Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/14028 E. 2009/12638 K. 12.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/14028
KARAR NO : 2009/12638
KARAR TARİHİ : 12.10.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 1.8.1998-1.9.2002 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR

Davacı, davalıya ait işyerinde 01.08.1998-01.09.2002 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığından eksik bildirilen günlerin tesbitini istemiştir.
Mahkemece davacının13.07.1999-01.09.2002 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin isE eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Dava konusu yapılan dönem içinde Kuruma verilen işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olmadığı bilirkişi raporu ile tesbit edilmiştir.İşverenden işyeri kayıtları imzalı ücret bordroları getirilmemiş, müfettiş raporunda işyeri kayıtlarına göre davacı çalışmalarını Kuruma bildirilen süreler kadar tesbit etmiştir.Tüm dönem bordroları getirilip bordro tanıkları dinlenmemiş eksik inceleme ile sonuca gidilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacının tesbitini istediği ve eksik incelemeye konu olan 01.08.1998-01.09.2002 tarihleri arasında eksik bildirime konu sürelerle ilgili olarak işverenden imzalı ücret bordroları istemek, imzalı ücret bordrosu olan dönemlerde imzalı ücret bordosundaki süreler kadar, olmayan sürelerde işverenin kayıtlarına geçmiş bu dönemin tamamında çalışan bordro tanıkları, bulunamadığında bu dönemler için iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken, işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları veya işverenleri gibi kişilerin ilişkin bilgilerine başvurmak ve tüm deliller toplandıktan sonra bir arada değerlendirilip sonucuna göre eksik bildirilen çalışmalarla ilgili bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalı işverene iadesine 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.