Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/22856 E. 2023/175 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/22856
KARAR NO : 2023/175
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. Madde ile görevli)
SAYISI : 2011/647 Değişik İş
HÜKÜMLÜ : …
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
İNCELEME KONUSU KARAR : Memnu hakların iadesi talebi hakkında karar verilmesine yer
olmadığı ve ortada yasaklanmış bir hak bulunmadığına dair verilen
değişik iş kararı
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hükümlünün memnu haklarının iadesine dair yapılan isteme yönelik olarak, talebin konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına ve son uyarlama kararı geçerli olup eski karar geçerliliğini yitirdiğinden ortada yasaklanmış bir hak bulunmadığına dair verilen İzmir (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2011 tarih ve 2011/647 değişik iş sayılı kararının, 22.07.2019 tarihli kesinleşme şerhinde belirtildiği üzere 31.10.2018 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.03.2022 tarih ve 94660652-105-35-13540-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2022 tarihli ve 2022/40856 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2022 tarihli ve 2022/40856 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Silahlı Silahlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2, 59/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir (Kapatılan) Devlet Güvenlik Mahkemesinin 03/03/1998 tarihli ve 1997/316 esas, 1998/29 sayılı kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21/12/1998 tarihli ve 1998/1676 esas, 1998/4144 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, lehe hükümler içermesi nedeniyle anılan Kanun’un 314/2, 62 ve 3713 sayılı Kanun’un 5.maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/12/2005 tarihli ve 1996/178 esas, 1997/115 sayılı ek kararının kesinleşmesini takiben, hükümlünün yasaklanmış hakların geri verilmesine yönelik talebi hakkında infazın tamamlanması ile yasaklamanın kendiliğinden kalkacağından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair aynı Mahkemenin 08/03/2011 tarihli ve 2011/647 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, yasaklanmış hakların geri verilmesi kurumunun amacının yitirilen hak ve ehliyetlerin, koşullarının gerçekleşmesi halinde iyi halli hükümlüye yargı yolu ile geri verilmesini sağlamak olduğu, bu yasaklılık ister Türk Ceza Kanunu’ndan, isterse özel bir kanundan kaynaklansın, “kamu hizmetlerinden yasaklanma”, “memuriyetten mahrumiyet”, “seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma”, “yasal kısıtlılık altında bulundurulma” gibi gerek bir mahkûmiyetin doğal sonucu gerekse ceza şeklinde hükmedilen her nevi ehliyetsizliklerin yasak hakların geri verilmesi yoluyla bertaraf edilmesine hukukumuzda bir engel bulunmadığı,
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 06/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.” şeklindeki düzenleme gereğince hükümlülük kararında açıkça hükmedilmese bile mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların yukarıda bahsedilen maddenin birinci fıkrasındaki koşulların bulunduğuna mahkemece kanaat getirilmesi halinde iadesine karar verilebileceği gözetildiğinde;
Somut olayda adı geçen hükümlünün mahkumiyetine ilişkin kaydın 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 9/1-son cümlesi gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun’un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12/1. maddesi uyarınca arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı, ancak mahkemesince hükümlü hakkında, bahse konu Mahkeme kararında süresiz yasaklanmış hak bulunmadığından bahisle memnu hakların iadesi talebi hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, hükümlünün mahkum olduğu 6 yıl 3 ay hapis cezasının 01/10/2002 tarihinde infaz edildiği cihetle, yasaklanmış hakların iadesine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına dair kararın verildiği 08/03/2011 tarihinde 3 yıllık sürenin dolduğu gözetilerek, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği, keza 5352 sayılı Kanun’un 12/1. maddesinde yer alan;
“Arşiv bilgileri;
a) İlgilinin ölümü üzerine,
b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;
1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle, 2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,
c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle tamamen silinir.” şeklindeki düzenleme uyarınca yasaklanmış hakların iadesine karar verilmesinin arşiv kaydının silinmesi açısından sanık lehine bulunduğu, kaldı ki Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20/11/2013 tarihli ve 2013/11492 esas, 2013/17318 karar sayılı ilâmı ve benzer ilamlarda belirtildiği üzere, hükümlülük kararında açıkça belirtilmese dahi mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunulabileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. “
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan, mülga 765 sayılı Kanun 168/2, 59/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun’un (3713 sayılı Kanun) 5’nci maddelerince hükmedilen ağır hapis cezasını infaz etmekte iken yapılan uyarlama yargılaması sonucunda lehe olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 62 ve 3713 sayılı Kanun’un 5’inci maddelerince verilen cezasını infaz eden hükümlü hakkında yasaklanmış hakların geri verilmesinin söz konusu olup olmayacağına ilişkindir.

B. Hukuki Süreç
1. Hükümlü …, 03.07.1996 tarihinde, diğer sanıklardan Melek İlhan ile birlikte Antalya girişinde güvenlik güçlerince durdurulan otobüste yapılan arama neticesi ele geçen patlayıcı madde kalıpları ile birlikte yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. 06.07.1996 tarihinde kollukta, 09.07.1996 tarihinde ise Antalya Cumhuriyet Başsavcılığında ifadesinin teminine müteakip, aynı tarihte tutuklamaya sevk edilmiş ve Antalya 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.07.1996 tarih, 1996/9837 hazırlık ve 1996/258 sorgu nolu kararı ile “Yasa dışı PKK örgüt üyesi olmak, Antalya’da örgüt adına patlama eylemlerine katılmak” suçundan tutuklanmıştır.
2. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 10.07.1996 tarih, 1996/9837 hazırlık ve 1996/67 görevsizlik kararı ile soruşturma dosyası, hükümlü … ile süreçte birlikte yargılanan diğer sanıkların eylemleri Devlet Güvenlik Mahkemesinin (DGM) görevine girdiğinden, İzmir DGM Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

3. … kod adı ile PKK silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet yürüttüğü iddiası ile hazırlanan İzmir DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 29.07.1996 tarihli, 1996/268 hazırlık, 1996/140 esas ve 1996/97 no’lu iddianamesi ile hükümlü …’in, yasadışı PKK terör örgütünün üyesi olmak suçundan, mülga 765 sayılı Kanun’un 168/2.,31.,33.,40 ve 3713 sayılı Kanun’un 5’inci maddelerince cezalandırılması istenilmiştir.
4. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1996/178 esasına kayıt edilerek görülen davanın, 22.05.1997 tarihli duruşmasında tefhim olunan hükümle özetle; sanık …’in, örgütün sair efradı olduğu anlaşıldığından eylemine uyan 765 sayılı Kanunun 168/2., 59/2., 31., 33., 40 ve 3713 sayılı Kanunun 5′ inci maddeleri uyarınca oniki yıl altı ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

5. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 22.05.1997 tarihli ve 1996/178 esas, 1997/115 karar sayılı kararının, sanık müdafisince temyizi üzerine yapılan temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25.11.1997 tarihli, 1997/3051 esas ve 1997/5730 karar sayılı kararı ile sanıklardan … hakkında 765 sayılı Kanun’un 168/1 maddesi ile tecziyesi için dava açıldığı halde değişen suç vasfı nazara alınmadan Ceza Muhakemesi Usul Kanunu’nun 258’inci maddesi uyarınca ek savunma hakkı da tanınmadan silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan aynı maddenin 2’inci fıkrası ile ceza tayin edilmesi Kanuna aykırı görülmüş ve sair yönleri incelenmeksizin, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle aralarında hükümlü …’in de bulunduğu tüm sanıklara ilişkin hükümlerin, öncelikle bu sebepten dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozma ilamı üzerine dosya, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 1997/316 esasına kayıt edilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde 05.02.1998 tarihli duruşmanın sonunda tefhim olunan hükümle özetle; sanık …’in mülga 765 sayılı Kanun’un 168/2.,59/2., 31.,33., 40 ve 3713 sayılı Kanun’un 5’inci maddelerince neticeten, oniki yıl altı ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
7. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 03.03.1998 tarihli ve 1997/316 esas, 1998/29 karar sayılı kararının müdafii tarafından temyizi sonrasında yapılan temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.12.1998 tarihli ve 1998/1676 esas, 1998/4144 karar sayılı kararı ile onanmıştır. 02.02.1999 tarihli şerhte hükmün Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.12.1998 tarihli, 1998/1676 E., ve 1998/4144 K., sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği belirtilmiş ve hapis cezasının infazı için ilam, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
8. İzmir DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.1999 tarihli ve 1999/2791 ilamat no’lu yazısı ile keşinleşen ilam, infaz için hükümlünün tutuklu bulunduğu yer olan Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığına; 03.03.1999 tarihli ve 1999/2791 sayılı yazısı ile de İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. 9. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 05.02.2004 tarihli yazısından, hükümlü … ile diğer hükümlülerin, 22.10.1996 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yaptıkları anlaşılmıştır.

10. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 24.03.1999 tarihli ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 24.09.2004 tarihli müddetnamelerinde, hükümlü …’in, 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasından, 1140 … indirim uygulanmak sureti ile 30.12.2008 tarihinde bihakkın tahliye olacağı, 3713 sayılı Kanunun 17’nci maddesine göre de koşullu salıverme tarihinin 15.11.2005 tarihi olduğu belirtilmiştir.
11. 10.11.2004 tarihli İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (5190 sayılı Kanunla Yetkili) yazısı ile İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, hükümlünün infaz dosyası gönderilerek özetle; 01.04.2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı Kanun kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçunun müeyyidesinin 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmesi karşısında 02.11.2014 tarihinden önce şartla tahliye olması gereken hükümlünün mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için, Kanunun 2/2’nci maddesi de dikkate alınarak, hakkında verilen ilamın infazının, 1412 sayılı Kanun’un 402’nci maddesi uyarınca durdurulması talep edilmiştir.
12. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2004 tarihli, 2004/786 müteferrik kararı ile özetle; 5237 sayılı Kanunun sanık lehine düzenlemeler içerdiği ancak henüz yürürlüğe girmediğinden bu yönde bir hüküm tesis edilemediği fakat tahliye ve infaz durumlarının mağduriyete sebebiyet verilmemesi bakımından incelenip karar verilmesinde bir sakınca bulunmadığı, telafisi imkansız bir zararın doğmaması için yeni Kanunda cezası indirilen hükümlünün infazının durdurulması gerektiğinden ve yeni Kanunun uygulanması halinde meşruten tahliye tarihi de karar tarihi itibari ile dolduğundan infazının durdurulmasına karar verildiği belirtilerek; İzmir DGM ‘nin 1997/316 E., 1998/39 K., sayılı ilamı ile 765 sayılı Kanun’un 168/2’nci maddesi gereğince neticeten 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına hükümlü …’ün infazının durdurulmasına, itirazı kabil olmak üzere, karar verilmiştir.
13. … H Tipi Cezaevi Müdürlüğünün 25.11.2004 tarihli yazısı ile infaz kayıtları kapatılan hükümlünün dosyası Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş, 18.11.2004 tarihli yazı ile de 11.11.2004 tarihinde hükümlünün tahliye işlemlerinin yapıldığı bildirilmiştir.

14. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK’nun 250. maddesi uyarınca yetkili) 16.11.2005 tarihli yazısı ile İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, infaz dosyası gönderilmek sureti ile hükümlü … hakkında 5237 sayılı Kanun’da lehe düzenlemeler yapıldığından, ek karar verilmesi istenilmiştir.
15. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2005 tarihli, 1996/178 esas, 1997/115 karar sayılı ek kararı ile özetle; mahkemenin esas ve karar numarası belirtilen kararının bütün sanıklar yönünden bozularak 1997/316 esasa kayıt edilip, 1998/29 karar nolu karar ile neticelendiği notu ile aralarında hükümlünün de adının geçtiği sanıklar yönünden 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi nedeni ile yeniden hüküm kurulması yönünde Başsavcılığın talebine istinaden dosyanın duruşma açılmadan yeniden ele alındığı, önceki kararın sübut ve gerekçelerine atıfla, 5237 sayılı Kanun’un 314’üncü maddesinin hükümlü lehine olduğunun kabulü ile 5237 sayılı Kanun’un 314/2., 62., 53/1-2., 63 ve 3713 sayılı Kanunun 5’inci maddelerince neticeten “altı yıl üç ay hapis cezası” ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 03.03.2006 tarihli şerhte; ek kararın, 24.01.2006 tarihinde kesinleştiği ve hapis cezası ile 5237 sayılı Kanun’un 53/1-2’nci maddelerinin uygulanması bakımından infaz için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği belirtilmiştir.
16. Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2006 tarihli müddetnamesinde hükümlünün bihakkın tahliye tarihinin “01.10.2002”, 647 sayılı Kanun 19/1 maddesince tahliye tarihinin “01.10.2002”, şartla tahliye tarihinin ise “10.03.2001” tarihi olduğu belirtilmiştir.
17. 06.03.2006 tarihli yerine getirme fişinde, “5237 sayılı TCK 314/2, 3713 sayılı Yasa 5, 58/9,53/2,1,62 maddelerince 6 yıl 3 ay hapis cezasının” yerine getirildiği belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2006 tarihli, 2006/672 ilamat sayılı yazısı ile 10.11.2004 tarihinde tahliye edilen hükümlünün infaz dosyası, infazen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

18. 26.01.2006 tanzim ve havale tarihli dilekçesi ile hükümlü vekili Avukat … özetle; İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, müvekkili hakkında İzmir DGM’nin 03.03.1998 tarihli ve 1997/316 E., 1998/ 29 K. sayılı kararı ile 765 sayılı Kanun’un 168/2., 55/3., 59/2. ve 3713 sayılı yasanın 5. maddeleri uyarınca hapis cezası ile mahkumiyetine ve 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına karar verildiğini, 765 sayılı Kanun’un 31’inci maddesi gereğince süresiz olarak kamu haklarının kullanımının yasaklanmış olduğunu ancak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun ile 765 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırıldığını, 5237 sayılı Kanunda kamu haklarından yoksun bırakmanın 53’üncü maddede düzenlendiğini, buna göre kişinin işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamayacağını, hapis cezasının infazı tamamlandıktan sonra ise kamu haklarından yasaklılık kararının herhangi bir karara gerek kalmaksızın kalkacağını, yapılan düzenleme ile süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için yasaklanmış hakların geri verilmesinden söz edilemeyeceğini, 5237 sayılı Kanun’un müvekkilinin lehine olduğunu, ceza hukukunun genel ilkeleri ile yeni Kanun hükümlerine göre lehe olan kanun hükümleri uygulanacağından açıklanan ve de resen gözetilecek nedenlerle, İzmir DGM’nin 03.03.1998 tarih, 1997/316 E., 1998/29 K. sayılı kararında verilen kamu haklarından men kararının kaldırılarak, 5237 sayılı Kanunun 53’üncü maddesine göre infazın bittiği tarihten itibaren kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
19. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.02.2006 tarih ve 2006/123 değişik iş nolu kararı ile özetle; mahkemenin henüz kesinleşmeyen 26.12.2005 tarihli, 1997/316 esas ve 1998/29 karar sayılı ek kararı ile hükümlü … vekili Av. …’nin memnu hakların iadesi talebi hakkında “bir karar verilmesine yer olmadığına”, “yeni TCK’nuna göre verilen ek kararın bu kararla birlikte hükümlü vekiline tebliğine”, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonucu, talebe uygun olarak, oy birliğiyle, itirazı 5190 sayılı Kanun ile kurulan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde olanaklı olmak üzere, karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir;
“Hükümlü …’ın İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin 05.05.1998 tarih, 1997/316-1998/29 esas ve karar sayılı kararı ile 765 Sayılı TCK’nun 168/2,5715 sayılı yasanın 5 ve 765 sayılı TCK.nın 59/2.maddesi gereğince 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ve müebbeten kamu hizmetlerinden men cezası ile cezalandırıldığı, bu hükmün kesinleşerek infaza verildiği, TCK da yapılan değişiklik nedeniyle hükümlünün durumu yeniden ele alındığı, yapılan değerlendirme sonucu 26.12.2005 tarih, 1997/316-1998/29 esas ve karar sayılı ek kararı ile 5237 Sayılı TCKnun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5, 5237 sayılı TCK.nun 62,58/9.maddesi gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ve hapis cezasını tamamlayıncaya kadar TCK.53/1.maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın tebligat aşamasında olup,henüz kesinleşmediği anlaşılmakla bu ek karar kesinleştiğinde yeni verilen cezanın infazı bittiğinde eski karardaki müebbet hak mahrumiyeti cezası da otomatik olarak kalkacağından bu nedenle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.”
20. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2005 tarihli ek kararının Cumhuriyet savcısınca görüldüsü 28.12.2005 tarihinde yapılmış ve 16.01.2006 tarihinde hükümlünün aralarında Avukat …’nin de bulunduğu müdafilerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Ayrıca süreçte, 26.12.2005 tarihli ek karar ile 2006/123 değişik iş kararı da Av …’ye 27.02.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir.
21. İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2006 tarihli müzekkeresi ile İzmir C.Başsavcılığına 26.12.2005 tarihli ek karar ve tali karar fişi gönderilerek, hükümlünün cezası infaz edilmekte ise yeni hükme göre infazının yapılması, tamamlanmış ise infazda bu hususun da dikkate alınması sureti ile infazın yapılması istenmiştir.

22. Dosya içeriğinde imzasız örneği ve UYAP sisteminde imzalı taranmış sureti bulunan, İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2011 tarihli ve 2011/647 değişik iş nolu kararı ile;
“İzmir DGM’ nin 22.05.1997 tarih, 1996/178 esas, 1997/115 karar (Mahkememizin 26.12.2005 tarih aynı sayılı ek kararı) sayılı ilamı ile hükümlü … müdafi Av…. tarafından verilen dilekçe ile memnu haklarının iadesine karar verilmesi talebinde bulunmuş olmakla; iddia makamının görüşü de alınarak, dava dosyası incelendi.
Gereği Düşünüldü
Talepte bulunan …’ ın İzmir DGM’ nin 22.05.1997 tarih, 1996/178 esas 1997/115 karar sayılı ilamı ve bozmadan sonra 1997/316 esas 1998/29 karar sayılı ilamı ile PKK terör örgütünün üyesi olmak suçundan 765 sayılı TCK.nun 168/2. 3713 sayılı yasanın 5.maddesi ile 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, daha sonra 5237 sayılı TCK.nun yürürlüğe girmesi nedeniyle mahkememizce dosya yeniden ele alınarak mahkememizin 26.12.2005 tarih 1996/178 esas 1997/115 karar sayılı uyarlama kararı verilerek 5237 sayılı TCK.nun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5. maddeleri ile sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezası ve 53/2.maddesi gereği hapis cezasını tamamlayıncaya kadar TCK.53/1 maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, hükümlü müdafi tarafından gönderilen dilekçe ile memnu haklarının iadesine karar verilmesi talebinde bulunduğu, C.Savcılığınca da talebin reddine karar verilmesinin mütalaa edildiği anlaşılmakla,
Son olarak mahkememizce verilen 26.12.2005 tarih 1996/178 esas 1997/115 karar sayılı ilamda hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/2.maddesinin tatbikine karar verilmiştir. Verilen uyarlama kararı ile önceki ilk karar bütünüyle yürürlükten kalkmış olup eski kararda bulunan memnu haklar da ortadan kalkmıştır. Yeni karardaki yasak haklar da yasa gereği infazın tamamlanmasıyla sona ereceğinden ortada yasaklanan bir memnu hak yoktur. Bu nedenle de memnu hakların iadesi talebi konusuz kaldığından talep hususunda mahkememizce karar verilmesine yer olmadığına kararı vermek gerekmiştir.
Karar: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
İzmir DGM’ nin 22/05/1997 tarih 1996/178 esas 1997/115 karar (Mahkememizin 26/12/2005 tarih aynı sayılı ek kararı) sayılı ilamı ile hükümlü …’ ın memnu hakların iadesi talebi hakkında mahkememizce karar verilmesine yer olmadığına, sadece son uyarlama kararı geçerli olup eski
karar geçerliliğini yitirdiğinden ortada yasaklanmış bir hak bulunmadığına,
Kararın bir suretinin talepte bulunan hükümlü müdafıine tebliğine,
Dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonucu talebe uygun olarak 7 … içinde Mahkememize bir dilekçe verilmesi veya Zabıt Katibine beyanda bulunulması suretiyle itirazı CMK.250 Maddesi İle Görevli İzmir 10.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığında olanaklı olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.”
Şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Karar, Avukat …’ye 10.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.
23. 17.07.2017 tarihli Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün yazısı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2011 tarihli ve 2011/647 değişik iş sayılı kararının incelendiği, her ne kadar İzmir Devlet Güvenlik Mehkemesinin 03.03.1998 tarihli ve 1997/316 E.,1998/29 K., sayılı kararı iken, 5237 sayılı Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle uyarlama sonucu verilen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2005 tarihli ve 1996/178 E., 1997/115 K., sayılı ilamında, hükümlü …’in yasaklanmış hakların geri verilmesi yönündeki talebiyle ilgili ortada yasaklanmış bir hak bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş ise de, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 14 ve geçici 2′ nci maddeleri uyarınca adli sicil kaydından çıkartılarak, anılan Kanunun 10′ uncu maddesi gereği istenildiğinde verilmek üzere arşive alındığı anlaşılan kaydın arşivden silinme süresi, aynı Kanunun 6290 sayılı Kanunla değişik 12’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ile (2) numaralı alt bentlerinde gösterilen duruma göre hesaplanacağından ve aynı bentte düzenlenen “hak yoksunluğu” kavramına; ilgilinin kaydına esas mahkumiyetin Anayasanın 76. maddesi ve bazı özel kanunlarda sayılan hükümlerden ötürü “Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetler” kapsamında bulunması nedeniyle adli sicil sorgulama sonucunda kayıt bulunması hali de dahil olduğundan, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.05.2016 tarihli ve 2016/3378 E., 2016/5527 K., Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 07.11.2013 tarihli ve 2012/30618 E., 2013/16916 K., 20.11.2013 tarihli ve 2013/11492 E., 2013/17318 K., sayılı kararları da nazara alınarak kanunun anılan hükmüne muhalefet edildiği düşünce ve sonucuna varıldığından, söz konusu kararla ilgili yasal gereğinin takdir ve ifası ile sonucundan bilgi verilmesi istenilmiştir.
24. 15.05.2018 tarihli İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, İzmir (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2005 tarihli, 1996/178 E., 1997/115 K., sayılı dosyanın incelenmesinde, 2011/647 Değişik iş sayılı kararda yasaklanmış hakların geri verilmesi yönündeki taleple ilgili ortada yasaklanmış bir hak bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği ;ancak Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğünün yazısında belirtildiği üzere 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 14 ve geçici 2’nci maddeleri uyarınca adli sicil kaydından çıkartılarak, anılan Kanunun 10’uncu maddesi gereği istenildiğinde verilmek üzere arşive alındığı anlaşılan kaydın arşivden silinme süresinin aynı Kanunun 6290 sayılı Kanunla değişik 12’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ile (2) numaralı alt bentlerinde gösterilen duruma göre hesaplanacağından ve aynı bentte düzenlenen “hak yoksunluğu” kavramına ilgilinin kaydına esas mahkumiyetin Anayasanın 76’ncı maddesi ve bazı özel kanunlarda sayılan hükümlerden ötürü ‘Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler’ kapsamında bulunması nedeniyle adli sicil sorgulama sonucunda kayıt bulunması hali de dahil olduğundan ayrıca konuya ilişkin yerleşik uygulamalarda nazara alınarak, 2011/647 değişik iş sayılı kararda Kanunun anılan hükmüne muhalefet edildiği düşünce ve sonucuna varıldığından İzmir (Kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2005 tarih ve 1996/178 E., 1997/115 K., sayılı kararına ilişkin kanun yararına bozma yoluna gidilmesi görüş ve ihbarında bulunulmuştur.
25. 24.07.2018 tarihli Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği yazı ile İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2011 tarihli kararının itiraza tabi olduğu belirtilmiş ise de 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile eklenen 13/A-5 maddesi gereğince hüküm niteliğinde olup temyiz kanun yoluna tabi olduğu gibi, karara karşı yasa yoluna başvuru hakkı bulunan Cumhuriyet Başsavcılığına 5271 sayılı Kanununun 38’inci maddesinin öngördüğü şekilde kararın tebliğ edilmediği, bununla birlikte sanığa meşruhat içeren herhangi bir tebligatın yapıldığına dair dosyada tebligat evrakının bulunmadığı, kanun yollarının tam ve doğru olarak gösterildiği bir şekilde tebligat çıkarılması gerektiği cihetle, kesinlenmemiş bulunan değişik iş kararının kanun yararına bozma incelemesine konu edilmediği bildirilmiştir.
26. Süreçte, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2011 tarihli değişik iş kararı, hükümlünün aynı konutta oturan kardeşine 20.09.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.

27. İzmir (kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile yetkili) 16.10.2018 tarihli, değişik iş no 2011/647 sayılı yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığına, 08.03.2011 tarihli ve 2011/647 değişik iş sayılı karar tebliğ için gönderilmiştir.

28. İzmir (kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile yetkili) 16.10.2018 tarihli, yazısına “16.07.2019” tarihli havalesi ile Cumhuriyet savcısı, hükümlünün iyi halli olup olmadığı ile ilgili araştırma yapılması sonrasında yeniden dosyanın gönderilmesini istemiştir.

29. 22.07.2019 tarihli kesinleşme şerhine göre değişik iş kararı itiraz edilmeden, 31.10.2018 tarihinde kesinleşmiştir.
30. İzmir (kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile yetkili), C. Başsavcılığına gönderdiği 22.07.2019 tarihli yazıda, 2011/647 değişik iş sayılı kararın “sanık …’e 20.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği”, Cumhuriyet Başsavcılığına 16.10.2018 tarihli yazı ile Uyap üzerinden kararın gönderildiği, Cumhuriyet savcısınca “22.10.2018 tarihinde Uyap üzerinden kararın okuduğunun” anlaşıldığı ve karara yasal sürede itirazda bulunulmadığından kesinleştiği bildirilmiştir.
31. 26.05.2019 tarihli dilekçesi ile İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinden … özetle, cezasının infazının 2005 yılında tamamlandığını, İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesince yasaklanmış haklarının geri verilmesine ilişkin başvurusunun 08.03.2011 tarih, 2011/647 değişik iş no’lu kararla kabul edildiğini, zaten 5352 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinde belirtilen on beş yıllık sürenin de geçtiğini fakat adli sicil kaydı almak için 21.03.2017 tarihinde yaptığı başvuru sonucunda arşiv kaydının bulunduğunu öğrendiğini, kaydın adli sicil belgesinde görülmesi nedeniyle iş başvurularında ve günlük yaşama dair hususlarda hak kaybına neden olduğunu belirterek, açıkladığı sebeplerle cezasının infaz edilmiş olduğunu, infaz tarihinden bu tarihe kadar da herhangi bir mahkumiyet almadığını ve İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesi’nin yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin 08.03.2011 tarih, 2011/647 değişik iş no’lu kararının gözetilip, adli sicil arşiv kaydının silinmesini istemiştir.
32. İzmir (kapatılan) 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile yetkili) 27.05.2019 tarihli yazısı ile adli sicil arşiv kayıtlarının silinmesi talepleri hakkında mahkemece karar verilmediği, işlemlerin Adli Sicil İstatistik Müdürlüğü tarafından yapıldığından dilekçenin işlemsiz iade edildiği ve mahkemenin aracı kılınmaksızın yazılacak bir dilekçenin Adli Sicil İstatistik Müdürlüğüne gönderilmesi hususu hükümlüye bildirilmiştir.
33. 09.10.2019 tarihli Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü yazısı ile İzmir
Cumhuriyet Başsavcılığından, mevzuata aykırı olarak verildiği düşünülen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2011 tarihli, 2011/647 değişik iş sayılı kararıyla ilgili olarak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 14 ve geçici 2’nci maddeleri uyarınca adli sicil kaydından çıkartılarak, anılan Kanunun 10’uncu maddesi gereği istenildiğinde verilmek üzere arşive alındığı anlaşılan kaydın arşivden silinme süresinin aynı Kanunun 6290 sayılı Kanunla değişik 12’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ile (2) numaralı alt bentlerinde gösterilen duruma göre hesaplanacağından, aynı bentte düzenlenen “hak yoksunluğu” kavramına; ilgilinin kaydına esas mahkumiyetin Anayasanın 76’nci maddesi ve bazı özel kanunlarda sayılan hükümlerden ötürü “Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkumiyetler” kapsamında bulunması nedeniyle adli sicil sorgulama sonucunda kayıt bulunması hali de dahil olduğundan, Yargıtay 8 ve 11. Ceza Dairelerinin emsal uygulama ve kararları nazara alınarak Kanunun anılan hükmüne muhalefet edildiği düşünce ve sonucuna varıldığından, kesinleşen kararla ilgili yasal gereğinin takdir ve ifası ile sonucundan bilgi verilmesi istenilmiştir.
34. 21.05.2021 tarihli İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/647 değişik iş sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan kanun yararına bozmaya gidilmemesi hususunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne görüşte bulunulmuştur.
35. Hükümlü 26.05.2022 tarihli dilekçesi ile Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden ve 17.01.2022 tarihli dilekçesi ile de İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinden adli sicil arşiv kaydının silinmesine karar verilmesine yönelik istemlerde bulunmuştur.

C. İlgili Hukuk
5352 sayılı Kanunun “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” kenar başlıklı 13/A maddesi şöyledir:
“(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a)Mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b)Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.
(3)Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4)Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet Savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5)Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6)Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7)Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
D. Değerlendirme

01.06.2005 tarihinde ceza adalet sisteminde temel yasalar değiştirilmek suretiyle yeni bir dönem başlatılmıştır. 5352 sayılı Kanunun 13/A maddesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanunda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu düşünülmediği için, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 121-124′ üncü maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 416-420 ‘nci maddelerinin yerine ikame olmak üzere yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.
Ancak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun Geçici 2′ nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş, Anayasanın 76’ncı maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkumiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi kabul edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açtığından, 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 38’inci maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 13/A maddesi eklenmek suretiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi/memnu hakların iadesi müessesesi yeniden Türk ceza adalet sistemindeki yerini almıştır.
5352 sayılı Kanun’un “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” kenar başlıklı 13/A maddesinin sarahatine ve gerekçesinde işaret olunan amaç ve kapsamına nazaran, her ne kadar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğuna yer verilmemiş ise de, Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilecektir. Burada hükümlünün mahkumiyetinin, mülga 765 sayılı ya da mer’i 5237 sayılı Kanunlara veya ceza öngören özel kanunlara dayanmasının bir önemi bulunmamaktadır. İadesine karar verilecek yasaklanmış haklar, Anayasanın 76’ınci maddesi gibi, belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı süresiz hak yoksunluklarına ilişkindir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde adli sicil bilgileri silinmemektedir. Ancak geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilmektedir (5352 sayılı Kanun md.13/A,f.6). Silinen ancak arşiv kaydına alınan kayıtlar “kural olarak” kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (5352 sayılı Kanun md.10/2) ise de, kanunlarda bu konuda özel düzenleme olması halinde söz konusu arşiv kaydı hak yoksunluğu dahil bazı hukuki işlemlere esas alınabilecektir (5352 sayılı Kanun md.10/2). Dolayısıyla hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetin adli sicilden silinmesine karar verilmesi halinde, silme kararıyla yasaklanmış haklar da otomatik olarak geri verilmiş olacağından, ayrıca yasaklanmış hakların geri verilmesini talep etmeye gerek kalmayacağı ileri sürülebilirse de bu durum ancak bir hak yoksunluğuna esas alınamayanlar açısından geçerli olabilecektir. Nitekim 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinde Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi benimsenmemiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; silahlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.12.1998 tarihli ve 1998/1676 esas, 1998/4144 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen İzmir (Kapatılan) Devlet Güvenlik Mahkemesinin 03.03.1998 tarihli ve 1997/316 esas, 1998/29 sayılı kararı ile verilen hapis cezasının infazı aşamasında, 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi üzerine yapılan uyarlama yargılaması neticesi verilen ve 24.01.2006 tarihinde kesinleşen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.12.2005 tarihli ve 1996/178 E., 1997/115 K., sayılı ek kararına bağlı olarak cezasını infaz ettiği bildirilen hükümlünün talebinin, adli sicil arşiv kaydının bulunduğu gözetilerek, 5352 sayılı Kanuna eklenen 13/A maddesi kapsamındaki yasaklanmış hakların iadesi niteliğinde olduğunun kabulü ile; diğer hukuki neticeleri devam ettiği anlaşılan mahkumiyeti havi kararın usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği, ilgili bölümde yer verilen yasal sürelerin ve diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediği de araştırılarak sonucuna göre infazı ve denetlenmesi mümkün bir karar verilmesi gerektiğinden, anılan değişik iş kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir (kapatılan) 8.Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile Yetkili) 08.03.2011 tarihli ve 2011/647 değişik iş karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.