YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3975
KARAR NO : 2022/7626
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
MAHKEMESİ :… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08.12.2020 tarih ve 2020/74 E. – 2020/174 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2021/641 E. – 2021/742 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının mirasçısı bulundukları Merhum Ord. Prof. …’ın 20. Yüzyıl, Türk Mimarlık dünyasındaki en önemli isimlerden biri davalı …’ in Kadıköy’de yer alan ve mimari çevreler tarafından “… Evi” isimli tanınan yapının maliki, diğer davalı …’in ise 2012 yılından bu yana muhtelif zamanlarda davaya konu yapıya ilişkin hak sahiplerinin izni alınmaksızın rölöve, restitüsyon, restitüsyon tadilat ve restorasyon projelerini gerçekleştirdiğini, diğer davalı Mimar …’ in ise dava konusu yapıyla ilgili restorasyon projelerini hak sahiplerinin izni olmaksızın hazırlayıp, ilgili kurumlara sunarak davaya konu hukuka aykırı eylem ve işlemleri gerçekleştiren mimar olduğunu, …’ ın dava konusu yapıya ilişkin özgün mimari projenin FSEK anlamında eser sahibi olması nedeniyle yasal mirasçısı, manevi ve mali haklarının sahibi olarak korunması gerekli Kültür Varlığı olarak tescil ettirildiğini, davalının eser sahibinin izni olmaksızın Özgün Mimari Proje üzerindeki hakları ihlal ettiğini, 2011 yılında davalının malik tarafından hazırlatılan Rölöve projesinin davacının FSEK kapsamındaki haklarının ihlali mahiyetinde olduğunu, dava konusu yapıya ilişkin … ‘a ait özgün mimari proje ve mimari eserden yararlanılarak hukuka aykırı surette davalılar tarafından hazırlatılmış ve hazırlanmış rölöve, restitüsyon, restitüsyon tadilat ve restorasyon projeleri ile davacının mali haklarının ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek davalıların şimdilik 5.000.- TL maddi, 5.000.- TL manevi tazminat ile talebin kabul edilmemesi halinde men kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve davalı … vekilleri dava konusu terkedilmiş yapının zamana ve dışsal etkilere karşı fiziken korunmasız kalması neticesinde … evi hayli harap olup yıkıma uğradığını, davalı …’in de aralarında bulunduğu mimar ve akademisyenlerin üstün emek ve çabaları ile evsizlere mekan olan, kötü kullanımdan ötürü zarar gören, harabe haline gelen yapının aslına uygun olarak tadil edildiğini, tüm restorasyonun davalının da aralarında bulunduğu alanında yetkin kişilerin çabaları ile yapıya ilişkin orijinal planı, kesit ve cephe çizimler esas alınarak hayata geçirildiğini, mimari eserlerde yapılacak zorunlu değişikliklerin hukuka aykırılık teşkil etmediğinin Yargıtay içtihatlarınca kabul edildiğini savunarak davanın aktif dava ehliyeti yokluğu yönünden öncelikle usulden aksi halde esastan reddini istemiştir.
Diğer davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının, dava konusu eser sahibi muris …’ın eşinin (…), murisin ölümünden sonra yaptığı evlilikten evlatlığı olması nedeni ile doğrudan yasal mirasçısı olmayıp, muristen davacının annesine intikal eden malvarlığından annesi nedeni ile mirasçı olduğu, eser sahibine ait olan eserin bütünlüğü, korunması, eserde değişiklik yapılmasını men etme, (FSEK. 16. madde) manevi hakkının ve bu tecavüzlere karşı tecavüzün men’i ve önlenmesi, dava açma hakkının bulunmadığı bu hakkın sadece FSEK 19. madde de düzenlenen kişi ve bir kısım mirasçılara (vasiyeti tenfiz memuruna, bu tayin edilmemişse sırayla sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mahsup mirasçılarına, ana babasına, kardeşlerine) tanındığı, davacının bu kişiler arasında yer almadığı bu nedenle murise ait mali ve manevi yetkileri kullanma hakkının bulunmadığı, davacının taraf sıfatı olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu talebin eserden kaynaklanan manevi haklara ilişkin olup bu konuda men ve önleme talebinde bulunacak kişilerin 5846 sayılı Kanun’un 19/1 maddesinde sayılmış olup bunların sırayla vasiyeti tenfiz memuru, bu tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eş ile çocukları ve mensup mirasçıları, ana-babası, kardeşleri olduğu, davacının ise FSEK’ in 19. maddesinde sayılan bu kişilerden olmadığı, dolayısıyla davacının davacı sıfatı bulunmadığına ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı yanın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b- 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Ancak AAÜT 7/2. maddesinde davanın husumet nedeniyle reddi halinde davanın görüldüğü mahkemeye göre tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiştir. Bu durumda tarife hükümlerine göre mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları açısından ayrı ayrı maktu vekalet ücretini geçmemek üzere belirlenecek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek davalı lehine 5.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.