YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6102
KARAR NO : 2023/526
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2014
tarihli, 2014/5232 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli, 2014/1318 Esas ve 2015/808 Karar sayılı kararı ile sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, sanık … hakkında ayrıca 58 … madde uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.06.2015 tarihli, 2014/1318 Esas ve 2015/808 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2019/8629 Esas, 2022/6317 Karar sayılı kararı ile ”Mağduru, soruşturma başlamadan önce, onun şahsına karşı herhangi bir zarar vermeksizin kendiliğinden … bırakan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 110 nuncu maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu’ gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli, 2022/383 Esas, 2022/533 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 110 uncu maddesi uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, sanık … hakkında ayrıca 58 … madde uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, sanıkların adli sicil kaydına dayalı kişilikleri ve yeniden suç işlemeyecekleri hususunda olumlu kanaat oluşmaması nedenleri ile haklarında 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının ertelenmesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’in Temyiz Sebepleri
Atılı suçu işlemediğine ve suç kastının olmadığına ilişkindir.
B. Sanık …’ın Temyiz Sebepleri
Atılı suçu işlemediğine , diğer sanığın kuzeni olan mağdurun kendi rızası ile araca bindiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; sanıkların, …’in kuzeni olan mağdur …’ü arkadaşı … ile birlikte olay gecesi dışarıda görmesi üzerine zorla araca bindirerek eve götürdükleri iddiasına ilişkindir.
2. Mağdur … kolluk ifadesinde, “kuzeni olan sanık … ve diğer sanık …’ın, … ile kendisini görünce, durduklarını, önce …’i sonra kendisini darp ettiklerini, akabinde kendisini zorla araca bindirdiklerini ve yine araçta da darp etmeye devam ettiklerini” beyan etmiştir.
3. Temyiz dışı mağdur …’in de benzer şekilde ifade verdiği görülmüştür.
4. Mağdurların basit şekilde yaralandıklarını gösterir doktor raporları dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Sanıkların Sübuta ve Suç Kastlarının Olmadığına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanıklar her ne kadar suçlamayı kabul etmemiş iseler de; mağdurların olayın hemen akabinde alınan,
birbirlerini doğrular nitelikteki ifadeleri ve dosyadaki olgular birlikte değerlendirildiğinde; Olay gecesi mağdur … ve …’i birlikte gören sanıkların, kızarak önce mağdurları darp ettikleri ve sonrasında mağdur …’ü kolundan sürüklemek suretiyle, rızası hilafına zorla araca bindirerek evine götürdükleri sabit olduğundan, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B. Diğer Yönlerden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli, 2022/383 E., 2022/533 sayılı kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2023 tarihinde karar verildi.
(K.D.)
KARŞI OY GEREKÇESİ
“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) maddelerinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için:
1. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tamamlanmış olması,
2. Failin mağduru soruşturmaya başlanılmadan … bırakılması,
3. Failin, mağdurun şahsına bir zarar vermemiş olması,
4. Failin, mağduru ‘kendiliğinden’ … bırakılması,
5. Failin mağduru ‘güvenli bir yerde’ … bırakmış olması koşullarının tamamının birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Uyuşmazlığa konu olayda, diğer koşulların gerçekleştiği konusunda bir duraksama bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, ‘mağdurun şahsına bir zarar verilmemiş olma’ … üzerinde durulmalıdır.
Öğretide, 5237 sayılı 5237 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinde geçen ‘mağdurun şahsına zarar’ ifadesinden, mağdurun vücut bütünlüğüne ve cinsel dokunulmazlığına yönelik davranışların anlaşılması gerektiği baskın görüş olarak ortaya konulmuştur. (M. … Artuk–… Gökçen–… Yenidünya, TCK Şerhi, s. 2887; … Üzülmez, G.Ü.H.F. Dergisi, yıl: 2007, sayı:1-2, s. 1203-1204; … …-… … Gökcan–… Artuç, TCK, C.III, s. 3681)
Kaldı ki kanun koyucu 5237 sayılı Kanunu’nun 109 uncu maddesinin altıncı fıkrasında; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmiş ancak kanun koyucu iradesi aynı Yasa’nın 110 uncu maddesinde ‘neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hallerinde’ deyimi yerine bu kez ‘şahsına zararı dokunmaksızın’ deyimini tercih etmiştir. Kanun koyucunun suçun işlenmesi süresinde ve işlenen suçun doğal sonucu olarak oluştuğu kabul edilen BTM ile giderilebilir nitelikteki yaralanmaların 5237 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesi kapsamında değerlendirilmesine ilişkin bir gerekçesi ya da iradesi söz konusu değildir. Aksinin kabulü kanun koyucunun iradesinin önüne geçmek olur. Kanun’un cebiri, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında suçun unsuru sayması … başına basit tıbbi müdahale niteliğindeki yaralanmaların aynı Kanun’un 110 uncu maddesinde belirtilen ‘şahsa zarar’ kavramı içinde kalmadığı şeklinde yorumlanamaz. Bu genişletici bir yoruma yol açar.
Keza bu yaralanmanın suçun işlenmesi sırasında ve işlenen suçun doğal sonucu olarak’ oluşması da basit yaralanmaların 5237 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinde belirtilen zarar kavramı kapsamı dışında tutulması için yeterli bir gerekçe değildir. Aksinin kabulü halinde bir kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak amacıyla kaçırma, alıkoyma gibi eylemler sırasında işin fıtratından kaynaklanan yaralanmaların mağdur yönünden doğal ve katlanılması gereken sanık yönünden sorumluluk yaratmayan yaralanmalar olarak kabulü sonucunu doğuracaktır. Oysa zararlar mağdurun isteği ile değil sanığın haksızlık oluşturan hukuka aykırı eylemiyle gerçekleşmiştir.
Yine nitelikli yaralanmalara neden olanlar ile basit yaralama gerçekleştiren ve mağdurları … bırakan failler arasındaki adaletsizliğin giderilmesi gerektiği ileri sürülebilirse de bu kez basit de olsa hiçbir zarara neden olmadan mağdurları bırakanlar ile basit de olsa yaralamaya neden olan failler arasında adaletsizlikten bahsedilecektir. Çoğunluk kararında göz ardı edilen bir hususta, hırsızlığa konu eşya ve para yönünden 5237 sayılı Kanun’un 168 … maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıkta, mağdurun tüm maddi zararlarının giderilmesi beklenmekte, kısmi giderme halinde ise mağdurun rızasının aranmasıdır. Kanun koyucunun, mal varlığına yönelik suçlar yönünden tüm zararın tamamiyle giderilmesini (… ile kısmen giderme hariç) ararken kişinin vücut ve ruh sağlığı bütünlüğüne karşı gerçekleştirilen bir eylem için basit yaralanmaların etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel görmemesi söz konusu olamaz ve iradesinin bu şekilde yorumlanması yasanın ruhuna aykırıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; mağduru darp ederek araca bindiren ve araçta da darp etmeye devam ederek sanıkların eyleminde ‘mağdurenin şahsına zarar vermeksizin’ … bırakma şartının gerçekleşmediği kanaatiyle … çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün olmamıştır. 15.02.2023