YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/611
KARAR NO : 2023/938
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/455 D. İş
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
İNCELEME KONUSU KARAR: Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli ve 2021/566 Esas, 2022/218 Karar sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık … hakkında Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ve 2017/920 Esas, 2018/526 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, anılan Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/3037 Esas, 2018/4971 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilerek hükmün kesinleşmesine müteakip, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7242 sayılı Kanun) kapsamında uyarlama yapılması talebinin kabulü ile
yapılan uyarlama yargılaması sonucunda Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli ve 2021/566 Esas, 2022/218 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci ve yirmiikinci fıkraları ile aynı Kanun’un beşinci maddesinin 2 nci fıkrasının (b) bendi, 5237 sayılı Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 6 ay 20 gün hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, bu karara karşı katılan Gümrük İdaresi vekilinin ve sanığın itirazı üzerine Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/455 Değişik iş sayılı kararı ile itiraz kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına hükmedildiği, söz konusu kararın ise kesin olarak verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.11.2022 tarihli ve 2022/22405 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-2022/141933 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2023 tarihli ve KYB-2022/141933 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf kanun yolu ile kesinleşmesini müteakip, 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun’da sanık lehine değişikler yapılması üzerine yapılan uyarlama yargılaması neticesinde sanığın yeniden 5607 sayılı Kanun uyarınca hapis ve adlî para cezası ile mahkûmiyetine karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazı inceleyen merciince; sanığın eyleminin, suç tarihi itibariyle sanık lehine bir düzenleme olarak 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 8/5-ı maddesi uyarınca idari yaptırım gerektiren kabahat niteliğinde olup olmadığı tartışılmaksızın karar verildiğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair uyarlama kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Sanık hakkındaki kesinleşen ilk hükmün, ancak karar tarihinden sonra yürürlüğe giren kanunlar yönünden talep üzerine ya da re’sen uyarlama yargılamasının konusu olabileceği, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan bir Kanun’un hatalı bir şekilde uygulanması veya uygulanmamasının, sonradan uyarlama yargılaması yapılarak giderilemeyeceği nazara alındığında, somut olayda istinaf incelemesinin yapıldığı 27/12/2018 tarihi itibariyle 4733 sayılı Kanun’un 8/5-ı maddesinin yürürlükte olduğu cihetle, anılan Kanun’un uyarlama yargılaması kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, uyarlama yargılamasının 7242 sayılı Kanun’un 61, 62 ve 63. maddeleri ile 5607 sayılı Kanun’da hükümlü lehine getirilen düzenlemelerle sınırlı olması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2015 tarihli ve 2013/8-604 Esas, 2015/204 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;
“Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı şekilde, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama) yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün
kesinleşmesinden sonra, ancak infazın tamamlanmasından önce yürürlüğe giren bir ceza yasasının, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisi bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibariyle infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir.
Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren ayrıksı durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Temel özelliği, talî yargılama olmasıdır.
Bu bağlamda, sonraki yasanın lehe sonuç doğurup doğurmadığının saptanması, lehe ise uygulanması ile sınırlı, kendine özgü bir yargılamadır. Bu talî yargılamada, aslî ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, oradaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir.
Bu özellikleri itibariyle uyarlama yargılamasında, asıl ceza yargılamasının esasları ancak zorunlu olduğu ölçüde uygulanacaktır; genel yargılama kurallarının bütünüyle uygulanması söz konusu değildir. Nitekim sanığın sorguya çekilmesi, gelmeyen sanık hakkında duruşmaya devam olunamaması, sanığın beraberinde getireceği tanıkların dinlenmesinin zorunlu olması gibi birçok kural hükümlüler hakkında uygulanmayabilecek, keza gerektiğinde duruşma açılmaksızın evrak üzerinden inceleme yapılarak karar verilebilecektir. Ayrıca, esas itibariyle yargılamanın yenilenmesine konu olabilecek biçimde yeni kanıt ileriye sürülmesi ve toplanması da mümkün olmadığından, olay yargılamasının zorunlu olduğu durumlar dışında sübut sorunu da çözümlenemeyecek, sadece hukuki değerlendirme yapılabilecektir.”
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde, sanık … (Malik) hakkında Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2017 tarihli ve 2017/1706 sayılı iddianamesi ile 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci ve onuncu fıkraları uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasının yapılan yargılamasının sonucunda Kırklareli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ve 2017/920 Esas, 2018/526 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 27.12.2018 tarihli ve 2018/3037 Esas, 2018/4971 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmek suretiyle hükmün kesinleştiği, ardından 7242 sayılı Kanun kapsamında getirilen lehe düzenlemelerin değerlendirilmesi için Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının uyarlama talebi üzerine infaz durdurularak Mahkemece 22.03.2022 tarihli ve 2021/566 Esas, 2022/218 Karar sayılı karar ile lehe hükümler içerdiğinden 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin onsekizinci, yirmiikinci fıkraları ile aynı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince neticeten 6 ay 20 gün hapis cezası ve 20,00 TL adlî para cezasına hükmedildiği ve kurum zararı giderildiğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik tarafların itirazını değerlendiren Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi 22.06.2022 tarihli ve 2022/455 Değişik iş sayılı kararı ile sanığın eyleminin suç tarihi itibarıyla idari yaptırım gerektiren kabahat niteliğinde olup olmadığı tartışılmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne karar vermiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararını kaldırmış ise de itiraz merciinin, yukarıdaki açıklamaların ışığında, istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen hükmü yok sayarak veya lehe kanunun belirlenmesine dayanmayan, hükmün ilk kesinleşme anında mevcut hukuka aykırılıkları incelemeye konu etmesi hukuken mümkün olmadığından, anılan karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2022 tarihli ve 2022/455 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.