YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8979
KARAR NO : 2009/11382
KARAR TARİHİ : 29.09.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 26.3.1997 tarihinde Ltd.Şti.hisselerini devir ettiğinden 1479 sayılı yasa kapsamındaki sigortalılığının aynı tarihte sona erdiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu ile Ataköy Özel Sağlık Kabini İşl.Tic.Ltd.Şti.Vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalılar S.G.K ve Ataköy Özel Sağlık Kabini İşletmesi Ltd.Şti. Vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 26.03.1997 tarihinde Limitet Şirket hisselerini devir ettiğinden 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının aynı tarihte sona erdiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 26.03.1997 tarihinde davalı şirket hisselerini devir ederek ilişkisi kesildiğinden Ticaret Sicil kaydının bu şekilde düzeltilmesine ve bu tarihten itibaren … sigortalılığının kesilmiş olduğunun tespitine karar verilmiş ve bu karar davalı SGK avukatları tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacının 09.12.1993 tarihinde Limitet şirket ortağı olduğu ve bu ortaklık nedeniyle vergi kaydının bulunduğu, şirket ortaklığı ve vergi kaydı ile 01.07.1993-15.03.1994 tarihleri arasındaki 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması dikkate alınarak 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmanın sona erdiği 15.03.1994 tarihini takiben, 16.03.1994 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının başlatıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının hangi tarihte sona erdiği noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasa’nın 25/1-c ve 5510 sayılı Yasa’nın 9/1-b,3 maddeleridir. 1479 sayılı Yasa’da “1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığın şirketteki çalışmanın sona erdiği veya şirketle ilginin kesildiği tarihte sonra ereceği” 5510 sayılı Yasa’da ise “limitet şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalının hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten itibaren sona ereceği” düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı, limitet şirketteki hisselerinin tamamını dosyaya fotokopisini sunduğu 26.03.1997 tarihli Noterlikçe düzenlenen sözleşme ile devir ettiğini ileri sürmektedir. Öte yandan davacı tarafından sunulan hisse devri sözleşmesi dışında, davacının 11.01.2002 tarihli noter sözleşmesi ile şirketteki tüm hisselerini devir ettiği, devir olgusunun 14.01.2002 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilerek 17.01.2002 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Limitet Şirketlerde pay devrinin ne şekilde yapılacağı TTK’ nun 520 maddesinde düzenlenmiştir. Mahkemece yasanın aradığı şekilde bir pay devrinin bulunup bulunmadığının araştırılmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş davacının 1997 yılındaki hisse devrinin pay defterine ve karar defterine işlenip işlenmediğini, ortakların devre muvafakatlerinin bulunup bulunmadığını araştırmak, geçerli bir hisse devrinin bulunduğu ve yeniden ortak olunmadığı sonucuna varılırsa, şimdiki gibi 26.03.1997 devir tarihi itibarıyla … Sigortalılığının sona erdiğine karar vermekten ibarettir.
1997 yılındaki hisse devrinin geçerli olmadığı sonucuna varılırsa bu kez 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. Anılan maddedeki düzenlemeye göre “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez. Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” hükmü getirilmiştir.
Buna göre sigortalının pirim ödemelerinin karşıladığı süre bulunduktan sonra 5 yılı aşan pirim borcunun varlığının tespit edilmesi ve bu borcun kurumca yapılan bildirime rağmen ödenmediğinin anlaşılması halinde davacıyı 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17.maddesinin getirdiği olanaktan yararlandırmak gerekir.
Mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurulmaksızın ve özellikle yasaya uygun bir pay devrinin bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar SGK ve davalı Ataköy Özel Sağlık Kabini İşletmesi Ltd. Şti.’ne temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan Ataköy Özel Sağlık Kabini İşl.Tic.Ltd.Şti.’ne iadesine, 29.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.