YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12481
KARAR NO : 2023/45
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, davacının ihale bedelinin %10’u olan 63.200,00 TL para cezasına mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi/borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı gerekçesi ile başvurunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi/borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Marmaraereğlisi İcra Müdürlüğü’nün 2019/58 Talimat sayılı dosyasından 16.11.2021 tarihinde yapılan ihalede … İli … İlçesi, … Mah. 265 ada 5 Parsel, 1 nolu bağımsız bölümün satıldığını, kıymet takdir raporlarının davacı vekiline tebliğ edilmediğini, ihalenin yeterince duyurulmadığını ve yeterli katılımın sağlanamadığını, ihale şartnamesinde tahrifat yapıldığını, davacı şirkete çıkarılan satış ilanı tebligatın usulsüz olduğunu bildirerek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı firma hakkında bankamız tarafından yapılan tüm tebligatlar usulüne uygun olup, davacı vekilinin dava dilekçesinde genel ifadeler kullanarak satıştan haberdar olmadığı iddiası doğru değildir. Davacının iddiasının aksine taşınmaz değerinin altında satılmamış olup, dosyamızdan bankamıza ipotekli olan taşınmazların kıymet takdiri raporu tüm dosya ilgililerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Tüm ilanlar icra müdürlüğünün satış kararı kapsamında usulüne uygun olarak yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış ilanının davacı şirket vekiline 16.09.2021 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, kıymet takdiri raporunun ise esas takip dosyasından borçlu firmanın … kaydında yer alan adresine tebligat kanunu 35. madde uyarınca 19.07.2021 tarihinde usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği görüldüğünden davacı vekilinin ihalenin feshine yönelik tüm şikayetleri yerinde olmadığı nedeniyle ihalenin feshi talebinin reddine, davacının ihale bedelinin %10’u olan 63.200,00 TL para cezasına mahkum edilmesine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili ; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığını ancak gerçek değere dair itirazları olmasına rağmen mahkemenin yeni bir kıymet takdiri yaptırarak bu iddiayı değerlendirmediğini belirtilerek ihalenin feshi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ihalenin feshini gerektirir bir yön olmadığı, davacı tarafından ileri sürülen hususların ise satış ilanının elektronik tebligat yoluyla davacı vekiline 21.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebligatın usulsüzlüğü ya da anılan tarihte vekilin vekillikten çekildiği ya da azledildiğine dair bir iddia bulunmadığı, bu halde kıymet takdir raporlarının tebliğine ilişkin iddia ile davacı asile yapılan tebligatın usulsüzlüğünün değerlendirilmesine gerek bulunmadığı, satışın satış kararında belirtildiği şekilde icra ilan panosuna asıldığı, tirajı 50.000’in üzerinde yurt düzeyinde yayın yapan … Gazetesinde yayınlandığı, elektronik ortamda ilan yapıldığı gibi satış kararında yer almamasına rağmen Belediyede ilan edildiği, muhammen değeri 285.267,60 TL olan taşınmazın 196.000,00 TL bedelle satıldığı, ihaleye alacaklı dışında bir katılımcının daha katıldığı, bu şekilde satışın yeteri kadar duyurulduğu, davacının dava dilekçesinde bulunmayan ve ilk kez istinaf dilekçesinde dile getirilen gerçek değere itiraz iddiasının HMK’nın 357. maddesi uyarınca değerlendirilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/şikayetçi vekili
temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; öncelikle satış ilanının müvekkile tebliğ edilmesi, kıymet takdirine dönük işletilen usul hukukunu ortadan kaldırmayacaktır. Böyle bir bakış açısı, son bildirimin yapılması durumunda daha önce yapılan tüm bildirim yükümlülüklerini ortadan kaldıran bir uygulama getirecek olup, hukuk mantığı ve ilkeleri ile çelişen bir tespittir. Diğer yandan yeterli katılımın sağlanmadığı yönündeki iddiamız devam etmektedir. Yine dava dilekçesinde bedele itiraz edilmediği konusunda ise kıymet takdiri raporu tarafımıza tebliğ edilmediği için eksik değerlemeye ilişkin itirazlarımızı dosyaya sunmamız söz konusu olmamıştır. Sonuç olarak taşınmaz gerçek değerinin altında bir değere satılmıştır. Ancak gerçek değere dair itirazlarımız olmasına rağmen, yerel mahkemenin bu konuda bir kıymet takdiri yaptırarak iddiamızın gerçek olup olmadığını ortaya çıkarması gerekirken, bu hususta hiç bir araştırma ve inceleme yapılmaması hukuka aykırı bir eksik bir yargılamayı ifade etmektedir. Dava konusu taşınmazın ihalesine yönelik olarak borçlu müvekkilimize tebligat yapılmış olup ihaleye yönelik yapılan bu tebligat usulsüzdür; zira o esnada müvekkil şirkete yapılan tebligatlar bila dönmüştür. İşbu sebeplerle tebligatın usulsüz olması ve müvekkil şirketin takibe konu taşınmazın ihalesinden haberdar olmaması hasebiyle ihalenin usulsüzlüğü söz konusu olduğundan mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.İİK 134 üncü ve devamı madde hükümleri, 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 27. maddesi.
3. Değerlendirme
1- Dava dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların, istinaf ve temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceğinin tabii bulunmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re’sen yapılan değerlendirmede;
İİK’nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile;
“İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.
Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı
ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek,
talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder.” hükmü getirilmiştir.
Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır.
Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.
Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hem de temyiz aşamasında re’sen değerlendirilir.
Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK’na 24.1.021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;
“134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanun’la yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve Bölge Adliye Mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;
Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10’u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1- Şikayetçi-borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 04.10.2022 tarih ve 2022/2784 E. – 2022/2829 K. sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA),
2- Marmaraereğlisi İcra Hukuk Mahkemesi’nin 24.03.2022 tarih ve 2021/62 E. – 2022/14 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin iki numaralı bendinde yer alan “%10’u olan 63.200,00 TL” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “% 5’i olan 31.600 TL” ibaresinin yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2 ve 7343 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10. 01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.