Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/13604 E. 2009/13264 K. 20.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/13604
KARAR NO : 2009/13264
KARAR TARİHİ : 20.10.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 07.06.2004-29.10.2004 tarihleri arasında aylık net 800 TL maaşla çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 07.06.2004-29.10.2004 tarihleri arasında 141 gün kesintisiz geçen ve kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren tarafından davacıya ait işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu ve ücret ödeme bordrosunun düzenlenip davalı Kuruma verilmediği, işyerinin 22.10.2003 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, hizmet döküm cetvelinde davalı işyerinden her hangi bir bildirim bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten davalı işyerinde bordrolu başka çalışanlar olmasına rağmen ifadeleri alınmadığı gibi, iş ilişkisini bilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarından da kimse dinlenmemiş, gerekçede İstanbul 3. İş Mahkemesinin 2006/620 Esas ve İstanbul 6. İş Mahkemesinin 2006/588 Esas sayılı dosyaları kapsamı hükme esas alınmış ise de; 2006/620 Esas sayılı dava dosyası davacı ile ilgili olmayıp aynı işyerinde çalışan … adlı çalışana ait olması, 2006/588 Esas sayılı dava dosyasının da davacı ile davalı işveren arasındaki icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin olup davalı Kurumun bu davada taraf olmamasına göre Kurum açısından bağlayıcılığının bulunmaması karşısında anılan dava dosyaları hükme esas alınarak istemin kabul edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; davalı işveren tarafından düzenlenmiş imzalı ücret ödeme bordrolarını araştırmak, ücret ve dönem bordrolarında davacı ile aynı işyerinde çalışan kayıtlı tanık beyanlarına başvurmak, kayıtlı tanık bulunamaz ise, zabıta marifetiyle tespit edilecek, işyerine o tarihte komşu olan diğer işverenler ile bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının bu kayıtları celbedilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.