Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/14437 E. 2009/12550 K. 12.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14437
KARAR NO : 2009/12550
KARAR TARİHİ : 12.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin ilk kesinti tarihinden 1.1.2001 tarihine kadar tarım bağkur sigortalısı olduğunun tespiti ile ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, miras bırakanı …’ın ilk prim kesintisini takip eden aybaşından l.l.200l tarihine kadar olan sürede 2926 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olduğunun tesbiti ile ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, davacının miras bırakanın 1.4.1995- 1.1.2001 tarihleri arasında sigortalı olduğunun ve davacıya prim borcunun yatırılması halinde ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine karar vermiştir.
Sigortalılık süresinin tesbitine ilişkin hüküm doğrudur, ancak ölüm aylığı yönünden kurulan hüküm aşağıdaki gerekçelerle doğru görülmemiştir.
Ölüm aylığından yararlanma koşullarının yer aldığı 1479 sayılı Yasa’nın 41.maddesinde, ölüm tarihinde en az beş tam yıl sigorta primi ödemiş olan sigortalının hak sahiplerine aylık bağlanacağı belirtilmiş olup, maddede ölüm tarihinde en az beş tam yıl sigorta priminin sigorta priminin ödenmiş olması gerektiğinin açıkca öngörülmesi karşısında, dosyadaki delillerden ölüm tarihinde beş tam yıl prim ödemesi bulunmadığı anlaşılan sigortalının hak sahiplerine ölüm tarihini takip eden aybaşından ölüm aylığı bağlanmasının mümkün bulunmadığı davacıya ancak prim ödemesini yerine getirdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanabileceği ortadadır. Öte yandan, HUMK’nun 388/ son ve 389. maddelerindeki, verilen karar ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların şüphe ve tereddüt yaratmayacak şekilde açık olarak yazılması gerektiğine ilişkin hükmü gözardı edilerek, yasaya aykırı şekilde ve ilerde infazda tereddüt yaratacak şekilde ihtimale dayalı hüküm kurulmasıda isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacı prim borcunu ödemiş olabileceğinden öncelikli Kurumdan borcun ödenip ödenmediği sorularak, ödeme yapılmış ise ödeme tarihini takip eden aybaşından, borç ödenmemiş ise davacıya mehil verilerek, ödemesini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilerek sonuca gitmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ölüm aylığı yönünden kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.