YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7606
KARAR NO : 2023/174
KARAR TARİHİ : 18.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2021/3571 değişik iş
SUÇ : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına dair talebin reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonunda, şüpheli … hakkında verilen Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2018 tarihli, 2018/14531 soruşturma, 2018/10179 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.09.2021 tarihli ve 2021/3571 değişik iş sayılı kararı ile “kesin” olarak reddine; sonrasında iş bu karara yönelik 05.10.2021 tarihinde Cumhuriyet savcısınca yapılan itirazın ise aynı Hakimliğin 05.10.2021 tarihli ve 2021/3571 ceza değişik iş dosyası sayılı ek kararı ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.01.2022 tarih ve 94660652-105-54-22362-2021 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2022 tarihli ve 2022/10524 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.02.2022 tarihli ve 2022/10524 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/05/2018 tarihli ve 2018/14531 soruşturma, 2018/10179 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, yeni delil elde edildiğinden bahisle şüpheli hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına yönelik Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebinin reddine ilişkin Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/09/2021 tarihli ve 2021/3571 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli … hakkında yürütülen soruşturma sonunda, kamu davası açmak için yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini takiben, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/3749 soruşturma sayılı dosyası kapsamında şüpheli …’a ait ifade ve teşhis tutanağının yeni delil oluşturduğundan bahisle şüpheli hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına yönelik Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/09/2021 tarihli kararı ile reddine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2. maddesinde, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” şeklinde düzenlemenin yer aldığı,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31/10/2017 tarihli ve 2017/15-186 esas, 2017/450 karar sayılı ilamında, “…01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nun 172. maddesinin ikinci fıkrasıyla, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni bir delil meydana çıkmadan Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden kamu davası açılamayacağı hüküm altına alınmış, ancak 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 680 sayılı KHK ile ayrıca, elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hakimliğince bu konuda bir karar verilmesi şartlarına bağlanmıştır.” şeklinde,
Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23/06/2015 tarihli ve 2013/7-700 esas, 2015/241 karar sayılı ilamında, “… CMK’nun 172/2. maddesinde yer alan “yeni delil” kavramından ne anlaşılması gerektiğine gelince; kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan önce mevcut olan, ancak ele geçirilemeyen, dosyada bulunan ancak Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delil, yeni delildir. Yeni bir soruşturmanın başlatılabilmesi için, delilin yeni olmasının yanında, tek başına veya diğer delillerle birlikte bir suçun işlendiğini kuvvetle ispatlama gücüne sahip olması gerekir. Dava açmaya yetecek kadar … elverişlilikte veya kovuşturmama kararının nedenini ortadan kaldırıcı ve ayrıca davanın da açılmasını sağlayacak kuvvette, suç şüphesini kuvvetlendirici nitelikte bulunması gerekir. Bu nitelikte yeni bir delil ortaya çıktığında, Cumhuriyet savcısı işe tekrar el atarak, iddianame düzenleyebilecek, kabulü halinde kamu davası açılmış olacaktır.” şeklinde belirtildiği üzere,
Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip söz konusu kararın kesinleşmesinden sonra, yeni delil ortaya çıkmadıkça ve bu hususta ilgili hakimlikçe bir karar verilmedikçe aynı fiilden dolayı kamu davası açılmasının mümkün olmadığı,
Yine mevcut olup ele geçirilemeyen, dosyada bulunmayan ya da dosyada bulunmakla birlikte Cumhuriyet savcısı tarafından görülmeyen ve değerlendirilmeyen delillerin “yeni delil” olarak değerlendirilmesi gerektiği,
Somut soruşturma dosyasında, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sonunda, kamu davası açmak için yeterli delil elde edilemediği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ancak, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/3749 soruşturma sayılı dosyası kapsamında yer alan şüpheli …’a ait ifade ve teşhis tutanağının Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görüldüğüne ilişkin dosya kapsamında bir bilgi yer almadığı gibi, anılan ifade ve teşhis tutanağının şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sonrasında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 15/06/2021 tarihli ve 2021/3749 soruşturma sayılı yazısı ekinde dosya içerisine alındığı ve değerlendirilmeye tabi tutulmadıklarının anlaşıldığı cihetle, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar öncesi dosya arasında
bulunmadığı ve bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerekli şekilde incelenip değerlendirilmediği açıkça ortada olan Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/3749 soruşturma sayılı dosyası kapsamında şüpheli …’a ait ifade ve teşhis tutanağının yeni delil olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, talebin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. “
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Uyuşmazlık
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet savcısınca yapılan istemin reddine dair verilen kararda isabet bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmakta ise de öncelikle iş bu kararın kanun yararına bozmaya konu olup olamayacağının tartışılması gerekmektedir.
Hukuki Süreç
1. Şüpheli …, 1995 doğumludur ve adli sicil kaydında sabıkası bulunmamaktadır. Soruşturma evraklarından anlaşıldığı kadarı ile şüpheli, 2015 yılında Kırıkkale Polis Meslek Yüksekokulu’ndan mezun olmuş ancak yapılan eğitim sonu sınavında başarısız sayılması nedeni ile mesleğe ataması yapılmamıştır.
2. Şüphelinin babası …’ın ad, soyad ve imzası ile İç İşleri Bakanlığına hitaben tanzim olunan, 23.09.2016 tarihli ve ilgili Şube Müdürlüklerinin 27.09.2016 tarihinde evrak kayıt numaraları verip işleme aldıkları görülen dilekçesi ile özetle; lise döneminde kısa bir süre örgüte ait dershanede eğitim gören oğlu …’ın 2015 yılında Polis Meslek Yüksekokulu’ndan mezun olduktan sonra yapılan mülakatta basit bir soruyu bilememesi neticesinde elendiğini; fakat mülakat öncesinde araştırma yapmaya gelen görevlilerle kendisi arasında geçen ve ayrıntılarına dilekçe içeriğinde yer verdiği hadise nedeni ile İç İşleri Bakanlığı ile Polis Okulu’na sızan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca oğlunun elendiğini bildiğini belirtmiş ve Danıştay’da davası devam eden oğlu …’ın polislik mesleğine atamasının yapılması talep etmiştir.
3. Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Akademisi Başkanlığı’nın 25.10.2016 tarihli, 6177 sayılı yazısı ile
2015 ve 2016 yılında Polis Meslek Eğitim Merkezlerinden ve Polis Meslek Yüksekokullarından mezun olup yapılan eğitim sonu sınavında başarısız olan 149 adayın aynı kalemden çıkmış şekilde içerik ve uslüpla dilekçe vererek örgütsel bir tavır sergiledikleri, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimine destek oldukları, FETÖ/PDY terör örgütü ile mücadeleyi sekteye uğratmaya çalıştıkları değerlendirmesi ile aralarında şüpheli …’ın da bulunduğu şahıslar hakkında 25.07.2016 tarihli olağanüstü hal kararnamesi (OHAL) kapsamında operasyonel işlem yapılması Ankara İl Emniyet Müdürlüğünden istenilmiştir. Yazı ekinde gönderilen dilekçeler arasında şüpheli …’ın babası olduğunu beyanla diğer şüpheli …’in ad, soyad ve imzası ile ibraz edilen 23.09.2016 tanzim tarihli dilekçe de yer almaktadır. İş bu yazı ve eklerine dayanan suç ihbarı evrakının Cumhuriyet Başsavcılığına ibrazı üzerine, ilgili Cumhuriyet savcısının 29.11.2016 tarihli derkenarı ile evrakın, Ankara dışında bulunanlar için Polis Akademisi Başkanlığınca ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmesi talimatı verilmiş, 30.11.2016 tarihli İl Emniyet Müdürlüğü yazısı ile de söz konusu ihbar evrakı gereği için Polis Akademisi Başkanlığına, Polis Akademisi Başkanlığının 29.12.2016 tarihli ve 320 sayılı yazısı ile de Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ve aralarında şüphelinin adının geçtiği şahıslar hakkında 2017/2906 soruşturma numarası ile soruşturma başlatılmıştır.
4. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2017 tarihli ve 2017/2906 soruşturma nolu yazısı ile İl Emniyet Müdürlüğünden soruşturmaya esas olmak üzere şüpheliler hakkında araştırma yapılıp tutanağa bağlanması, ihbar içeriğini doğrular delil elde edilmesi durumunda savunmaları alınmaksızın irtibata geçilerek alınacak talimatlar doğrultusunda işlem tesis edilmesi, iddiaların soyut olarak nitelendirilmesi ve her hangi bir delile ulaşılamaması durumunda ise durumun tutanakla tespiti ile başkaca işlem yapılmaksızın soruşturma evrakının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi istenilmiştir. Şüpheli … ve aile bireyleri hakkında ilgili birimlerin yaptıkları araştırmalarda ve sistem sorgulamalarında, şüphelinin örgütle irtibatına dair kayıtlarına rastlanılmamış; babası olan diğer şüpheli …’in ise Bank …’da 2015 yılında kapattığı vadesiz mevduat hesaplarının bulunduğu; ancak mevduat hareketinin bulunmadığı, kredi kartı kullandığı tespit edilmiştir.
5. Soruşturma neticesi, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2018 tarihli, 2017/2906 soruşturma ve 2018/730 karar sayılı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, suç tarihinin 2016 yılı olduğu belirtilen yetkisizlik kararı ile aralarında babası olan diğer şüpheli … ile şüpheli …’ın da bulunduğu şüpheliler hakkında özetle; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında Sakarya ilinde herhangi bir eylemlerinin olmadığı, eylemlerinin Ankara ilinde oluştuğu ve dolayısıyla şüphelilerin sadece mernis adres yerlerinin yetki tespitine kriter olamayacağı ayrıca emsal yargısal uygulamaya nazaran suç yerinin tespitinde eylem yoğunluğunun kriter alındığı belirtilerek, soruşturma evrakının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.03.2018 tarihli, 2018/59196 soruşturma, 2018/6156 karar sayılı yetkisizlik kararı ile de özetle; şüphelilerin değişik illerde bulunan polis meslek okullarında eğitim gördükleri ve eğitimleri biter bitmez başarısız sayıldıkları ve Sakarya ilinde ikamet ettikleri belirtilerek, icra hareketlerinin yoğunluk merkezinin Sakarya ili olduğu gerekçesi ile evrakın gereğinin taktir ve ifası için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine ve ortaya çıkan olumsuz yetki ihtilafının giderilmesi için dosyanın nöbetçi Ankara Batı Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2018 tarihli, 2018/1060 değişik iş sayılı kararı ile özetle; Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.03.2018 tarihli ve 2017/2906 soruşturma, 2018/730 karar sayılı yetkisizlik kararının kaldırılmasına, kesin olarak, oy birliği ile karar verilmiştir.
8. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın sonunda, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2018 tarihli, 2018/14531 soruşturma, 2018/10179 karar sayılı, suç tarihinin: “2016” yılı olduğunun belirtildiği kararı ile aralarında … ve …’ın adlarının bulunduğu şüpheliler hakkında, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. İtiraza tabi olarak verilen kararın şüpheli … ile ilgili kısmında;
“…yapılan araştırmada; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantısı tespit edilen ve Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan derneklerde ve sendikalarda üyeliğinin bulunmadığı, örgüt ile irtibatlı olan iş yerlerinde SGK kaydına rastlanılmadığı, yine örgüt ile irtibatlı şirketlerde ortaklık ve yöneticilik bilgisine rastlanılmadığı, örgütün hiyerarşik yapıya uygun örgütsel talimat alıp vermek amacı ile kullandığı gizli/kriptolu haberleşme aracı olan Bylock isimli programı kullanmadığı, örgütün legal görünümlü finans kurumlarından olan Bank …’da hesabının bulunmadığı…”
tespitlerine yer verilmiş ve gerekçede ise özetle; şüphelinin silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik herhangi bir delilin bulunmadığı, örgütsel bağlantısının ortaya konulamadığı, tahkikat sonucu toplanan bilgi, belge ve evrak içeriğinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair bu aşamada kamu davası açmak için yeterli şüphenin bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği belirtilmiştir.
9. Sonraki süreçte, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2021 tarihli, 2021/3749 CBS sorusturma dosyası sayılı dağıtımlı yazısı ile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunan şüpheli …’ın beyanı ve teşhis tutanaklarını içerir evraklar, gereğinin takdir ve ifası için, şüpheli … yönünden, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/14531 soruşturma sayılı dosyasına gönderilmiştir.
10. 27.09.2021 tarihli, 2018/14531 soruşturma, 2018/10179 karar sayılı yazı ile Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, 2018/14531 sayılı soruşturma dosyasında şüpheli … hakkında delil yokluğu nedeni ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen …’ın beyan ve fotoğraf teşhisine istinaden kaldırılması talebinde bulunmuştur.
11. Sakarya 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 28.09.2021 tarihli, 2021/3571 değişik iş nolu kararı ile özetle, …’ın beyanının, şüpheli hakkında yeniden soruşturma yapılmasını gerektirir nitelikte bir delil olmadığı anlaşıldığından, Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin reddine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4’üncü maddesi gereğince, “kesin” olarak karar verilmiştir.
12. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2021 tarihli yazısı ile Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğine özetle; 28.09.2021 tarih, 2021/3571 değişik iş sayılı karar ile kesin olarak istemin reddine karar verilmiş ise de 5271 sayılı Kanun’un 271/4′ üncü maddesinin “Merciin, itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir” hükmünü içerdiği, kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin itiraz mahiyetinde olmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 267/1’inci maddesindeki genel hükümler çerçevesinde hakimliğin vermiş olduğu kararlara itiraz edilebileceği belirtilerek, itirazda bulunulmuştur.
13. Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.10.2021 tarihli, 2021/3571 Ceza Değişik iş dosyası sayılı, bir başka Hakim tarafından verilen ek kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 271/4′ üncü maddesi gereğince verilen kararların kesin olduğu ve kesin nitelikte karar verildiği, kesin karara karşı Kanun Yararına Bozma yoluna gidilebileceği, itiraz kanun yoluna gidilemeyeceği belirtilerek, Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine, itiraz kanun yolu açık olmak üzere, karar verilmiştir.
14. 11.10.2021 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.09.2021 tarih, 2021/3571 Değişik iş sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesine dair görüş ve ihbarda bulunmuştur.
15. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca,18.01.2022 tarih ve 94660652-105-54-22362-2021 Kyb sayılı evrakı ile Sakarya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.09.2021 tarihli ve 2021/3571 değişik iş sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
16. Süreçte, şüpheli hakkında dosya içeriğine, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2022 tarih ve 2021/13002 soruşturma nolu yazısı ile şüpheli …’in kolluk ifade tutanağı, fotoğraf teşhis tutanağı ve araştırma tutanağı; ayrıca 05.04.2022 tarihli, 2022/7276 sayılı yazı ve ekleri ile de Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2022 tarihli, 2022/3249 soruşturma sayılı dosyasından verilen yetkisizlik kararı ve dosya sureti, delil mahiyetinde gönderilmiştir
17. Soruşturma sürecinde, aynı dosya hakkında işlem yapılan diğer şüpheli … Dakes’e ilişkin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan delil yokluğu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, sonrasında Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2019 tarih ve 2019/3879 soruşturma sayılı yazısı ekinde …’ın beyanın şüpheli … yönünden dosya içeriğine gönderildiği, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2020 tarihli yazısı ile 28.05.2018 tarih ve 2018/10179 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması talebinde bulunulduğu, Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.01.2020 tarihli, 2020/55 değişik iş nolu kararı ile istemin kabul edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına bu kez Sakarya 3. Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmüştür.
C. İlgili Hukuk
5271 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 maddesi şöyledir;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu
davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.
5271 sayılı Kanunun ” İtiraz olunabilecek kararlar” başlıklı 267′ nci maddesi şöyledir;
“(1) Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.”
5271 sayılı Kanunun “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” başlıklı 268′ inci maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkrasının ilgili kısımları şöyledir;
“(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç … içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh Ceza Hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hakimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hakimliğe; son numaralı hakimlik için bir numaralı hakimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hakimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine aittir.
b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hakimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir…”
D. Değerlendirme
18. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 – 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinde, olağanüstü bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
Soruşturma işlemleri ve kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara ilişkin usul yönünden, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (5271 sayılı Kanun 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (5271 sayılı Kanun 161/1 m.). Soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde Kovuşturmaya Yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı süresi ve mercii gösterilir (5271 sayılı Kanun 172/1 m.).
Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 … içinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilir (5271 sayılı Kanun 173/1 m.). İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirecek olaylar ve deliller belirtilir (5271 sayılı Kanun 173/2 m.).
Sulh Ceza Hakimliği, istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir (5271 sayılı Kanun 173/4 m.). Sulh Ceza Hakimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek üzere, o yer Cumhuriyet savcılığına talepte bulunabilir. Kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder. İtiraz edeni giderlere mahkum eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir (5271 sayılı Kanun 173/2 m.). Dava zaman aşımı süresi içinde aynı fiille ilgili olarak kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve bu hususta merciince yeniden soruşturmaya başlanılması hususunda bir karar verilmedikçe kamu davası açılamayacaktır.
Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara itiraz edilmesi üzerine verilen Sulh Ceza Hakimliği kararlarına karşı itiraz yasa yoluna gidilip gidilemeyeceği hususuna gelince;
Yasa’da sulh ceza hakimliğinin 5271 sayılı Kanun’un 173 üncü maddesi kapsamında itiraz üzerine verdiği kovuşturma talebinin reddine ilişkin kararlarına karşı her hangi bir kanun yolu kabul edilmemiştir. Kovuşturma talebinin reddine ilişkin kararlar verildiğinde kesindir. Aynı şekilde, sulh ceza hakimliğinin kovuşturma davasını kabul etmesi ve savcıya dava açmasını emretmesi halinde de, şüpheli ve savcıya tanınmış bir kanun yolu bulunmamaktadır. Kovuşturma davası sonunda sulh ceza hakimliğince verilen ve kesin olan kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya başvurulacağı öğretide ve uygulamada kabul edilmektedir (Ceza Muhakemesi Hukuku 12. Baskı, 527 .sy.Centel/…). Dairemizce de benimsenen uygulama da bu yönde gelişmiştir.(Y4CD, 27.11.2007/ 8603/9977; Y9CD 10.03.2010-2357/2913, Y12CD 19.10.2011-5011/3346)
Ancak 5271 sayılı Kanun’un 173 üncü maddesinde yer alan düzenleme, Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı itiraz müessesesine ilişkindir ve buna göre Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz, münhasıran suçtan zarar görene ( 5271 sayılı Kanun 173/1 m.) tanınmış bir haktır.
Aynı yasanın 172/2 nci maddesindeki; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” hükmü ise, itiraz yolu da dahil olmakla birlikte itiraz dışında Cumhuriyet savcısının taleplerini de kapsayan farklı bir kurumdur.
İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 5271 sayılı Kanun’un 172′ nci maddenin ikinci fıkrasının uygulanacağına dair usulün 173/6 ncı maddesindeki atıf da, 172/2 nci madde kapsamında verilen kararların; “kural olarak talep üzerine verilen hakimlik kararları” olduğunu işaret etmektedir. İtiraz üzerine verilen karar kesin olduğuna göre 173/6’ncı maddenin başka bir anlamı ifade ettiğini söylemek zordur. Doktrinde de (Prof Dr. Ersan Şen, https:// www.hukukihaber.net /kyok-sonrasi- yeni- delil- makale, 6733.html, erişim tarihi 10.01.2022) 5271 sayılı Kanun’un 172/2 nci maddesi ile 173/1 inci maddesindeki düzenlemelerin farklı usul kurumlarına ilişkin olduğu kabul edilmiştir.
Şu hale göre, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet savcısınca yapılan istemin reddine dair verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 173/1 inci maddesine istinaden “itiraz üzerine verilmiş” bir karar değil ve fakat 172/2 nci maddesi kapsamında “talep üzerine tesis edilmiş bir hakimlik kararı” olması nedeniyle, anılan yasanın 267 nci maddesindeki; “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” açık hüküm nedeniyle itiraz kanun yoluna tabi olduğunun kabulü gerekir.
19. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanunun 264 ve 268 nci maddeleri ile usul ekonomisi dikkate alınarak, mahiyet ve niteliğine binaen Sakarya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.10.2021 tarihli, 2021/3571 Ceza Değişik İş Dosyası (kesinleşmemiş) ek kararının kanun yararına bozulması hususunda ihbarda bulunulmasında bu aşamada fayda görülmemiş, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair itiraz edilmeyen kararın, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik yapılan istem üzerine Sulh Ceza Hakimliğince verilen talebe konu 28.09.2021 tarih 2021/3571 değişik iş kararının, itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin “(1)Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir” hükmüne binaen kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından istemin reddine ve dosyanın itirazen incelenmek üzere itiraz merciine mahallince tevdiine karar verilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.