Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4522 E. 2022/8462 K. 29.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4522
KARAR NO : 2022/8462
KARAR TARİHİ : 29.11.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.06.2019 tarih ve 2018/380 E- 2019/312 K. sayılı kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 19.03.2021 tarih ve 2019/1171 E- 2021/371 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı kurum vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin T/01265, 2002/15987, 2006/06278, 2013/74406, 116029, 115551, 115476 sayılı ve “şekil”, “şekil”, “şekil”, “şekil”, “nike”, “nikeair” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2017/86237 kod numarasını alan başvuruya davacının itirazının, diğer davalı Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’in 2018-M-6172 sayılı kararı ile yerinde görülmeyerek reddedildiğini, oysa davacı şirketin dünyanın en önde gelen spor ayakkabı ve spor kıyafetleri üreticisi olduğunu, söz konusu başvurunun, davacının tescilli ve tanınmış markaları ile karıştırılacak derece benzer bulunduğunu, aynı türden mal ve hizmetler üzerinde tescil edilmek istendiğini, davacının markasının tanınmışlığının karıştırılma ihtimalini daha da arttırdığını, ayrıca başvurunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, davalı YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, davalı kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Şenol Dayanıklı Tüketim Malları İthalat İhracat Nakliye ve Tic. Ltd. Şti. temsilcisi, tarafların marka işaretlerinin benzer olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği 25. sınıf mallar ile itiraza mesnet markaların tescil kapsamları arasında bir ayniyetin, 35. sınıf hizmetler ile itiraza mesnet markaların tescil kapsamları arasında bir benzerliğin bulunduğu, davaya konu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği diğer sınıfların farklı olduğu, özellikle tescile konu sınıfların hitap ettiği tüketici kesiminin orta düzeydeki dikkat, algı seviyesi ile birlikte değerlendirildiğinde, gerek bir bütün olarak ve gerekse esaslı unsur anlamında, davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil, karıştırılmaya neden olacak derecede görsel bir benzerliğin bulunduğu, davacıya ait “ŞEKİL” ibareli markanın, sektöründe bilinir/tanınmış bir marka olarak değerlendirileceği, farklı olarak addedilen sınıflar özelinde 6769 sayılı Kanunu’nun 6/5. maddesi koşullarının davacı lehine oluştuğunun iddia edilebileceği, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2018-M-6172 sayılı kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nce, tüm dosya kapsamına göre; davaya konu marka başvurusunun kapsamındaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden bir ayniyetin, bir kısım hizmetler yönünden ise bir benzerliğin söz konusu olduğu, davaya konu marka başvurusunun tescil edilmek istendiği farklı sınıf hizmetler yönünden ise 6769 sayılı Kanunu’nun 6/5. maddesi koşullarının davacı yararına gerçekleştiği, zira davacının “şekil” markasının çok yüksek düzeyde bir tanınmışlığa ve yine yüksek düzeyde bir ayırt ediciliğe sahip olduğu nazara alındığında, başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağının, davacı markasının itibarına zarar vereceğinin ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğinin tabii olduğu gerekçesiyle davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı kurumdan alınmasına, 29/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.