YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6132
KARAR NO : 2023/463
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs
HÜKÜM : Zincirleme şekilde rüşvet vermeye teşebbüs suçundan mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.02.2014 tarihli ve 2014/313 Soruşturma, 2014/315 Esas, 2014/28 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan 5237 Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 35 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2014 tarihli ve 2014/63 Esas, 2014/136 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde rüşvet vermeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın 03.07.2014 havale tarihli temyiz isteği, otoyol ücretlerini ödemek maksadıyla ruhsatname arasında bulundurduğu paranın trafik kontrolü esnasında ruhsat arasından düşmesinin görevli memurlar tarafından yanlış anlaşılması dolayısıyla suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine, yine 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Tüm dosya kapsamından; katılan polis memurlarının 19.01.2014 tarihinde … Bölge Trafik Ekibi olarak genel uygulama yaptıkları, sanık …’un sevk ve idaresindeki … plaka sayılı aracın kontrol amaçlı durdurulduğu, yapılan kontrolde sanığın 5 saat 45 dakika araç kullandığı tespit edilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 49 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince para cezası uygulanacağı sözlü olarak tebliğ edildiğinde sanığın “abi ceza yazmayın aracımın taksitlerini ödeyemiyorum, alın şu parayı benden bir çorba için” diyerek katılan …’in önüne cebinden çıkardığı suça konu 50 TL’yi bıraktığı, katılanların sanığa yaptığı eylemin suç olduğunu söylemelerine rağmen sanık …’un katılanlardan ısrarla parayı almaları ve ceza yazmadan göndermeleri konusunda ısrar ettiği, katılanların olay yerine başka bir polis ekibini çağırarak sanık hakkında şikayetçi oldukları, bu haliyle gerçekleşen eylemde sanığın zincirleme şekilde rüşvet vermeye teşebbüs suçunu işlediği kabul edilerek sanığın atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Suç tarihinde rutin trafik kontrolü esnasında sanığın sevk ve idaresindeki aracın katılan polis memurları tarafından durdurulduğu, hakkında taşıt kullanma sürelerine uyma zorunluluğuna aykırı hareket etmesi nedeniyle ceza tutanağı düzenleneceği esnada sanığın görevlilere “ceza yazmayın aracın taksidini zor ödüyorum” şeklinde beyanda bulunup 50 TL banknotu cebinden çıkartarak “şunu alın çorba için” sözleriyle rüşvet teklif ettiği ancak görevlilerin bu teklifi kabul etmediği, bu hususun olay tarihinde tutulan tutanaklarla sabit olduğu ve sanık hakkında cezai işlem uygulandığı, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının da infaz aşamasında gözetilmesinin mümkün olduğu anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebebi reddedilmiştir.
2. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil zarar göreni olacağı, keza suçun konusunun da aynı olduğu nazara alındığında sanığın eyleminin tek bir rüşvet vermeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini yoluna gidilmesi nedeniyle hükmün hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle … Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2014 tarihli ve 2014/63 Esas, 2014/136 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.