YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5129
KARAR NO : 2022/8690
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.06.2018 tarih ve 2016/925 E. – 2018/608 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.05.2021 tarih ve 2018/3568 E. – 2021/1068 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının ciro yoluyla hamil olduğu bonoya dayalı olarak başlattığı ilamsız icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile davalı arasında temel borç ilişkisi olmadığını, zamanaşımına uğramış olan bononun adi senet sayılamayacağını, aralarında temel ilişki bulunmayan hamil yönünden yazılı delil başlangıcı teşkil etmeyeceğini, takip dayanağı senedin kıymetli evrak niteliklerine haiz olmadığını, bononun zorunlu unsuru olan tanzim yerinin olmamasının, bononun kambiyo vasfına haiz belgelerden olmamasına yol açacağını, ayrıca ödeme tarihinin 2009 yılı olması sebebiyle bononun zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekili, 13.12.2018 tarihli beyan dilekçesinde, davalının ev ve mobilya alması için davaya verdiği borç paranın karşılığı olarak, davalının davacının ağabeyi dava dışı … adına takibe konu bonoyu düzenlediğini, fakat asıl borç verenin davacı olduğu için davacının ağabeyi … tarafından ciro edilerek bononun davacıya verildiğini belirttiği, davacı tarafından davalıya ödünç para verildiğinin ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı tarafından davalıya borç verilmesi nedeniyle, davacının ağabeyi … adına takibe konu senedi düzenlediğini, asıl alacaklının davacı olması nedeniyle davacının ağabeyi …’ın takibe konu senedi davacıya ciro ettiği hususunu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; somut uyuşmazlığa konu bonoda tanzim yeri olarak belirli bir idari birim adı yazılı olmadığından bononun kambiyo senedi vasfında olmadığı, adi senet niteliğinde olduğu, itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıyı bağlı olduğu, davacı bonoya dayalı takip başlatmış ise de senedin kambiyo senedi vasfında olmadığı, taraflar arasında temel borç ilişkisi olmadığının sabit olduğu bu durumda mahkemece tanık dinletme talebinin kabul edilmeyerek neticeten davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de re’sen değerlendirilmesi gereken kambiyo senedi vasfı mahkemece değerlendirilmediğinden bu husus dikkate alınarak kararın gerekçesi düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçesi düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmasına, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.