Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/5062 E. 2008/929 K. 28.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5062
KARAR NO : 2008/929
KARAR TARİHİ : 28.02.2008

MAHKEMESİ : Kahramanmaraş Asliye 3. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda: Davanın kabulüne ilişkin Kahramanmaraş 3.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 16.11.2006 … ve 2005/513 2006/402 sayılı hükmün duruşma yapılması isteğiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı … Lpg Dolum.Tevzi Tic.San.AŞ. tarafından istenilmiş olmakla işin duruşmaya tabi olduğu belirlendikten sonra 26.2.2008 Salı günü için taraflara gönderilen çağrı kağıdı üzerine hükmü temyiz eden davalı … Lpg Dolum. Tevzi Tic.San.AŞ. vekili Avukat Mesut Karslıoğlu ile davacı … vekili Avukat …’ın hazır oldukları anlaşılmakla duruşmaya başlandı, temyiz isteğinin süresinde olduğu tesbit edilmekle hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı … vekili, davalı borçlu Doğan’ın borçlarından dolayı takip yapıldığını ve haczedilen mallarının borcu karşılayacak miktarda olmadığını bu nedenle borçlunun kendisine ait taşınmazını diğer davalı şirkete satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.

Davalı borçlu vekili konulan hacizlerin matbu haciz bildirisi ile bildirilmediğini, bildiriye haciz varakasının eklenmediği bu nedenle haczin geçersiz olduğunu belirtmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazın tapu siciline güvenilerek alındığını, müvekkili tarafından borçlunun içinde bulunduğu mali durumun bilinmediğini, davacının elinde aciz belgesi de bulunmadığını, davacının tahsilatı geciktirmesi nedeniyle alacak miktarının arttığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı vergi dairesi tarafından davalı borçlu aleyhine kesinleşmiş vergi borcundan dolayı yapılan takipler neticesi 24/05/1999 ve 12/12/2000 tarihlerinde dava konusu taşınmaz üzerine haciz konulduğu ve davalı şirketin bu hacizleri görerek taşınmazı satın almış olduğu, iyiniyetli kabul edilemeyeceği bu nedenle satışın iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne ve satış işleminin iptali ile taşınmazın tekrar davalı borçlu Doğan adına tesciline karar verilmiş hüküm davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptaline ilişkindir.
6183 sayılı Kanun’un 30. maddesinde de ifade edildiği gibi borçlunun malı borca yetmediği takdirde amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadıyla borçlu tarafından borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan tüm muameleler hükümsüzdür. Somut olayda borçlu …’ün taşınmazı sattığı … AŞ’nin bayii olduğu anlaşılmaktadır ve de bu tasarrufun yapılmasında …’ü … -AŞ’nin çalışan elemanı temsil etmiştir. Ayrıca 6183 sayılı Kanun’un 73. maddesinde ifade edildiği gibi borçlu alacaklı Amme İdaresinin izni olmadan hacizli mallarda tasarrufta bulunamaz. Somut olayda haczin işlendiği anlaşılmaktadır. Tapu sicilinin aleni olduğu kuşkusuzdur. Tacir sıfatlı … AŞ’nin satın aldığı taşınmazın tapu kaydında haciz kaydını sorup öğrenmesi gerekir. Şirket bunun aksini kabule yeter delillerle de kanıtlayamamıştır. Kanaat verici bu durumlar itibariyle … AŞ’nin borçlunun maksadını bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenlerle aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

Tasarrufun iptali davasında mahkeme tasarrufun iptaline karar vermekle yetinilmelidir. Tapu kaydının iptaline ve eski haline dönüşmesine karar verilemez.
Bu itibarla, somut olayda, takip konusu alacak ve ferileriyle sınırlı olarak satış işleminin iptali ile yetinilmesi gerekirken, davalı üçüncü kişi üzerindeki tapu kaydının iptali ile taşınmazın davalı borçlu adına tesciline karar verilmesi yasaya aykırı olup kararın bu nedenle bozulması gerekirse de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden HUMK.nun 438/VII. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne, kararın hüküm fıkrasının 1 nolu bendindeki “taşınmazın geriye … üzerine TESCİLİNE,” ibaresinin çıkartılmasına ve yerine “taşınmaz üzerinde davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına” kelimelerinin yazılarak HUMK.nun 438/VII. maddesi uyarınca hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 550.00YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’ye verilmesine 28/02/2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.