YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4742
KARAR NO : 2008/39
KARAR TARİHİ : 14.01.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … …’ın 1996-1998 yılları arasında şahsen ve kefil sıfatıyla kullandığı krediler nedeniyle 7.12.1998 takip tarihi itibariyla 93.198.216.777.TL’sı borcu olduğunu hakkındaki takibi karşılıksız bırakmak amacıyla adına kayıtlı … … Köyaltı mevkii 1131 parseldeki 40/530 arsa paylı zemin kat 3 nolu dükkanını 27.4.1998 tarihinde 760.000.000.TL bedelle davalı … …’a, …’in de 30.9.1998 tarihinde 1.500.000.000.TL bedelle davalılar … ve … …’a sattığını davalıların akraba olduklarının belirterek tasarrufun iptali talep etmiş, 6.1.2000 tarihli ek dilekçe ile … …’ın tek şahıs olarak gösterilmesine rağmen bunların … ve … olarak ayrı şahıslar olduğunu belirterek davalıların isimlerini …, … ve … olarak tavzih etmiş daha sonra birleştirilen dava ile de aynı tasarrufun iptali için davalı … ve … aleyhine dava açmıştır.
Davalı … … ve … tebligata rağmen savunma yapmamışlar.
Davalılar …, … ve … vekili, asıl davada … … olarak gösterilen davalının tek şahıs olmayıp … ve … olarak iki ayrı şahıs olduklarını yanlış husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini müvekkilerinin dava konusu taşınmazda diğer akrabalarıyla birlikte oturduğunu, aile apartmanı olması nedeniyle dava konusu taşınmazı üzerindeki 9.420.000.000.TL ipotek bedelini ödeyerek aldıklarını tasarruf tarihinin de takip tarihinden önce olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davalılar … ve … aleyhine açılan davanın kabulü ile … 14. İcra Müdürlüğünün 1998/17305-17306-17307 takip dosyaları gözönüne alınarak … …, … köyü köyaltı mevkii 11131 parsel sayılı 40/530 arsa paylı zemin katta 3 nolu dükkan ile ilgili tasarrufun iptaline, ancak davalı … … aleyhine açılan dava bedele dönüşmekle akit tarihi itibariyle gerçek değeri olan 3.750.00.YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı … …’dan tahsiline, davalı … aleyhine açılan davanın reddine, … ve … ayrı ayrı iki şahıs olduğu halde tek şahıs olarak … … davalı gösterilmiş olması karşısında adı geçen usulüne uygun davalı sayılamayacağından … … hakkında karar tertibine yer olmadığına, usuli eksiklik birleştirilen davada yerine getirilmiş olmakla davalılar … ve … aleyhine açılan birleştirilen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK.nun 283/II. maddesi gereğince bedele dönüşen taşınmaz değerine faiz yürütülmeyeceğinin düşünülmemiş olması doğru değil ise de temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Yasanın 280/1 maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kaştıyla yaptığı tüm işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin blunduğu hallerde iptal edileceği öngörülmüş, 280/2 maddesinde de 3. şahsın borçlunun 3. dereceye kadar sıhrı hısmi olması halinde borçlunun durumunu bildiği kabul edilmiştir.
Somut olayda, davalı dördüncü kişiler …, … ve … borçlu davalı …’in baba bir anneleri ayrı kardeşinin çocukları olup dava konusu taşınmazın bulunduğu apartmanda ikamet etmektedirler. 18.2.2002 tarihli cevap dilekçesi ile de muhalefetlerine rağmen davalı …’in mali sıkıntı nedeniyle dava konusu taşınmazı davalı …’e sattığını beyan etmişlerdir. Davalı borçlu ile dördüncü şahıs durumundaki davalılar arasındaki akrabalık bağı aynı apartmanda oturmaları bu kişilerin borçlunun mal kaçırma amacını bilmelerinin gerektiğini gösterir. 30.9.1998 tarihli tasarrufun iptali gerekir. Kaldıki, satış tarihi itibariyle 3.750.00.YTL değer biçilen taşınmaza 9.420.00.YTL bedel ödenmesi de hayatın olağan akışına uygun değildir.
Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 14.1.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.