YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10434
KARAR NO : 2009/12624
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ilk prim kesinti tarihinden itibaren tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının sattığı ürün bedelinden davalı Kurum’a ilk prim kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir..
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının sattığı ürün bedelinden ilk prim kesintisinin 20.06.1999 tarihinde yapıldığı, 20.08.2001 tarihinden beri ziraat odasına kayıtlı olduğu, ihtilaf konusu dönemde 2003 yılında 10 gün, 2006 yılında 72 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davalı Kurumun 22.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 7 seri nolu Tebliğ uyarınca davacıya kayıt ve tescilinin yapılması için davalı Kuruma müracaatta bulunmak üzere önel verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma kararı gereği yerine getirilmeksizin davalı Kurumun davacının müracaatı halinde davacının 01.07.1999-11.09.2003 tarihleri arasında sigortalı olarak kabul edileceğine ilişkin 29.05.2009 tarihli yazısı dikkate alınarak davacının bu tarihler arasında tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki; 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar. Bu hukuki aşama “usulü kazanılmış hak” olarak adlandırılır.
Öte yandan 7 seri nolu Tebliğde açıkça kişilerin müracaatları halinde prim kesintisi dikkate alınarak kayıt ve tescil işlemlerinin yapılacağı bildirilmiştir.
Yapılacak iş; bozma kararında açıklandığı üzere davacıya 22.05.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7 seri nolu Tebliğ uyarınca davalı Kuruma başvurarak kayıt ve tescilini yaptırması için mehil vermek, tescilin davacının talebine uygun şekilde yapılması halinde “ konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” karar vererek, yargılama giderleri ve avukatlık ücretini davanın açılmasına sebebiyet veren tarafa yüklemek aksi durumda ise tarafların ibraz ettiği delillerini toplamak,gereğinde resen araştırma yapmak ve uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve bozma kararı gereği yerine getirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 12.10.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.