YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5656
KARAR NO : 2022/8310
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.02.2020 gün ve 2018/54 E. – 2020/96 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından duruşmasız, davalı ING Bank A.Ş. vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 19.04.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı ING Bank A.Ş. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin 2002 yılından bu yana Oyak Bank A.Ş. Polatlı Şubesi müşterisi olduğunu, madencilik işi ile uğraştığını, kömür ticareti yaptıklarını, senelik 7-8 bin ton kömür alıp satmakta olduklarını ve yüklü giriş ve çıkışları olduğunu, bankadaki hesabın sadece ticaret ile ilgili kullanıldığını ve çekler ile bu alımlara ilişkin ödemelerin bankadaki ihtilaflara konu olan hesaptan gerçekleştirildiğini, Oyak Bank hesaplarında bulunan paraların davacıların sermayesi vasfında olduğu için sadece ödemelerin gerçekleştirildiği ticari birikim niteliğinde olduğunu, uzun zamandan bu yana bu hesabın çalıştırılmakta ve çeklerin de ödenmiş olmasından dolayı davalı …’in müvekkillerine ait hesaplardan muhtelif zamanlarda çekmiş olduğu paralardan ancak 30.07.2007 tarihinde haberdar olduklarını, müvekkillerinin davalı …’in kendileri ile birlikte on beşe yakın banka müşterisinin hesaplarını boşalttığını öğrendikleri gün Polatlı C. Başsavcılığı’na şikayette bulunulduğunu iddia ederek 540.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … A.Ş. vekili, davacı tarafın hesabında 540.000,00 TL bakiye olduğu hususunu ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde bu hususu ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığını, davacının talebinin sadece bir iddiadan ibaret olduğunu, davacı tarafın söz konusu beyanının basiretli bir tacir beyanından uzak ve kötü niyetli olduğunu, davacı taraf ile davalı … arasında iş ilişkisi dışında çıkar esasına dayalı bir kısım şahsi menfaat ilişkilerinin mevcut olduğunu, tacir olan davacının imzaladığı dekontun, belgenin neye ilişkin olduğunu bilmemesinin, bu dekontların tediye dekontu mu yoksa para yatırma dekontu mu olduğunu tefrik edememesinin, boş dekontlara imza atmasının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ikinci bozma sonrası alınan 25.09.2019 tarihli bilirkişi raporunun hesap yönünden hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacıların davaya konu olayların gerçekleştiği süreçte davalı bankada hesap açtıkları, çek keşide ettikleri, havale talimatı verdikleri, davacıların hesaplarındaki işlemlere müdahale etmemekle müterafik kusurlu oldukları, bu kusurun yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda zararın %50’sine tekabül ettiği gerekçesiyle davanın davacı … yönünden kısmen kabulü, kısmen reddine, 294.597,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’e verilmesine, davacı Toksözler Madencilik Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili ile davalı ING Bank A.Ş. (Oyakbank A.Ş.) vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekili ile davalı ING Bank A.Ş. (Oyakbank A.Ş.) vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekili ile davalı ING Bank A.Ş. (Oyakbank A.Ş.) vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 15.092,52 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ING Bank A.Ş.’den alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 24.11.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, davalılardan banka nezdindeki, davacı mevduatının banka çalışanı diğer davalının zimmetine geçirmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde 540.000,00 TL zararın tahsilini talep etmiş olup dava ıslah edilmemesine rağmen, mahkemece Dairemizin ikinci bozma ilamına uyulduktan sonra tarafların %50’şer oranında kusurlu oldukları takdir edilerek bilirkişi raporu ile tespit edilen 589.294,83 TL zarar üzerinden davacının müterafik kusuru olan %50 oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 294.597,00 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Bilindiği üzere yargılamaya hâkim ilkelerden olan taleple bağlılık ilkesi HMK m. 26 hükmü ile düzenlenmiştir. Bu hükme göre, aksine bir kanun hükmü yoksa hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Bu hüküm gereği kural hâkimin taleple bağlı olmasıdır. İstisnanın ise ancak bir kanun hükmüyle getirilmesi söz konusudur. Örneğin, TTK m. 56/1-e, c. 2; m. 531 ve m. 636/3 ile TBK m. 615/2 hükümleri anılan kurala istisna getiren hükümlerdir.
Dairemizin istikrar kazanmış kararlarında açıkça belirtildiği üzere gizli talep aşımı da taleple bağlılık ilesi kapsamındadır (bkz. Yargıtay 11. HD, T. 09.10.2019, S. 2018-4648/6331; T. 24.12.2018, S. 2017-263/8152; T. 10.09.2018, S. 2016-14241/5097; T. 11.12.2018, S. 2017-2519/7831; T. 13.11.2018, S. 2017-1705/7027; T. 17.04.2019, S. 2018-758/3101;T. 08.01.2019, S. 2017- 2654/108; T. 03.06.2021, S. 2020-1185/4737; T. 09.06.2021, S. 2019-3869/4943; T. 14.04.2009, S. 2008-575/4603……)
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı dava dilekçesindeki talebini ıslah etmediğine ve mahkemece de, taraflar %50’şer oranında kusurlu kabul edildiklerine göre, dava dilekçesinde talep edilen 540.000,00 TL’nin kabul edilen müterafik kusur oranında paylaştırılması gerekirken, bilirkişi tarafından zarar olarak hesaplanan 589.294,83 TL’nin müterafik kusur oranında paylaştırılarak bu miktarın yarısı olan 294.597,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gizli talep aşımı oluşturmaktadır. Zira dava dilekçesi ile istenen 540.000,00 TL’nin yarısı 270.000,00 TL’dir. Belirtmek gerekirse, dava dilekçesi ile istenen zarar miktarı yerine, bilirkişice hesaplanan daha fazla miktar üzerinden kabul edilen müterafik kusura göre indirim yapılmasının ve dolayısıyla gizli talep aşımı yolunun açılmasının benimsenmesi, sonradan açılacak ek davanın fonksiyonunu sağlayacak ve dolayısıyla zarardan sorumlu olanın zamanaşımı vs. defilerinden mahrum bırakılması sonucunu doğuracak ve böylece hak ihlaline sebep olabilecektir.
Hal böyle olunca, gizli talep aşımı nedeniyle kararın davalı yararına BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayız.