Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/11420 E. 2022/13725 K. 21.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11420
KARAR NO : 2022/13725
KARAR TARİHİ : 21.12.2022

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki 3.kişi ve alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 97/son, aynı Kanunun 18/1. ve 366/1. maddesinin atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/7. maddesi de gözetildiğinde icra mahkemesinde görülen işler ivedi işlerden sayıldığından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:

Davacı-karşı davalı üçüncü kişi, taşocağında haczedilen taş kırma makinesinin üçüncü kişiye ait olduğunu, söz konusu makinenin finansal kiralama yoluyla satın alındığını açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı alacaklı, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacıyla aralarında işlem yaptıklarını belirterek borçlunun arasında organik bağ bulunan davacı üçüncü kişi şirket ile yaptığı muvazaalı tasarrufun iptali ile davacı üçüncü kişinin açtığı istihkak davasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan ilk yargılama sonucunda, istihkak davasının reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin verilen karar temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 25.5.2017 tarihli ve 2016/15309 Esas, 2017/7759 Karar sayılı ilamı ile, davacının dava dilekçesine ekli finansal kiralama sözleşmeleri, buna ilişkin ödeme planı ve faturalarının aslı veya onaylı örneklerinin getirtilmesi ondan sonra taraflarca sunulan diğer deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak mal borçlu elinde haczedilmiş olmasına rağmen noter belgesiyle davacıya satılmış olduğu gerekçesi ile istihkak davasının kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiş, karar davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 18.02.2020 tarih, 2019/261Esas, 2020/1467 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece, istihkak davası hakkında gerekçeye yer verilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesine rağmen Mahkemece oluşturulmuş herhangi bir gerekçe bulunmadığı, karşı dava açısından ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar olmadığına göre Mahkemece; önceki kararla bağlı olmaksızın hüküm tesisi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak, davacı 3. kişi şirket ile

borçlu şirket arasında kira sözleşmesinin devrini gerektirecek organik bağ olmadığına dair delillerin dosyaya ibraz edilemediği, keza haciz yapılan mahalde borçlu şirket yetkilisinin hazır olduğu ve sözleşmede belirlenen makinenin de haciz mahallinde olduğunun anlaşıldığı, mahcuzun borçlunun kullanımında bırakılmasının sebebinin de açıklanamadığı keza taraflar arasında akdedilmiş bir kira sözleşmesi de sunulamadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı karşı davalı 3. kişi ve tazminat açısından asıl davada davalı karşı davada davacı alacaklı temyize başvurmuştur.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nın 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası ile alacaklının karşı dava olarak İİK’nın 97/17. maddesi gereğince açtığı tasarrufun iptali
talebine ilişkindir.
1- Asıl davada davacı karşı davada davalı üçüncü kişinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre 3. kişi vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine;
2- Asıl davada davacı- karşı davalı 3. kişinin karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının kabulüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır.
İptal davası, icra hukuku yönünden alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlayan nispi nitelikteki yasadan doğan bir dava olup, tasarrufa konu malların aynı ile ilgisi yoktur.
İİK’nın 283/1. maddesine göre, tasarrufun iptali davasını açan davacının tasarrufun iptali davası sabit olduğu taktirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde, cebri icra yolu ile alacak miktarı kadar hakkını alma yetkisini elde eder ve söz konusu malın haczedilmesini ve satışını isteyebilir.
Davacı-karşı davalı üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davasının reddine karar verilmiştir. Davanın reddedilmesi ile, haczedilen mal üzerindeki haciz de kesinleşmiştir. Alacaklı icra takip işlemlerine devam ederek malın satışını isteyebilir.
HMK’nın 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli değildir. Dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.
Mahkemece, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasında, davanın reddine karar verildiğinden, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır.
Açıklanan nedenlerle, tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Asıl davada davalı- karşı davada davacı alacaklının tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davalı alacaklı tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK’nın 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla, asıl davada davacı karşı davada davalı alacaklının tazminata ilişkin ESAS NO : 2022/11420

talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olup, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :
Asıl davada davacı üçüncü kişinin sair, karşı davada davacı alacaklının tüm temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda 2 ve 3. bentte yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.