Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2862 E. 2009/4705 K. 29.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2862
KARAR NO : 2009/4705
KARAR TARİHİ : 29.06.2009

MAHKEMESİ : Bursa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … ’nun kendisi ve yakınlarına ait şirketlerin vergi borçlarından dolayı icra takibi yapıldığını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek, borçlunun dava konusu taşınmazları gizli kasası olan davalı … adına tescil ettirdiğini belirterek davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davalı … adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili müvekkili …’un diğer davalı borçlu ile hiçbir işlem yapmadığını, taşınmazların farklı şahıslardan alındığını, İİK’nın 277 ve devamı maddelerindeki şartlarının oluşmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkili hakkında açılan savcılık soruşturması sonunda hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğini ve muvazaanın da olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu … vekili de araştırma raporlarında adı geçen şirketlerin borçlarından dolayı müvekkilinin sorumlu olamayacağını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, 6183 sayılı Yasa’nın aradığı şartların gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davaya konu taşınmazın davalı … tarafından 3. kişilerden satın alındığı, tasarruflarla ilgili yapılan savcılık soruşturmasında davalı … hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilip bu kararın kesinleştiği, iktisap edilen davaya konu taşınmazların davalı
… ile ilgisinin bulunmadığı, taşınmazların davalı …’a ait olduğu aksinin davacı tarafça ispat edilemediği ve taraflar arasında muvazaalı işlem yapılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile vekalet ücreti yönünden de davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davalıların sanık olarak yargılandıkları İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/313 esas sayılı dosyasında yargılama devam etmekte olup maddi olay bakımından bu ceza davasının neticesinin beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi zorunludur.
Davanın dayanağını oluşturan raporlardan biri de Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 09/03/2007 tarih ve GKR-2007-833/12 sayılı gelirler kontrolü … tarafından hazırlanan araştırma raporu olup, bu raporun sonuç kısmında davalı …’un çeşitli yollardan elde ettiği karaparayı kendisinin yönlendirmesi yanında dava dışı … Kayapalı ve davalı … aracılığıyla dolaylı olarak yönlendirdiği belirtilerek ayrıca davalılar arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek için daha ayrıntılı çalışma yapılması gerektiği kanaati bildirilmiştir.
Mahkeme tarafından davanın reddine dayanak olarak gösterilen Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/21849 esas ve 2007/16475 karar sayılı ve 23/10/2007 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen dosyasında alınan 15/10/2007 tarih ve GKR-2006-833/21 sayılı bilirkişi raporu da Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörü … tarafından düzenlenmiş ve sonuç kısmında, ilk inceleme raporlarında bilgi ve bulgu eksikliği ile … ve adamlarıyla ilişkisinin seyri, varlıkları ve beyanları, banka cari hesap hareketleri, gayrimenkul alım satım işlemlerinin seyri göz önüne alındığında, sahip olunan gayrimenkuller içerisinde …’e ait veya onunla irtibatlı bir gayrimenkulün bulunmadığı, gayrimenkul işlemlerinin şüpheli mal incelemesinden çok vergi incelemesi konusu olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda içerikleri özetlenen Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 09/03/2007 tarih ve GKR-2007-833/12 sayılı raporu ile 15/10/2007 tarih ve GKR-2006-833/21 sayılı bilirkişi raporu arasında yapılan son araştırmada, sonucu etkileyecek bulgular ortaya konulamamasına ve davalı … tarafından raporda yazılı taşınmazların nasıl edinildiği konusunda bir açıklama yapılmamasına, hatta “artarak devam eden gayrimenkul alım satım işlemlerinin seyri, yukarıda anlatılan boşluklar ve inceleme zorlukları nedeniyle tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu yüzden ilk incelemelerde sahip olunan gayrimenkuller ile beyanlardaki çelişki şüpheli bir durum olarak değerlendirilmiştir.” ifadesi nazara alındığında taşınmazların edinilmesindeki belirsizliğin devam ettiği görülmesine rağmen, bilirkişi tarafından söz konusu taşınmazlar için “…’e ait veya onunla irtibatlı bir gayrimenkulün bulunmadığı” şeklindeki görüşünün çelişkili olduğu da açıktır. Mahkemece bu çelişkiyi gidermek için uzmanlardan oluşan bir heyetten rapor alınmamıştır.
Açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/313 esas sayılı ceza dosyasının sonucu beklenmeden ve aynı bilirkişi tarafından düzenlenen Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığının 09/03/2007 tarih ve GKR-2007-833/12 sayılı raporu ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/21849 Esas ve 2007/16475 Karar sayılı dosyası içinde alınan 15/10/2007 tarih ve GKR-2006(7)-833/21 sayılı bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı … ’na geri verilmesine 29/06/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.