YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/24036
KARAR NO : 2023/675
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Midyat ( Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 20.01.2014 tarihli ve 2013/281 Esas, 2014/41 Karar sayılı kararı ile sanığın 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraati ile suça konu emvalin ve nakil aracının sahibine iadesine karar verilmiştir.
2.Midyat ( Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 20.01.2014 tarihli ve 2013/281 Esas, 2014/41 Karar sayılı kararının katılan … İdaresi temsilcisi ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 27.04.2016 tarihli ve 2015/35126 Esas, 2016/16460 Karar sayılı ilâmıyla;
“…Alınan bilirkişi raporuna göre suça konu emvalin tanık beyanının aksine iki yıl önce değil 2013 yılının Nisan ayında kesilmiş olduğunun anlaşılması karşısında sanığın kaçak orman emvali nakletme suçunu işlediği sabit olduğu gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması ,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Midyat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2017 tarihli ve 2016/269 Esas, 2017/362 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 6831 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, aynı Kanun’un 108 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ve aynı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca hapis cezasından çevrilen 500,00 TL adli para cezası ve doğrudan hükmedilen 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, suça konu orman emvalinin 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine, suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 15.09.2021 tarihli ve 2018/7164 sayılı, “Sanığın yargılama konusu yazılı şekildeki eyleminden öngörülen ceza miktarı gözetilerek; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,…” nedenine dayalı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … İdaresi vekilinin temyiz sebepleri;
1.Sanığın kaçak orman emvali nakletme eylemini de gerçekleştirdiğine,
2. Nakil aracının müsaderesi gerektiğine,
3.Re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.03.04.2013 tarihinde orman muhafaza memurları tarafından yapılan rutin kontrol esnasında sanığın idaresindeki kamyonun orman emvali yüklü olduğunun görülmesi üzerine kuru meşe dalları vasfındaki emvalin nakliye tezkeresinin bulunmadığı anlaşılmıştır
2.Sanık … bozma öncesi savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, daha önceden tanıdığı …’ın bahçesindeki emvali kesim izni verilen sahadan getirildiğini düşünerek aracına yüklediğini beyan etmiş, bozma sonrası alınan savunmasında ise orman emvali nakletmediğini, taşıdığı malzemelerin çalı çırpı olduğunu belirtmiştir.
3.Suça konu emval üzerinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi tarafından düzenlenen 01.12.2013 tarihli raporda sanık tarafından nakledilirken yakalanan emvallerin 2-5 cm dip kuturunda, yakacak meşe odunu olduğu, bir kısmının dikili meşe ağaçlarının dal ve gövde odunlarından motorlu testere ve tahra ile kesilmiş olduğu, bir kısmının ise kuru nitelikte bulunduğu, suça konu odunların miktarının 5 ster olduğu tespit edilmiştir.
4.Sanığa bozma ilâmı sonrasında 5237 sayılı Kanun’un 75. maddesi uyarınca önödeme ihtarı içeren davetiye tebliğ edildiği, sanığın herhangi bir ödeme yapmadığı anlaşılmıştır.
5.Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmının gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Mahkeme temyiz incelemesine konu hükme ilişkin kesinleşme şerhleri düzenlendiği anlaşılmış ise de bu şerhlerin hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1.Katılan … İdaresi vekilinin aşağıda belirtilen hususların dışında yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
2.7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda “basit yargılama usulü”nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanunla Ceza Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise;
01.01.2020 tarihi itibarıyla “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş…” dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de,
Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki “basit yargılama usulünün” uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi mecburiyeti hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan … İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Midyat 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2017 tarihli ve 2016/269 Esas, 2017/362 Karar sayılı kararına yönelik katılan … İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.