., 40., ve 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddelerince 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Tefhim olunan hükmün kamu hizmetlerinden yasaklanmasına ve kısıtlılık altına alınmasına dair ilgili kısmı;
“…TCK.nun 31.maddesi uyarınca müebbeden kamu hizmetlerinden yasaklanmalarına,
TCK.nun 33 maddesi uyarınca ceza süresi zarfında yasal kısıtlılık altında bulundurulmalarına,…”
Şeklindedir.
8. Diyarbakır 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 24.12.1997 tarihli, 1996/153 Esas, 1997/440 Karar, sayılı kararı, yapılan temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.12.1998 tarihli, 1998/1419 Esas ve 1998/4224 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. DGM’nin 16.02.1999 tarihli kesinleşme şerhinde de kararın Yargıtay kararı ile onanarak, 22.12.1998 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.
9. 16.02.1999 tarihli müzekkereler ile hükümlünün ağır hapis cezası ile TCK 31 inci maddesine mütedair ilamları infazen DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş, 23.02.1999 tarihli ceza fişi düzenlenmiştir. Ancak yazışmalarda ilamın aksine hakkında TCK’nın 31 inci maddesi gereğince 3 yıl kamu hizmetlerinden men cezasına ilişkin cezasının kayıtlara işlenerek infazen gönderilmesi istenilmiştir.
10. 19.10.2004 tarihli dilekçesi ile hükümlü …, 5237 sayılı Kanun’un 314 ve 62 nci maddelerince infazı tamamlandığından hakkında ek karar verilene kadar infazının tehirini istemiştir. İstem üzerine verilen Diyarbakır 4 Nolu Ağır Ceza Mahkemesinin (5190 sayılı Kanunun 1. maddesinde yazılı suçlara bakmakla görevli) 28.10.2004 tarihli, 2004/415 müteferrik karar nolu kararı şöyledir;
“Hükümlü … Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğünce Mahkememize gönderdiği 19.10.2004 tarihli dilekçe ile, 1 Nisan 2005 tarihinde yürülüğe girecek olan 5237 sayılı yasanın lehine olan maddesinin uygulanmasını talep ettiği, Diyarbakır C.Başsavcılığının yazıları ile hükümlünün infaz edilen ceza süresi dikkate alınarak 5237 sayılı yasanın yürürlüğe gireceği güne kadar ertelenmesine ve başka suçtan hükümlü bulunmadığı takdirde tahliyesine karar verilmesi talep edildiğinden;
Hükümlü …’nın Mahkememizin 24.12.1997 … ve 1994/153 Esas ve 1997/440 Karar sayılı hükmü ile TCK’nun 168/2,3713 S.Y. 5. mad. 59/2.maddeleri gereğince neticeten 12 Yıl 6 ay Ağır Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilip, verilen hüküm Yargıtayca onanarak kesinleşmiştir,
01 Nisan 2005 tarihinde yürülüğe girecek olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu suç için tayin olunan ceza miktarı nazara alındığında, hükümlünün cezaevinde kaldığı süre, TCK’nun 2. Maddesine göre yeniden yapılacak düzenleme sonucu alacağı cezanın infazını doldurmuş bulunduğundan, hükümlünün talebinin kabulü ile yukarıda tarih ve numarası yazılı bulunan mahkememize ait hükmün infazının Durdurulmasına, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde bu hükümden dolayı derhal salıverilmesine,
Karar gereğinin yerine getirilmesi için Diyarbakır C. Başsavcılığına gönderilmesine, itirazı kabil olmak üzere evrak üzerinden oy birliği ile karar verilmiştir.”
28.10.2004 tarih 2004/415 müteferrik kararı hükümlü 28.10.2004 tarihinde tebliğ almıştır.
11. Süreçte, 5237 sayılı Kanun gereği ek karar ittihazında bulunulması üzerine Diyarbakır 4 No’lu Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK’nun 250.maddesinde yazılı suçlara bakmakla görevli) 15.06.2005 tarihli, 2005/97 ek karar, 2005/532 müteferrik karar nolu ek kararı ile Cumhuriyet savcısının mütalaası alınarak dosya üzerinden yapılan uyarlama neticesinde, hükümlü lehine olduğu belirlenen 5237 sayılı Kanunun 314/2.,62.,53.,63 ve 3713 sayılı Kanunun 5’inci maddeleri uyarınca, 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Yargıtay yolu açık olmak üzere, iddia makamının talebine uygun olarak, oy birliği ile karar verilmiştir. Hak yoksunluğu yönünden kurulan hüküm ise;
“5237 sayılı TCK.nunun 53/1 maddesi gereğince mahkumiyetin kanuni sonucu olarak hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar (53/c fıkrasında belirtilen haklardan şartla tahliye tarihine kadar) maddedeki haklardan yoksun bırakılmalarına,
Şeklindedir.
Ek karar 27.06.2005 tarihinde, hükümlü müdafisinin aynı büroda bulunan stajerine tebliğ edilmiştir. Ek kararın temyiz edilmemesi nedeni ile 04.07.2005 tarihinde kesinleştiği 07.07.2005 tarihli şerhte belirtilmiştir. 07.07.2005 tarihinde, 5237 sayılı Kanunun 314/2, 62, 53/1-c ve 3713 sayılı Kanun 5 inci maddelerinden tali karar fişi düzenlenmiştir. 07.07.2005 tarihli müzekkere ile adli sicil kaydının düzeltilmesi için tali karar fişi Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir.

12. 08.07.2005 tarihli müddetnamede, hükümlünün bihakkın tahliye tarihinin 02.05.2002, 3713 sayılı Kanun’un 17 maddesine göre koşullu salıverme tarihinin ise 08.10.2000 tarihi olduğu belirtilmiştir.

13. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, (CMK 250 Maddesinde yazılı suçlara bakmakla yetkili) 11.07.2005 tarih ve 2005/924 müteferrik karar nolu kararı ile 08.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere hükümlünün şartla tahliyesine karar verilmiştir. 14.07.2005 tarihli yerine getirme fişinde hapis cezasının yerine getirildiği belirtilmiş, ilam infaz edilmekle mahkemesine gönderilmiştir.
14. 13.12.2013 tanzim ve havale tarihli dilekçesi ile hükümlü, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinden memnu haklarının iadesini talep etmiştir.
15. 18.12.2013 tarihli Cumhuriyet savcısının mütalaasında, cezasının infaz edilmiş olması nedeni ile özel kanunlarda iadesinin mümkün bulunmadığı belirtilen haklar dışındaki memnu haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
16. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2013 tarihli ve 2013/687 değişik iş sayılı kararı ile “Hükümlü … hakkında mahkememizin 15.06.2005 tarih, 1996/153 Esas, 1997/440 Karar, 2005/97 Ek Karar, 2005/532 Müt. Karar sayılı ilamından dolayı yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine, karardan bir suretin hükümlüye tebliğine, Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere…”, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, oy birliğiyle, karar verilmiştir. Kararın özetle gerekçesi şöyledir;
“Hükümlü … hakkında silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkememizin 24.12.1997 tarih, 1996/153 esas 1997/440 karar sayılı ilamı ile 765 Sayılı TCK.nun 168/2, 3713 S.Y. 5. 765 Sayılı TCK.nun 59/2 ve 31 maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay ağır hapis ve kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verildiği, verilen karar 22.12.1998 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
01 Haziran 2005 tarihinde 5237 Sayılı TCK.nun yürürlüğe girmesinden sonra, hükümlü … hakkında verilen karar tekrar ele alınarak; 15.06.2005 tarih, 1996/153 Esas, 1997/440 Karar, 2005/97 Ek Karar, 2005/532 Müt. Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK. 314/2, 3713 S.Y. 5, 5237 Sayılı TCK.nın 62, 53/1, 63 maddeleri uyarınca neticeden 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve kamu hizmetlerinden yasaklanmasına karar verildiği, verilen kararın 04.07.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Hükümlünün infaz dosyasının yapılan incelenmesinde, hakkında verilen ilamdan dolayı şartla tahliye tarihinin 08.10.2000, bihakkın tahliye tarihinin ise 02.05.2002 olduğu anlaşılmıştır.
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinde işlediği suç dolaysıyla gerekli belli hakların kullanmaktan yoksun bırakılması düzenlenmiştir. Madde metninde, işlediği suç dolaysıyla kişinin hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı belirlenmiştir.
Ancak, bu hak yoksunluğu süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması gerekmiştir.
Bu nedenle, madde metninde söz konusu hak yoksunluklarının mahkum olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür. Diğer yandan 5237 sayılı TCK’da hak yoksunlukları süresiz olarak öngörülmediğinden memnu hakların iadesi benzeri bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu şekilde bir talep geldiğinde mahkemece yapılan işlem şartları oluştuğu taktirde yasaklanmış hakların bulunmadığının tespitinden ibarettir.
Diğer yandan Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin 5560 sayılı yasanın 38. maddesi ile 5352 sayılı yasaya 13/a maddesi eklenmiş ve yasak hakların geri verilmesi yeniden düzenlenmiştir. 5352 sayılı yasanın 13/A (1) maddesinde “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a)Mahkum olunan cezanın infazının tamamladığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b)Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatın iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekmektedir. Görüldüğü üzere 5560 sayılı yasa ile getirilen yasak hakların geri verilmesi 5237 sayılı TCK dışındaki bir yasada mahkum olunması halini münhasırdır. Dolayısıyla somut olayda hükümlü 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle uyarlama yapılıp hüküm bu yasa uyarınca kurulduğundan 5560 sayılı yasa ile getirilen düzenleme değil TCK’nun 53. maddesindeki düzenleme uygulanmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlere göre hükümlünün cezasının bihakkın tahliye tarihi olan 02.05.2002 tarihinde infaz edilmiş sayılması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 7/3 ve 53. maddeleri gereğince bu tarihten itibaren belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma cezası ve güvenlik tedbirleri sona ereceğinden talebin kabulü ile yasaklanmış haklarının bulunmadığının tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki karar tesis olunmuştur…”
17. 27.12.2013 tarihinde değişik iş kararı sanığın aynı konutta yaşayan eşine tebliğ edilmiştir. 08.11.2021 havale tarihli dilekçesi ile hüküm …, 2013/687 değişik iş sayılı karara itiraz etmediğini ve kararın kesinleştirilip, onaylı suretinin adresine gönderilmesini talep etmiştir.
18. Mahkemenin 24.11.2021 tarihli kesinleşme şerhinde değişik iş kararının, 08.11.2021 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.
19. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün yazısı ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına 15.06.2005 tarihli ve 2013/687 değişik iş sayılı kararının, ortada yasaklanmış bir hak bulunmadığına hükmedilmiş ise de 5352 sayılı Kanunun 14 ve geçici 2. maddelerince adli sicil kaydından çıkartılarak, anılan Kanunun 10. maddesi gereği istenildiğinde verilmek üzere arşive alındığı anlaşılan kaydın arşivden silinme süresinin aynı Kanunun 6290 sayılı Kanunla değişik 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ile (2) numaralı alt bentlerinde gösterilen duruma göre hesaplanacağından ve aynı bentte düzenlenen “hak yoksunluğu” kavramına; ilgilinin kaydına esas mahkumiyetin Anayasanın 76. maddesi ve bazı özel kanunlarda sayılan hükümlerden ötürü “Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetler” kapsamında bulunması nedeniyle adli sicil sorgulama sonucunda kayıt bulunması hali de dahil olduğundan, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.05.2016 tarihli ve 2016/3378 E., 2016/5527 K., Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 07.11.2013 tarihli ve 2012/30618 E., 2013/16916 K., 20.11.2013 tarihli ve 2013/11492 E., 2013/17318 K., sayılı kararları da nazara alınarak kanunun anılan hükmüne muhalefet edildiği düşünce ve sonucuna varıldığı, kararla ilgili yasal gereğin takdir ve ifası ile sonucundan bilgi verilmesi istenilmiştir.
20. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2022 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderdiği yazı ile Diyarbakır (Kapatılan) 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile yetkili) 18.12.2013 tarihli, 2013/687 Değişik iş sayılı kararının 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 14. ve geçici 2. maddeleri uyarınca adli sicil kaydından çıkartılarak, anılan Kanunun 10. maddesi gereği istenildiğinde verilmek üzere arşive alındığı anlaşılan kaydın arşivden silinme süresinin aynı Kanunun 6290 sayılı Kanunla değişik 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ile (2) numaralı alt bentlerinde gösterilen duruma göre hesaplanacağından ve aynı bentte düzenlenen “hak yoksunluğu” kavramına; ilgilinin kaydına esas mahkumiyetinin, Anayasanın 76. maddesi ve bazı özel kanunlarda sayılan hükümlerden ötürü, “Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetler” kapsamında bulunması nedeniyle, adli sicil sorgulama sonucunda kayıt bulunması hali de dahil olduğundan, yasaklanmış bir hak bulunmadığından bahisle talebin reddine karar verilmesi suretiyle Kanunun anılan hükmüne muhalefet edildiğinden Kanun Yararına Bozulması ihbar ve görüşünde bulunulmuştur.
C. İlgili Hukuk
5352 sayılı Kanunun “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” kenar başlıklı 13/A maddesi şöyledir:
“(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a)Mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b)Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.
(3)Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4)Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet Savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5)Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6)Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7)Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
D. Değerlendirme

21. 01.06.2005 tarihinde ceza adalet sisteminde temel yasalar değiştirilmek suretiyle yeni bir dönem başlatılmıştır. 5352 sayılı Kanunun 13/A maddesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu düşünülmediği için, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 121-124. maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 416-420. maddelerinin yerine ikame olmak üzere yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.
Ancak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun geçici 2. maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş, Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi kabul edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açtığından, 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa 13/A maddesi eklenmek suretiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi/memnu hakların iadesi müessesesi yeniden Türk ceza adalet sistemindeki yerini almıştır.
5352 sayılı Kanunun “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” kenar başlıklı 13/A maddesinin sarahatine ve gerekçesinde işaret olunan amaç ve kapsamına nazaran, her ne kadar 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğuna yer verilmemiş ise de, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilecektir. Burada hükümlünün mahkumiyetinin, mülga 765 sayılı ya da mer’i 5237 sayılı Ceza Kanunlarına veya ceza öngören özel kanunlara dayanmasının bir önemi bulunmamaktadır. İadesine karar verilecek yasaklanmış haklar, Anayasanın 76. maddesi gibi, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı süresiz hak yoksunluklarına ilişkindir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde adli sicil bilgileri silinmemektedir. Ancak geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilmektedir (5352 sayılı Kanun md.13/A,f.6). Silinen ancak arşiv kaydına alınan kayıtlar “kural olarak” kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (5352 sayılı Kanun md.10/2) ise de, kanunlarda bu konuda özel düzenleme olması halinde söz konusu arşiv kaydı hak yoksunluğu dahil bazı hukuki işlemlere esas alınabilecektir (5352 sayılı Kanun md.10/2). Dolayısıyla hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetin adli sicilden silinmesine karar verilmesi halinde, silme kararıyla yasaklanmış haklar da otomatik olarak geri verilmiş olacağından, ayrıca yasaklanmış hakların geri verilmesini talep etmeye gerek kalmayacağı ileri sürülebilirse de bu durum ancak bir hak yoksunluğuna esas alınamayanlar açısından geçerli olabilecektir. Nitekim 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinde Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi benimsenmemiştir.
22. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.06.2005 tarihli ve 1996/153 E., 1997/440 K., sayılı ek kararını takiben, silahlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22.12.1998 tarihli, 1998/1419 E., ve 1998/4224 K., sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen Diyarbakır 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 24.12.1997 tarihli, 1996/153 E., 1997/440 K., sayılı kararı ile verilen hapis cezasının infazı aşamasında 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi üzerine yapılan uyarlama yargılaması neticesi 04.07.2005 tarihinde kesinleşen Diyarbakır 4 No’lu Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK’nun 250.maddesinde yazılı suçlara bakmakla görevli) 15.06.2005 tarihli, 2005/97 ek ve 2005/532 müteferrik karar nolu ek kararına bağlı olarak cezasını infaz ettiği bildirilen hükümlünün talebinin, adli sicil arşiv kaydının bulunduğu gözetilerek, 5352 Sayılı Kanuna eklenen 13/A maddesi kapsamındaki yasaklanmış hakların iadesi niteliğinde olduğunun kabulü ile; diğer hukuki neticeleri devam ettiği anlaşılan mahkumiyeti havi kararın usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği, ilgili bölümde yer verilen yasal sürelerin ve diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediği de araştırılarak sonucuna göre infazı ve denetlenmesi mümkün bir karar verilmesi gerektiğinden, anılan değişik iş kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.

III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2013 tarihli ve 2013/687 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2023 tarihinde karar verildi.