YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5917
KARAR NO : 2022/7381
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.03.2021 tarih ve 2020/92 E. – 2021/133 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı … mirasçıları vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %25 hissesine ve tek başına temsil yetkisine sahip ortağı olduğunu, … ile … …’ın da tek başına temsil yetkilerinin bulunduğunu, müvekkilinin katılmadığı ve bilgisi dışında yapılan 28.05.2002 tarihli toplantıda alınan kararla şirket adresinin taşındığını, şirketin bundan sonra diğer temsilciler tarafından yönetildiğini, şirkete ait … İlçesi 2. Bölge … Mahallesi 7560 ada 9 parsel ve 7561 ada 10 parsel sayılı taşınmazların şirket yetkilisi … … tarafından yakınlarına ve güveneceği kişilere düşük bedelle muvazaalı satıldığını, davalıların taşınmazı satın alabilecek maddi imkanlarının bulunmadığını ileri sürerek, 7560 ada 9 parsel sayılı taşınmazın muvazaalı satış işleminin iptali ile taşınmazın davalı şirket adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Islah ile 13/11/2003 tarihli satış işleminin iptaline, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın rayiç bedelinin tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … İnş. Koll. Şti. vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, …, …, …, …, … vekili, davalı şirket adına tescilli taşınmazda müvekkilince kat karşılığı inşaat yapıldığını, müvekkiline düşecek konutlardan 15 tanesinin davalı şirketçe satılması nedeniyle 15 konut ve 225 bin bedel karşılığı işbu davaya konu taşınmaz ile 7561 ada 10 parseldeki taşınmazın 1/2’sinin müvekkillerine devredildiğini, 15 konut değeri de nazara alındığında rayiç bedelin ödendiğini, yine müvekkilleri ile davalı şirketin yetkilisi arasında bir akrabalık ilişkisinin de bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, muvazaa şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davalılardan … İnşaat Kollektif Şirketi’nin davaya konu taşınmazın önceki maliki olup, muvazaa iddiasıyla tapunun iptali ve şirket adına tescili istendiğinden böyle bir davada şirkete ve işlemi yapan … …’a husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle … İnşaat Kollektif Şirketi ile … … mirasçıları olan davalılar … (mirasçıları), … … ve … aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan usulden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davada şirket ana sözleşmesine göre şirketi temsile yetkili her ortağın tek başına taşınmaz satışını gerçekleştirebileceği anlaşıldığından davacı tarafın satışın geçersizliğine ilişkin itirazları yerinde görülmediği, zira … …’ın tek başına temsile yetkili bulunduğu, diğer yandan şirketi temsile yetkili … … ve diğer davalıların muvazaalı olarak taşınmazın devrini gerçekleştirdiklerine dair taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin azlığı dışında hiçbir delil sunulmadığı, bedeller arasında aşırı orantısızlık olması, muvazaanın varlığı ve davalıların kötü niyetli olduğunun kabulü için yeterli olmadığından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalılar …, …, …, …, …, … ve … aleyhine açılan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2018/3987 E. – 2020/650 K. sayılı ve 22/01/2020 tarihli ilamıyla bozulmuştur.
İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, davalılar …, …, …, …, …, …, … İnş. Kollektif Şti. ve … mirasçıları (…, … …) yönünden mahkemece verilen karar kesinleştiğinden bu davalılar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … aleyhine açılan davaya gelince, bir kısım davalıların miras bırakanı ve şirketi temsille yetkili … … tarafından taşınmazın 1/2 hissesinin 13/11/2003 tarihinde 105.000,00 TL bedelle davalı …’a satış gösterilerek devredildiği, mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre, taşınmazın devir tarihindeki rayiç değerinin 3.823.215,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre devir tarihindeki taşınmazın 1/2 rayiç değeri 1.911.562,50 TL olduğu, her ne kadar taşınmazın davalı …’a devir bedeli ile devrin gerçekleştiği tarihteki rayiç değeri arasında aşırı orantısızlık mevcut ise de, bu hususun tek başına muvazaalı işlemi kanıtlamaya yeterli olmadığı, muvazaa olgusunun başka delillerle desteklenmesi gerektiği, dinlenen davacı tanıklarının muvazaa olgusuna ilişkin somut bilgisi olmadığı, davalı …’ın ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin duyumdan ibaret olup, görgüye dayalı olmadığı, satış hususunda doğrudan bilgileri bulunmadığı, devir işlemini gerçekleştiren ile devralan arasındaki akrabalık ilişkisi bulunmasının işlemin muvazaalı yapıldığını göstermeyeceği, … Şirketi’nin ekonomik sıkıntıları nedeniyle taşınmazın satıldığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, herhangi bir irade sakatlığından söz edilmesinin de mümkün olmadığı, davalı …’ın devraldığı 1/2 hisse yönünden devrin muvazaalı olduğu yada davalının kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından bu davalı aleyhine açılan davanın da reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı … mirasçıları vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu iptali tescil olmadığı takdirde rayiç bedelin tespiti ile tahsil istemine ilişkindir.
Davacı tarafından uyuşmazlık konusu 7560 ada 9 nolu parselde … İnş. Koll. Şti.’nden 1/2 hisse devralan davalılardan …’ın şirket yöneticisi müteveffa … …’ın eşinin kardeşinin oğlu olduğu ve esasında bu kişinin alım gücü bulunmadığı halde tapuda bu davalıya yapılan satış ve devir işleminin gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüştür. Mahkemece, yapılan araştırma kapsamında devir bedeli ile taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri arasında açık bir oransızlık bulunduğu hususu sabittir. Her ne kadar, bu durum tek başına muvazaaya delalet etmiyorsa da, davacının az önce bahsedildiği şekilde 1/2 pay devrinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin iddiasının denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda Dairemizin 22.01.2020 tarihli bozma kararı üzerine dinlenen tanık beyanları karşısında, davalı …’ın şirket yöneticisi … …’ın kayın biraderinin oğlu olduğu ve bu yöneticinin ekonomik bakımdan davalıya yardımcı olduğu belirtilmiştir.
Bu durum karşısında nüfus kayıtları da getirilerek davalı … ile yönetici … … tanık anlatımlarında belirtildiği üzere akrabalık ilişkisinin belirlenmesi durumunda, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasındaki fark, yöneticinin davalı alıcıya ekonomik bakımdan yardımcı olması göz önüne alındığında, tapuda yapılan satış işleminin gerçekte gizli bir bağış niteliğinde olduğunu kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davalı … adına tescil edilen 1/2 hissedar kaynaklı davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … mirasçıları vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı … mirasçılarına iadesine, 25.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.