YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4874
KARAR NO : 2009/917
KARAR TARİHİ : 26.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet nedeniyle reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan …’un ortağı olduğu şirketin müvekkiline olan vergi borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında amme alacağının tahsilini engellemek amacıyla kendisine ait olan …ilçesinde kain 2 ada 33 nolu parseldeki 1/2 payı ile 465 nolu parseli davalılardan …’e, 550 sayılı parseli ise davalılardan …’a sattığını öne sürerek yapılan satış işlemlerinin iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …, taşınmazları gerçek bedellerini ödeyerek satın aldığını davalı … taşınmazı, değerini ödeyerek satın aldığını ve aldıktan sonrada başka kişilere sattığını savunarak davanın reddini istemişler, davalı … ise, davanın yerinde olmadığını savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece taşınmazların dava açılmadan önce dava dışı kişilere temlik edildiği gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24. ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davaya konu edilen taşınmazların dava tarihinden önce dava dışı kişilere temlik edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. İptal davasının konusu iptale tabi bir tasarruf ile borçlunun 3.kişiye devretmiş olduğu mal veya hak üzerinde davacı alacaklının cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde etmesidir. İptal davası ayni bir dava olmayıp şahsi bir davadır. Dava konusu mal veya hak lehine tasarruf yapılmış olan 3. kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu 3. kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde, davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4. kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edilebilir.
Somut olayda dosya arasındaki tapu kayıt örneklerinden davalı borçlu … dava konusu edilen taşınmazlardan 550 sayılı parseli davalılardan …’a satarak adına tescil edildiği bu taşınmazın daha sonra …’a devredilip halen adına kayıtlı olduğu, 2 ada 33 nolu parselin 1/2 payının borçlu davalı … tarafından davalı …’e, … tarafından …’a satıldığı, 465 sayılı parselin yine borçlu … tarafından davalılardan …’e, … tarafından da …’ya satılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı alacaklı Maliye Bakanlığınca taşınmazları 3. kişi konumundaki davalılar … ve …’den devralan 4. kişi konumundaki …, … ve …’nın kötü niyetli olduklarının ileri sürülmesi halinde adı geçen kişileri davaya dahil edip etmeyeceği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya dahil ettiği takdirde kendilerine tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, aksi halde 3. kişiler … ve … yönünden davanın tazminat isteğine dönüştüğü kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları dinlenip, delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının davasının husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.