Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/4239 E. 2007/4346 K. 12.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4239
KARAR NO : 2007/4346
KARAR TARİHİ : 12.11.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 368 ada 1 parsel sayılı 52400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacının meni müdahale davasının reddi ile çekişme konusu 368 ada 1 parselin 1/6’şar hissesinin …, … ve …, 1/4 hissesinin …, 1/8 hissesinin …, 1/8 hissenin … adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı …’ın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı ve davacının zilyetliğinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, uygulama ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Tespite dayanak yapılan davalı tapusunun tesisi olan 26.3.1968 tarih 36 sıra numaralı tapu kaydının, davacı …’ın açtığı tescil davası sonunda tescil ilamı ile oluştuğu, ilama dayanak tescil krokisinin bulunduğu ve tedavül kayıtlarında satışlar sonucunda hisseli olarak davalılar adına tescil edildiği, davacı …’ın dayanağını oluşturan 10.6.1959 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydının ise Eylül 311 yoklama ve 6 sıra numarada hakkı karar ile oluştuğu, böylece davacı …’ın davalı tapusunun ilk maliki olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan keşifte tarafların dayandığı tapu kayıtları uygulanmış; mahalli bilirkişiler ve tanıklar tarafından davacı tapusunun batı hududu bilinememiş diğer hudutları ile davalı tapusunun hudutları zeminde gösterilmiştir. Keşif sonucu ibraz edilen 30.5.1996 tarihli fen bilirkişi raporunda, davalı tapusu hudutlarının taşınmazın tamamını kapsadığı, davacı tapusunun ise üç hudut itibariyle taşınmazın güney kısmında krokide yeşil kalemle gösterilen kısmı kapsadığı belirtilmiş, dosyaya getirildiği halde davalı tapusunun dayanağı tescil krokisi uygulanarak krokiye göre kapsamı belirlenmemiştir. Oysa 3402 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi gereğince plan ve krokiye dayalı kayıtların kapsamının haritasına göre belirlenmesi zorunludur. Yine mahkemece yapılan keşif ve rapor yeterli görüldüğü halde ve teknik bilirkişi raporunda davacı tapusunun taşınmazın 7300 metrekarelik kısmını kapsadığı belirtilip, krokide bu kısım gösterildiği halde mahkemece davacı tapusunun hangi sebeple uymadığına karar verildiği anlaşılamamaktadır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle dava konusu taşınmazı kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde keşif icra edilmelidir. Taşınmaz başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan kayıtların ihdasından itibaren tüm tedavülleri ile okunup hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmeli, yerel bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara bu konuda tanık dinletme imkanı sağlanmalı, teknik bilirkişiye yerel bilirkişiler ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında işaret ettirilip ve ayrıca davalı tapusu kapsamı dayanağı tescil krokisi bulunduğundan, 3402 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi gereğince dayanağı krokisi ile birlikte uygulanarak bu suretle kayıtların kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Tarafların dayandığı tapu kayıtlarının çakışması halinde doğru temele dayanan eski tarihli kayda değer verilmesi gerektiği ilkesi gözönünde bulundurulmakla birlikte davacının eski tarihli tapu kaydı dururken mükerrer tescil tapusu alıp davalı tarafa temlik etmesi olgusu da somut olay açısından değerlendirilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; Kadastro Hakimi doğru, düzenli ve infazı kabil sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu halde, taşınmazın davalılar adına 1/4, 1/6, 1/8 hisseler oranında tesciline karar verilerek pay ve payda eşitliği sağlanmadan infazı kabil olmayacak şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olup temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.