Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/7633 E. 2023/1180 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/7633
KARAR NO : 2023/1180
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/455 Esas, 2021/847 Karar sayılı, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 20.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.02.2022 tarihli ve 2021/25408 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27727 sayılı Tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.04.2022 tarihli ve KYB-2022/27727 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanığa 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında davaya devam olunacağı nazara alındığında, somut olayda, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 10 gün içinde müracaat etmesine dair İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2015/7029 DS sayılı çağrı yazısının 11/05/2015 tarihinde sanığın bilinen son adresinde işte olması sebebiyle bulunamaması üzerine komşusuna haber verilerek tebliğ edildiği, sanığın tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 15/06/2015 tarihli ve 2015/7029 DS sayılı yazısı ile dosya kaydı kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmiş ise de; tek başına bu durumun ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı esasen denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmek üzere mahkemesince kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında 07.03.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2015 tarihli ve 2015/30719 soruşturma, 2015/2133 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 20.04.2015 tarihinde usulûne uygun şekilde tebliğ edilerek infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 24.04.2015 tarihli ve 2015/7029 DS sayılı çağrı yazısının şüpheliye 11.05.2015 tarihinde usulûne uygun şekilde tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyanın kapatılmasına karar verilerek 28.07.2015 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

C. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararının kaldırılarak 02.09.2015 tarihli ve 2015/30719 Soruşturma, 2015/26068 Esas, 2015/21669 sayılı iddianame ile kamu davası açıldığı,
D. İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2017 tarihli ve 2015/767 Esas, 2017/266 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 24.03.2017 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
E. Sanığın denetim süresi içerisinde 16.12.2020 tarihinde işlediği hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, İzmir 35.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/455 Esas, 2021/847 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 20.10.2021 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
F. Dosya kapsamına göre; sanığa 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta “ısrar” ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa “önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı” uyarısı ile yeniden tebligat yapılması bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında davaya devam olunacağı dikkate alındığında, sanığa 10 gün içinde başvuruda bulunmasına dair İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 2015/7029 DS sayılı çağrı yazısının 11.05.2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması üzerine İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 15.06.2015 tarihli ve 2015/7029 DS sayılı yazısı ile dosya kaydı kapatılarak Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmiş ise de; tek başına bu durumun ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmediği, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca durma kararı verilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli ve 2021/455 Esas, 2021/847 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.