YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/451
KARAR NO : 2009/741
KARAR TARİHİ : 19.02.2009
MAHKEMESİ :Giresun Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait olup müvekkili şirkete trafik sigortalı alkollü sürücü yönetimindeki aracın 3.kişi aracında hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin karşı tarafa ödendiğini açıklayarak, 1.616,88.YTL.nın, ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 1.616,88.YTL.nın, ödeme tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı” kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu araç hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmişse veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmıştır. Aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hüküm dikkate alınmadan, salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesi yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; yargılama sırasında alınan 14.08.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, olayın meydana gelmesinde alkolün münhasıran etkili olduğu belirtilmiş ise de, aynı olaya ilişkin olarak Giresun Asliye 1.Hukuk Mahkemesinin 2004/32 Esas sayılı temyiz edilmeksizin kesinleşen dava dosyasında alınan 26.01.2005 ve 27.06.2005 tarihli bilirkişi heyeti raporlarında ve 21.12.2005 tarihli Adli Tıp raporunda davalı … hakkında belirlenen kusur oranlarının düşük olması, yine Giresun Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 2003/244 Esas sayılı dava dosyasında alınan 13.03.2005 tarihli bilirkişi raporunda da benzer sonuca ulaşılmış olması karşısında, bilirkişi raporları arasında çelişkili bir durum ortaya çıkmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece, yukarıda söz konusu edilen ilkeler ışığında mevcut bilirkişi raporları irdelenip, sürücülerin kusur oranları da tartışılarak ve davalı …’nin olay sırasında yasal sınırların üzerinde alkollü olduğu hususu da dikkate alınarak, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı ya da olayda alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının saptanması gerekir. Bu durumda, daha önceki bilirkişi heyetinde yer almış olan isimler dışındaki bilirkişilerden oluşturulacak ve içlerinde nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerin bulunduğu kuruldan yeniden rapor alınmalı, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.2.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.