YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5642
KARAR NO : 2009/1332
KARAR TARİHİ : 12.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu …’in müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu şirkette 20 yılı aşkın süredir satış ve pazarlama elemanı olarak çalıştığını, müşterilerden aldığı nakit ve çek bedellerini zimmetine geçirdiğini, borcu kabul ederek bono verdiğini, zimmetine geçirdiği paralarla Çanakkala Ayvacık, Adatepe köyü, 232 Ada, 1 parsel, F Blok’daki dublex daireyi alarak 20.5.2005 tarihinde eşi davalı … adına tescil ettirdiğini, davalı …’ın maddi gücünün olmadığını belirterek, borçlunun eşi adına yaptığı tasarrufun iptaline, tapu kaydının borçlu … adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçelerinde, davalı borçlunun 1987 yılından 2007 yılı Mayıs ayına kadar davacının ortağı olduğu şirkette pazarlama elemanı olarak çalıştığını, aradaki anlaşmazlık nedeniyle işten ayrıldığını, zimmet suçlamasının gerçek olmadığını, dava konusu taşınmazın 12.6.2003 tarihinde davalı … tarafından alındığını, borçlunun tasarrufu bulunmadığını, davacı aleyhine Üsküdar İş Mahkemesine açtıkları davanın derdest olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazın davalı … tarafından 12.6.2003 tarihinde borçludan değil dava dışı…’ndan iktisap edildiği, taşınmaz bedelinin borçlu tarafından ödendiği iddiasının dava dilekçesine uygun olmadığı, iktisapta 3.kişi olan …’in 1.4.1974 günlü ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının yorum yoluyla da olsa bu davada uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tasarrufun iptali davaları İİY 277.maddesinde ifade edildiği gibi, bu yasanın 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı tasarrufların butlanına hükmetmek amacıyla açılan davalardır. Aynı yasanın 283/1.maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere; dava sabit olduğu takdirde alacaklı, davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisini elde eder. Davanın konusu taşınmaz olduğu takdirde davalı 3.kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine yer olmadan o taşınmazın haciz ve satışı istenebilir.
Somut olayda davalı borçlunun davacıya ait firmada çalışırken zimmetine geçirdiği paralarla aldığı taşınmazı alacaklısından mal kaçırmak amacıyla eşi … adına tescil ettirdiği belirtilerek tapu kaydının iptali ile borçlu adına tescili talep edilmiştir. Satın alınan taşınmaz bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış, fakat karşılığı olan taşınmaz, borçlunun isteği üzerine karısının malvarlığına karşılıksız olarak girmişse; borçlunun bağış olarak karısı yararına ödediği bedel ve tapuda karısı adına ferağ verilmesi isteği kapsam ve niteliği itibarıyla borçlu tasarrufu olup bu tasarrufun sonucu davalı eşin edindiği taşınmazdan İİK 278/1.maddesindeki şartları mevcutsa 283.madde hükmünce alacağın tahsiline imkan verilmelidir. (Y.15.H.D. 10.10.1994 tarih 4563-4665E.K.)-17.12.1992 tarih 5676-6099 E.K.-29.4.1993 tarih 2212-2029 E.K.)
O halde, mahkemece Ümraniye 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/292 Esas sayılı dosyası celpedilerek, borcun doğum tarihi mevcut takip dosyası ve tarafların diğer delilleri de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.