Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9988 E. 2009/13348 K. 22.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9988
KARAR NO : 2009/13348
KARAR TARİHİ : 22.10.2009

Davacılar,karşı davalılar(3.Kişiler)1-…2-…… vekili Avukat … ile davalılar karşı davacı(Alacaklı) … vekili Avukat … davalı(Borçlu) … aralarındaki istihkak davası hakkında Ümraniye İcra Mahkemesinden verilen 10.1.2007 gün ve 7/1 sayılı kararın onanmasına ilişkin Dairemizin 16/10.2008 gün ve 22193/16096 sayılı ilamına karşı davalı karşı davacı(Alacaklı) tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacı alacaklının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan HUMK.’nun 440.maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine.
2-Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu’nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı üçüncü kişinin istihkak davası ile davalı alacaklı tarafından İcra ve İflas Kanunu’nun 97/11. maddesine dayalı olarak açılan karşılık tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
Mahkemece istihkak davasının kabulüne, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmiştir.
Karşılık tasarrufun iptali davaları, İcra ve İflas Kanunu’nun 97/11-281 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 512. maddeleri gereği genel hükümlere göre görülür ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi ile 1 sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Hal böyle olunca, takip konusu alacak tutarı ile iptal davasına konu tasarrufun değerinden hangisi az ise, o değer üzerinden %054 oranında hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4’ü Harçlar Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca peşin olarak alınması gerekir.
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 27. maddesinin son fıkrası hükmünde, harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve aynı Yasa’nın 30. maddesinde de, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK.’nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulmasının, noksan olan harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır.
Somut olayda, davalı-karşı davacı alacaklı, 04.04.2005 havale tarihli cevap dilekçesi ile karşılık dava olarak tasarrufun iptali davası açmış ve sadece maktu harç yatırmıştır. Mahkemece, davalı-karşı davacı alacaklı vekiline karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının harcını tamamlaması için süre verilmemiştir. Bu durumda, mahkemece, davalı-karşı davacı alacaklı vekiline karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının harcını tamamlaması için süre verilmesi, bu süre içerisinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, HUMK.’nun 409. maddesi hükmü uyarınca karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davası dosyasının işlemden kaldırılması, bu maddede öngörülen süre içerisinde harcı yatırılmak suretiyle dava dosyasının yenilenmesi halinde davaya kaldığı yerden devam edilmesi, üç aylık süre içerisinde harç yatırılmak suretiyle dava yenilenmediği takdirde karşılık olarak açılan tasarrufun iptali davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın kesin hüküm oluşturacak şekilde karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmiş olması ve bu ret kararı sebebiyle de nispi avukatlık ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, Dairemizce kararın karşılık tasarrufun iptali davası yönünden bozulması gerekirken, maddi yanılgı sonucu bu yön gözardı edilerek davalı-karşı davacı alacaklının tüm temyiz itirazları ret edilerek karar onanmıştır.
O halde, davalı-karşı davacı alacaklının bu yönleri amaçlayan karar düzeltme istemi kabul edilerek Dairemizin 16.10.2008 tarihli karşılık tasarrufun iptali davasına ilişkin onama kararı kaldırılmalı, davalı- karşı davacı alacaklının karşılık tasarrufun iptali davasına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemenin 10.01.2007 tarihli karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 16.10.2008 günlü 2007/22193 Esas, 2008/16096 Karar sayılı onama kararının kısmen kaldırılmasına, mahkemenin 10.01.2007 tarihli ve 2006/7 Esas, 2007/1 Karar sayılı karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının reddine ilişkin kararının BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.10.2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Dairemizce tasarrufun iptali davası olarak vasıflandırılan karşı davanın, icra takibinde alınan ve itiraza uğramayan kıymet takdir raporunda gösterilen değer yerine, dava dilekçesinde 2.000 YTL değer gösterilmek ve bu değer üzerinden harçlandırılmak suretiyle ikame edilmiş olduğu dosya kapsamıyla sabittir.
Bu durumda, karşı dava tarihinde takip konusu borç tutarının ve mahcuzların değeri belirgin olduğu halde karşı dava dilekçesinde dava değerinin düşük gösterilmesinin doğrudan karşı davacı yana ait bir “yargılama kusuru” olarak nitelendirilmesi yanlış olmayacaktır.
Diğer bir yandan, istihkak davasının davacılarının da karşı dava dilekçesinde gösterilen bu değere karşı koymadıkları yine dosya kapsamıyla belirgindir.
Yerel mahkemenin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, bu nitelikteki davalar nispi harcı tabi olup, karşı davada harcın tamamlatılması cihetine zuhulen gidilmediği de ortadadır. AnCak, yerel mahkemece, karşı dava, bu eksikliğe karşın esastan incelenip sonuçta ispat edilemediğinden reddedilmiş olup, varılan bu sonuç itibariyle karşı davacıdan temyiz aşaması itibariyle tahsili gereken bir harcın kalmamış olduğu da yine dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Nitekim, karşı davacı-davalının gerek ortada “karşı dava” olarak adlandırılabilecek bir dava olmadığına, karşı davanın eksik harçla ikame edildiğine ve gerekse de karşı davanın esastan reddine ilişkin olarak gösterdiği temyiz itirazları Dairemizce benimsenmemiş, karşı davacının tüm temyiz itirazlarının reddiyle karşı davaya ilişkin esastan red kararı onanmıştır. Dairemizin bu onama kararıyla, karşı davanın esastan reddine ilişkin yerel mahkeme kararını sonuç itibariyle doğru bulduğu, temyiz edenin sıfatı da gözetildiğinde davanın eksik harç yatırılmak suretiyle açıldığına ilişkin temyiz itirazlarını sonuca etkili görmediği anlaşılmaktadır. Söz konusu onama kararının, davanın bidayetinde yatırılması gereken peşin harcın bizatihi karşı davacıya ait bir yargılama kusuru nedeniyle eksik yatırılmasından ötürü, adeta bu kusurlu usuli işlemi yapan tarafa yeni bir hak bahşedilmesine yol açacak, yapılan tüm usuli işlemlerin geçersizliği sonucunu doğuracak, davanın yeni baştan görülmesini gerektirecek bir uygulamayı doğru bulmadığı; bunun yerine, belirtilen yönleriyle, tarafların hak ve çıkar dengesine, davanın bir parçasını teşkil eden istihkak davalarının sür’atle çözümlenmesine ilişkin yasal düzenlemeye ve anayasal usul ekonomisine uygun bir uygulamayı benimsediği ortadadır (benzer bir görüş için bkz.: Kuru, B., Prof.Dr, HMU, 4. bası, cilt 4, sh. 3672-3673, dipnot 67-78 ve civarı).
Ancak ve ne var ki, yukarda da değinildiği üzere, karşı davanın bidayetinde noksan gösterilen dava değerine, karşı davalı yanca karşı çıkılmaması nedeniyle, esastan reddi gereken karşı davadaki vekalet ücretinin eksik gösterilmiş olsa dahi, itiraz olunmaması nedeniyle karşı davacı lehine oluşan usuli haktan ötürü, bu değer esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği de açıktır. Bu nedenle, yerel mahkeme hükmünün karşı davanın reddi nedeniyle hükmedilen vekalet ücretinin tutarı bakımından düzeltilerek onanması görüşünde olduğumdan Dairemizin muhterem çoğunluğunun aksi yöndeki değerlendirmesi ve kararına katılmaya olanak görmüyorum.