YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4288
KARAR NO : 2022/8201
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl davada davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.07.2009 tarihli ve birleştirilen dava davacısı vekili tarafından 25.01.2013 tarihli dilekçeler ile miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemleri üzerine asıl ve birleştirilen davanın kabulüne dair verilen hüküm Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/280 Esas ve 2016/309 Karar sayılı kısmi olarak bozulmuş ve temyiz itirazları yerinde görülmeyen geri kalan kısımlar 01.10.2020 tarihinde kesinleşmiş olup bir kısım davalılar vekili tarafından yapılan tavzih talebinin reddine dair verilen 28.12.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl ve birleştirilen davalar, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Asıl dava davacısı vekili, davalılar ile müvekkilinin muris … ve … …’in mirasçıları olduklarını, murislerinin vefatından sonra aralarında rızai taksim ve miras payının temliki ve anlaşma sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşmeye göre müvekkillerine davaya konu edilen 383 parsel sayılı taşınmazın tamamının, 76 parsel sayılı taşınmazın 1/2’sinin, 36 parsel sayılı taşınmazın 7.850/17850 hissesinin ve 1933 parsel sayılı taşınmazın da tamamının verildiğini ve 1986 yılından beri müvekkillerinin adı geçen taşınmazları bu şekilde kullandıklarını belirterek miras taksim sözleşmesine göre bu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adlarına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.10.2012 tarih; 20120/1250 Esas ve 2012/8487 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Asıl dava davalılarından … vekili de … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/40 Esas sayılı dava dosyasıyla taksim sözleşmesinde belirtilen 239 ada 1 parsel, 250 ada 1 parsel, 251 ada 3 parsel ve 230 ada 1 parsel sayılı taşınmazların 7.850/10.000 hissesinin; 230 ada 1 parsel, 626 parsel, 627 parsel ve 628 parsel sayılı taşınmazların 1/3’er hissesinin tapu kayıtlarından iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiş ve mahkemece, bu davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm, asıl dava davacısı vekili, birleştirilen dava davacısı vekili ve asıl davanın bir kısım davalıları vekilince temyiz edilmiştir. Yapılan inceleme sonunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarih; 2017/10230 Esas ve 2020/1110 Karar sayılı ilamıyla yerel mahkeme hükmünün 10. ve 15. maddelerinin bozulmasına karar verilmiş; hükmün diğer maddeleri ise 01.10.2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, 09.11.2020 tarihli dilekçesiyle, yerel mahkeme hükmüne yönelik tavzih talebinde bulunmuş olup mahkemece, 28.12.2021 tarihinde diğer tavzih talepleriyle birlikte bu talebin de reddine karar verilmiştir.
Bir kısım davalılar vekili, hükmü temyiz etmiştir.
Somut olaya gelindiğinde;
1-) Hükmün tavzihi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305. maddesinde düzenlenmiş ve bu müessesenin herhangi bir tanımına yer verilmemiştir. Öğretide, bunun, “bir hükmün müphem olması veya birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde hükümde gerçek anlamın meydana çıkarılması amacıyla başvurulan bir yol” olarak tanımlandığı görülmektedir (Baki, Kuru, vd.: Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2009, s.755). 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinin 1. fıkrası ise “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.” şeklinde düzenlenmiş olup buna göre, bir kısım davalılar vekilinin tavzih talepleri hükmün değiştirilmesine yönelik olduğundan taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin tavzih kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan bir kısım davalılar vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazının reddiyle … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.12.2021 tarih; 2020/388 Esas ve 2021/647 Karar sayılı tarihli tavzih kararının ONANMASINA, onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 29.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.