YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/12307
KARAR NO : 2009/11344
KARAR TARİHİ : 28.09.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 19.10.1995-31.12.2004 tarihleri arasındaki esnaf … sigortalılığının iptaliyle, SSK sigortalılığının geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışması nedeni ile 19.10.1995-31.12.2004 tarihleri arasında kalan Esnaf … sigortalılığının iptali ve SSK sigortalılığının geçerli olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 19.10.1995-14.07.2006 tarihleri arasında baskın çalışması 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık olduğundan çakışan 19.10.1995-31.12.2004 tarihleri arasındaki … sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 22.05.1995 tarihli talebi ile 23.05.1995 tarihinden itibaren “Lokanta İşletmesi” işinden dolayı 1479 sayılı Yasa gereğince tescil edildiği, vergi kaydının 23.05.1995-31.12.2004 tarihleri arasında, oda kaydının 22.05.1995-15.08.2005 tarihleri arasında Esnaf Sicil Kaydının da 24.10.1995-15.08.2005 tarihleri arasında olduğu, Kurumca 23.05.1995-31.12.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı sayıldığı, 2004 yılı dahil işletmesine ilişkin vergilerini yatırmış olup, Kuruma yatırdığı primler dışında 16.131 TL. prim borcunun olduğu ve 1975/3. dönem ila 14.07.2006 tarihleri arasında toplam 5216 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi hizmetinin olduğu, dava konusu dönemde de 19.10.1995 tarihinden başlamak üzere 14.07.2006 tarihine kadar sürekli … AŞ.’de işçi olarak çalışmalarının bildirildiği görülmektedir.
01.09.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. Maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluş kaydı aranırken, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde yeniden değiştirilerek, zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa kapsamında ise bir kimsenin SSK. Kapsamına girebilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında başka bir Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında da bulunmaması gerekir. 506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinin I/k bendinde “herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılamayacağı belirtilmiştir.Aynı şekilde, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin I ve II. fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başka bir sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında bulunmaması da koşuldur.
Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde, hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı … Yasa’sı ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik Kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayan ve devam eden sigortalılığa geçerlilik tanınmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 E., 2001/659 K. ve 29.06.2005 gün 2005/21-389 E., 2005/430 Kararlarında da önceden başlayan sigortalılığının asıl sigortalılık olduğu özellikle belirtilmiştir.
Davacının vergi kaydı nedeniyle 23.05.1995 tarihinde başlayan … sigortalılığının 19.10.1995 tarihinde başlayan SSK. Sigortalılığından önce olduğu ve 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi uyarınca zorunlu … sigortalısı olması gerektiği açıktır.
Ne var ki, 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 13. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesinde; ” Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ilişkin prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içerisinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ait olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez…”
Aynı Kanunun 14. Maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 26. maddesinde ise “Bu Kanun ve 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 31.03.2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunan sigortalılar veya hak sahiplerinden bu sürelere ilişkin prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları halde yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında Ek 19. madde hükmü uygulanır” denmektedir.
17.04.2008 gün ve 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 73. maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanun’un geçici 17. maddesinde; “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibariyle beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur.Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Anılan maddeler uyarınca, …’la sigortalılık ilişkisi sadece kayıtlar düzeyinde kalan, prim ödemesi bulunmayıp, sigorta kolalrından yararlanmayan, bu nedenle de Kurumla fiilen sigortalılık bağlantısı bulunmayanların sigortalılık sürelerinin durdurulması ve bu sürelere ilişkin sigorta primlerine Kurum alacakları içerisinde yer verilmemesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda bulunan sigortalılara borçlarından imtina, bu yolla sigortalılık sürelerini değerlendirmeme, primi ödenen sigortalılık sürelerini ise, hizmet birleştirmesinde ya da …’dan yaşlılık aylığı tahsisinde kullanabilme hak ve olanağı vermektedir.
Madde kapsamına giren ve aynı sürelerde başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak prim ödeyen sigortalılardan, geçici 26. maddede ifade edildiği üzere prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar, bulundukları halde yapılandırma hakkını kaybedenler ile bu uyuşmazlıkta olduğu gibi aynı amaca yönelik dava açanlar hakkında Ek. 19. madde hükmünün uygulanması gerektiği açıktır.
Bu düzenleme karşısında; çakışan sigortalılık sorununun Ek 19. madde uygulanarak, geçerli … sigortalılık süreleri saptandıktan sonra çözümü gerekmektedir. Yapılacak değerlendirme sonrasında, … sigortalılığın durması gereken tarihten sonraki bir başka sosyal güvenlik kanunu kapsamında geçen süreler çakışan sigortalılık olarak kabul edilmeyecektir.
Davanın yasal dayanaklarına ilişkin yapılan bu açıklamalardan sonra, davadaki soruna gelince; davacının vergi kaydına dayalı olarak geçen Lokanta İşletmesine ilişkin bağımsız çalışmasının tanık beyanları gereğince 1-1.5 yıl sürüp sonrasında işyerinin devredildiği bu nedene dayalı olarakta olayda aynı tarihlerde “…” işyerinde geçen çalışmasının baskın olduğu gerekçesi ile çakışan … sigortalılığının iptaline karar verilmiş ise de açıklandığı üzere davacının 14.09.2001-01.07.2002 tarihleri arasında yaptığı prim ödemelerinin hangi süreye ilişkin olduğu, bakiye prim borcu nedeni ile 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu olup olmadığı kısaca 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17. Maddesi kapsamına girip girmediği araştırılmadan eksik inceleme ile sonuca gidildiği ortadadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.07.2008 gün ve 2008/21-472-491 sayılı bozma kararı da aynı yöne ilişkindir.
Yapılacak iş; davacının … sigortalılık süresi olarak değerlendirilen 9 yıl 7 ay 8 günlük sürede, davacının yapmış olduğu prim ödemelerinin tam olarak karşıladığı ayın sonu davalı Kurumdan sorularak, Geçici 17. madde kapsamında 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcunun olduğunun tespiti halinde, 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının ödediği primlerinin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle durdurulmasına, 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının bu tarihten sonra geçerli sayılmasına karar vermek, olayda Geçici 17. maddeden yararlanma koşulunun bulunmaması halinde ise; 1479 sayılı Yasa’nın 25. maddesinde açıklandığı üzere işlem yapılması gerektiği açıktır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosyadaki belgelerden davacının 23.05.1995 tarihinde başlayan sigortalığı önceden başlayan sigortalık olduğuna göre; 23.05.1995 tarihinde başlayan vergi kaydı nedeniyle … sigortalısı olduğu açıktır. Davacının … sigortalılığının sona ermesi yönünden ise sigortalının vergi yükümlülüğünü gerektiren faaliyetine son verdiği tarihinin belirlenmesi gerekir. Davacının Lokanta İşletme işini fiilen 1-1.5 yıl yaptığına ilişkin ileri sürdüğü iddiası, tanık beyanlarınca doğrulanmış ise de, davacının yapmış olduğu 1995-2004 yılları arası tüm yıllara ilişkin vergi ödeme belgeleri karşısında dayanaksız kalmaktadır. Bu halde yapılacak iş ise; davacının Lokantacılık faaliyetine ilişkin bağımsız çalışmasını ne şekilde sürdürdüğü, işin niteliğine göre emniyet, belediye ve zabıtadan işyeriyle ilgili ruhsat, izin belgesi, tutanak gibi belgelerin bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerektiğinde kayıtlı kamu tanıkları tespit edilerek, davacının …’de geçen çalışmaları ile Lokanta işini nasıl yürüttüğünün belirlenmesi, kısaca bağımsız çalışmasının “fiili” bir çalışma olup olmadığının araştırılması çalışmanın “fiili” olduğuna dair sonuca varıldığında ise bağımsız çalışmanın fiilen sürdüğü tarih dikkate alınarak önceden başlayan sigortalılığının … sigortalılığı olduğu da dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile hatalı görüş ve yoruma dayalı bilirkişi raporuna dayalı verilen hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.