Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/5018 E. 2023/154 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5018
KARAR NO : 2023/154
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi hükmünün eleştirilip, düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükm temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2020 tarihli ve 2020/224 Esas, 2020/254 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 03.12.2020 tarihli ve 2021/128 Esas, 2021/176 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmünün eleştirilip, hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
2. Sanığın eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğuna, ele geçen maddelerin kişisel kullanım sınırında olduğuna,
3. Sanığın cep telefonunda tespit edilen mesajların, uyuşturucu madde ticaretine ilişkin olduğunun sabit olmadığına,
4. 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü maddesinde yer alan seçimlik hareketlerin gerçekleşmediğine,
5. “Şüpheden sanık yararlanır.” ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay tarihinde uygulama noktasına 100 metre mesafede bir aracın durduğunun görüldüğü, aracın sol arka yolcu kısmından bir şahsın inerek kaçtığı, sağ ön yolcu koltuğundan yaşı küçük …’ın ve sürücü koltuğundan ise hakkında verilen beraat kararı istinaf edilmeksizin kesinleşen sanık …’nın indiği, aracın dışarıdan görünen yerlerinin kontrolü sonucunda arka koltuk üzerine serpilmiş halde 133 adet tabletin ele geçirildiği, kaçan şahsın, olay günü yapılan araştırmalar sonucu

sanık … olduğunun anlaşıldığı olayda; 10.06.2020 tarihli ekspertiz raporu ile, ele geçen tabletlerin 70 adedinin metamfetamin içerdiğinin, diğer tabletlerin uyuşturucu veya uyarıcı madde içermediğinin tespit edilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesi uyarınca alınan 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, olay yerinde bulunan sanık …’a ait cep telefonunun incelenmesinde uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin şüpheli görüşmelere rastlanması ve ele geçen madde miktarı dikkate alınarak, sanık …’un kovuşturma aşamasındaki “Ele geçen maddelerin kendisine ait olduğuna, kullanmak amacıyla toplu şekilde aldığına, kaçarken düşürdüğüne,” ilişkin savunmasına itibar edilmediği, sanığın “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukukî nitelendirme ve uygulama konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, “gerekçeli karar başlığında suç tarihinin yanlış gösterilmesi” hususu eleştirilip, hükümde, “uyuşturucu ve uyarıcı madde içermediği anlaşılan tabletlerin imhası yerine iadesine karar verilmesi” nedeniyle, bu hukuka aykırılık düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Olay tarihinde saat 21.15 sıralarında Arnavutköy ilçesinde yapılan uygulama sırasında durumundan şüphelenilerek durdurulmak istenen ….. plaka sayılı aracın uygulama noktasına 100 metre kala durduğu ve sol arka yolcu kapısından inen şahsın dur ihtarına uymayarak kaçtığı, 500 metre kadar kovalanmasına rağmen yakalanamadığı, olay günü yapılan araştırmalar sonucu kaçan şahsın sanık … olduğunun ve açık kimlik bilgilerinin kolluk görevlileri tarafından tespit edildiği; aracın sürücü koltuğundan inen ve hakkında verilen beraat kararı istinaf edilmeksizin kesinleşen … ile sağ ön yolcu koltuğundan inen yaşı küçük tanık ….. üzerinde suç unsuru bulunmadığı, aracın dışarıdan görünen yerlerinde yapılan kontrolde, sanık …’un inerek kaçtığı sol arka yolcu koltuğu üzerinde siyah renkli poşet içinden serpilmiş halde farklı renklerde 133 adet tabletin ele geçirildiği, aynı yerde sanık …’un kaçarken düşürdüğü anlaşılan cep telefonun bulunduğu olayda; tanık …..’ın Cumhuriyet Başsavcılığında müdafi huzurunda alınan beyanında, “Araçtan inerek kaçan şahsın arkadaşı olan … olduğunu, araçta ele geçen uyuşturucu maddeden haberinin olmadığını, olay tarihinde Yusuf’un kimlik bilgileri kolluk görevlilerine vererek yardım ettiğini,” belirttiği; sanık …’ın ise aşamalarda, tanık ….’ın beyanını destekler şekilde savunmada bulunduğu, soruşturma aşamasında, “Araçtan kaçan kişinin kim olduğunu bilmediğini, bu şahsı arkadaşı ……’nin tanıdığını”, kovuşturma aşamasında alınan savunmasında ise, huzurda bulunan sanık …’u kastederek, “…..’un, olay tarihinde uygulama noktasına yaklaştıkları sırada araçtan inip kaçtığını,” beyan ve teşhis ettiği, 04/06/2020 tarihinde yakalanan sanık …’un ise soruşturma aşamasında alınan savunmasında, “Olay tarihinde aracın arka koltuğundan inip kaçan şahsın kendisi olduğunu, ancak ele geçen maddelerin kendisine ait olmadığını”, kovuşturma aşamasında ise ifadesini değiştirerek, “Ele geçen uyuşturucu maddeleri kullanmak için satın aldığını, araçta bulunan diğer şahısların bundan haberdar olmadığını”, beyan ettiği, 10/06/2020 tarihli ekspertiz raporuna göre ele geçen tabletlerden 70 adedinin metamfetamin içerdiği, diğerlerinin uyuşturucu ve uyarıcı madde içermediği, yine sanık …’un cep telefonu üzerinde 5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesi uyarınca alınan 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda, uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin şüpheli görüşme ve mesajlaşmalar tespit edilmekle; ele geçen madde miktarı, ele geçiriliş şekli, kolluk görevlilerini gören sanığın olay yerinden kaçması, olay yerinde düşürdüğü cep telefonunun incelemesi sonucu şüpheli görüşme ve mesajlara rastlanması, sanık …’un kimlik bilgilerinin tanık Mehmet Ali’nin beyanı ve kolluk görevlilerinin araştırması sonucu tespit edilmesi, diğer sanık …’ın mahkemedeki beyanı ve teşhisi ile netleşmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fırkası uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşılmış olup, hukuki nitelendirme ve uygulamada, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilirken, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin değerlendirilmemesi” dışında isabetsizlik görülmediğinden, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2021/128 Esas, 2021/176 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.01.2023 tarihinde karar verildi.